• $13,553
  • €15,2658
  • 776.605
  • 1981.04
7 Nisan 2018 Cumartesi

Kent estetiği, ihale kriterlerinden mi?

Bahar bütün güzelliğiyle yaklaşıp, yine cömertçe tüm kentsel çarpıklıklarımızı örtse de, içinde yaşadığımız kentlerdeki etik ve estetik sorunlar göze gelmeye devam ediyor. Huzur ve sükûneti çiğneyen, ezip geçen kentleşme serüveni, sanayi devriminden bu yana yeryüzünün kaderi haline geldi. Artık insanoğlu, kendi doğasıyla bütünleşebilmek için fıtri, doğal, el değmemiş köşeler aramak durumunda. Kente göç, çok yakın bir zamanda tersinden bir göçü başlatacak. İnsanlık geldiği topraklara dönmek isteyecek. Fakat korkarım ki, aradığını bulma noktasında elindeki tüm doğal mirası yitirmiş olacak.

İnsanlığın bu ortak günahını hafifletecek, hepimizin parçası olduğu bu gidişatı tüm yönleriyle dönüştürecek köklü paradigmatik dönüşümler gerekli.

Bir yandan buna zihin yorarken, bir yandan da akıp giden gündelik gidişata da el atmamız gerekiyor. Özellikle büyükşehirlerde göz ve gönül yoran nice kentsel estetik sorunları var. Sözgelimi kent mobilyaları, kent estetiğini önemli ölçüde etkileyen bir konu.

Bir kente girdiğinizde kentsel tasarım çok yönlü olarak konuşmaya başlar. Kentin kimliğinden, kentlilerin etik ve estetik tercihlerine kadar kodlar sunar. Sözgelimi bir Eskişehir ile Erzurum farklı kimlikler yansıtır. Ya da bir kıyı şehri ile bir Orta Anadolu şehri başka şeyler söyler.

Kent tasarımcıları, kentsel mobilyalarda kullanılan malzemelerin dahi insan psikolojisi üzerinde etkisi olduğunu söyler. Doğal malzemeler huzuru, taş malzeme sessizliği teşvik ederken, seramik yaratıcılık ve hayal gücünü canlandırıcıdır. Temiz, bakımlı olmanın ötesinde renk uyumu, ölçü ve oran dengesi, özgünlük, her biri kent kimliğini belirleyen unsurlardır.

Kenti inşa ederken sadece ihtiyaçlar değil, etik ve estetik ölçütler de gözetilmeli. Fakat ne yazık ki belediyelerin ihale kriterleri arasında etik ve estetik konusu, maliyet ve diğer kriterlerin gerisinde kalıyor. İstanbul Beşiktaş’ta bir örneğini gördüğüm, martı şeklinde telefon kabinleri, ne Mimar Sinan’ın ruhunu yaşatan bir şehre, ne de modern bir dünya metropolüne uygun bir tercih.

Kentsel estetik adına bir başka kriz tabelalar… Mecidiyeköy’den Ümraniye’ye böylesi bir tabela karmaşasını hangi göz ve gönül kaldırabilir? Daha da acısı, İstanbul’un birçok bölgesi kentsel dönüşümlerle yenilenirken, büyük bir arınma fırsatı kaçırılıyor. Yeni binalarda dahi, tek kelimeyle fecaat diye nitelenebilecek görüntüler ortaya çıkıyor. Herkesin her yere istediği gibi tabela kondurabildiği bir düzende ne estetikten, ne uyumdan ne de bir kentsel modernleşmeden söz edilebilir. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin bu konuya standartlar getirerek etkin şekilde müdahil olması gerekir.

Şehri imar ve inşa ederken, gözetilen tek kriter, ihtiyaçlar değil, etik ve estetik değerler olmalı. Aynı şekilde tasarım günlük hayatın ihtiyaçlarını geri plana atan değil, işlevsellik ile estetiği bir arada sunan bir eylem olmalı.

<p>Peki, Ümraniye Belediyesi'nin yeni projeleri neler olacak?  3. Ümraniye Kitap Fuarı için çalışmal

2. Ümraniye Kitap Fuarı yoğun ilgi gördü…

AFAD'dan Afganistan'daki ihtiyaç sahibi 2 bin aileye gıda yardımı

Antalya'yı fırtına vurdu! Dev dalgalar oluştu, ağaçlar devrildi

1,5 ton skunk ele geçirildi