• $9,4545
  • €11,0441
  • 540.852
  • 1455.42
29 Ağustos 2017 Salı

İbadet maratonu

Medine'den Mekke'ye gidiş, bir yanda Peygamber şehrinden ayrılışın burukluğunu, diğer yanda Kâbe ile buluşmanın heyecanını birleştiren son derece özel bir yolculuk.

Tıpkı, Hz. Peygamber'in ilk ve son hac yolculuğuna çıkışında olduğu gibi, bir cumartesi günü Medine'den ayrılıp, sünnete uygun şekilde Zulhuleyfe'de ihrama girip, Mekke'ye yöneliyoruz.

İslami kültürde şehirlerin anası Mekke'ye, yerkürenin merkezi Kâbe'ye gidebilmek, Allah'ın davetine mazhariyet olarak algılandığı için, gidebilenler bu özel sıfata layık olmanın sorumluluğuyla dolu hissediyor kendini. Öte yandan memleketten getirilen selam ve duaları arz etme yükümlülüğü ile...

Mekke'ye ayak basmak demek, bir ibadet maratonuna başlamak demek aynı zamanda. Tavaf ve Safa-Merve arasında Sa'ydan oluşan umre vazifesini tamamlayan Müslümanlar, sonrasında adeta kendileriyle bir yarışa giriyorlar. Nafile tavaflar, eda edilen namazlar, tesbihatlar, Kur'an tilavetleri birbirini kovalıyor, her gün doz bir miktar artıyor. Hedef; arınmak, varlığın anlam ve şuuruna ermek.

Bir semboller harmanı olan umre ve hac ibadeti, bu kodları çözmekle ilgili. Toplumumuzda genel olarak hep fıkhi yönü ön planda olan hac ibadeti, aynı zamanda metafizik bir derinleşme eylemi. Sezai Karakoç haccı, 'takva amaçlı, metafizik kıyılı, tarih ve toplum yolculuğu' olarak tanımlıyor.

Elbette herkes kabı ölçüsünde bu yolculuktan istifade ediyor, anlamlandırıyor. Katman katman bir mana dünyası var zira sayıların, eylemlerin ve işaretlerin.

Öte yanda hac aynı zamanda, bir benzeri hiçbir dinde olmayan sosyolojik bir vakıa. Dünyanın dört bir yanından, birbirinden çok farklı kültürel yapılardan gelen milyonlarca insan bir araya geliyor. Bu gerçekten üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir konu. Hiçbir aykırı davranış yaşanmadan, farklı mizaçlar, meşrepler çeşitli zorluklar altında ortak bir ibadet gerçekleştiriyorlar. Hac bir yönüyle bireysel olduğu kadar toplumsal bir ibadet aynı zamanda. Bu derece farklılıkların bir arada, böylesi toplu bir ibadeti gerçekleştirebilme kapasitesi, aslında İslam dünyasının, doğasında ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu da gösteriyor. Modern dünyanın 'bir arada yaşama, çokkültürlülük' arayışı, İslam dünyasında asırlardan beri zaten yaşanıyor. Bugünkü 'küreselleşme' tecrübesi, barındırdığı coğrafya ufku itibarıyla Müslümanlar tarafından çoktan tecrübe edilmiş.

Müslümanların birlikte hareket edebilme kabiliyetinde, Hadis ve Sünnet'in oluşturduğu yaşam adabının çok önemli bir yeri var. Aynı öğretinin rahle-i tedrisinden geçmiş Müslümanlar, gündelik hayatın detaylarını içeren pratiklerde tıpkı tespih taneleri gibi, ahenkli bir bütün oluşturabiliyorlar.

Elbette bu toplumsallaşmanın dünyada Müslümanlar lehinde bir siyaset, bir iktidar alanı oluşturamamış olması çok boyutlu olarak tartışılması gereken bir konu. Hac her ne kadar söylem bazında bir 'şura, buluşma, Müslümanların sorunlarını konuşma' gibi fonksiyonlarla tanımlansa da, pratikte ne yazık ki böyle bir karşılığının olmaması üzüntü verici.

Fakat her şeye rağmen bu buluşma, Müslümanların bireysel ve toplumsal hayatında son derece belirleyici, etkileyici bir güce sahip. Burada herkes arınmak için bir maraton koşucusu. Koşunun hızı, Arafat'ta zirveye ulaşacak.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu