• $9,51
  • €11,0993
  • 546.231
  • 1455.42
15 Ağustos 2017 Salı

Hakikat arayışına gölge yaptığımız gençler

Dini pratikler ve yaşam biçimleri üzerine sevimsiz tartışmaların yaşandığı ve bu gündemin içimizi kararttığı şu günlerde bir genç tanıdım ve doğrusu ruhum aydınlandı. Kendi defolarımızı, bulunduğumuz sosyal ortamların dejenerasyonunu, yaşadığımız dünyanın çelişkilerini tartabileceğimiz parlak, tertemiz bir ayna o.

İstanbul’un en iyi liselerinden birinde okuyor. Çok yönlü, başarılı bir genç. Zekasının parlak ışığı, ilgi duyduğu herşeyi aydınlatıyor.

Yaşadığımız çağın albenili tuzaklarına rağmen, fıtrat temizliğini muhafaza gayreti içinde kendini inşa etmeye çalışıyor. Delikanlılığın gürül gürül aktığı bir dönemde hayatı sorgulayıp hakikati arıyor. Sosyo-politik gündemin felce uğrattığı din tartışmalarından sıyrılıp, çetin sorgulamalar yapıyor. Kâh her şeyi kritik ediyor, kâh kendini mistik yolculuklara bırakıyor. Çalkantılı bir denizde pusula bulmaya çabalıyor.

Bu özel yolculuğunda onu meşgul eden arkadaşlıkları afyon olarak görerek, hakikati kendi yalnızlığında arıyor. Kitaplar okuyor; kâh edebiyatın, kâh tasavvufun, kâh asırları aşıp gelen klasik eserlerin zenginliğine kiralıyor zihnini.

Gündelik hayatı eleştiriyor, annesinin aldığı tişörtün gerekliliğini tartışıyor, dolu gardrobunu göstererek. Kardeşleriyle oyunda geçirdiği bir saati telafi etmek için, ertesi sabah alarmını bir saat erkene kuruyor. Akranlarının, teknolojiye, kafelere ve eğlence mekanlarına teslim olduğu bir dünyada, o zihinsel ve ruhsal sörfler yapıyor.

Entelektüel tartışmalara kulak kabartıyor. Egoların çarpıştığı ortamlarda insanları gözlemliyor. Davranışları öylesine saygılı, öylesine rafine ki, muhatap olduğu hoyratlıklar onu kurulu düzene yabancılaştırıyor. Aidiyet hissi duymakla uzaklaşmak arasında gel-gitler yaşıyor.

Ona baktığınızda insanın fıtratındaki temizliği, iyi olma potansiyelini görüyorsunuz. Kim bilir onun gibi nice genç var toplumda, hakikat arayışçısı olan.

Fakat ne yazık ki, biz yetişkinlerin hakimiyet kurduğu toplumsal düzen, onların bu arayışına bırakın pusula olmayı, ket vuruyor. Hakikatin sesini duymalarına dahi engel oluyor çıkardığımız uğultu.

Yusuf İslam’a atfedilen bir ifade var; ‘Müslümanları tanımadan önce Kur’an’ı tanıdım. Eğer önce Müslümanları tanımış olsaydım asla Müslüman olmazdım.’ Bir İngiliz müzisyenin hakikati arayış sürecinde, İslam dünyasının gerçekliğini gösteren bu ifade, gençlerimiz için de geçerli. Maalesef, hayatın gerçek anlamıyla arasında perde olduğumuz nice parlak genç var.

Tekelimize aldığımız din, ahkam kestiğimiz fikirler, cinsiyetçi ve toplumu kutuplaştıran kimlik dayatmalarıyla öylesine sevimsiz bir örneklik sunuyoruz ki, temsil ettiğimizi düşündüğümüz değerler, inandırıcılığını kaybediyor.

Bu gençler hatırına, kurduğumuz düzeni, yaşadığımız dünyayı, kullandığımız din dilini gözden geçirmek durumundayız. Gençlerin hakikatle arasında perde olmak yerine, onların özündeki iyiliği hakim kılmak üzere, bir ihya ve inşa seferberliği başlatmalıyız. Ancak bu yüzleşme ve özeleştiri ile geleceği imar edebiliriz.

Tanıdığım o gence, özünde gördüğüm ‘sadelik içinde ihtişamı, sukunet içinde belagatı, zarif bir durgunluk içinde duygulu bir hayatiyeti ve parıltılı bir hayat içinde kibar bir hakikati hissettirerek’ yaşamını sürdürme fırsatını vermeliyiz.

Zira sahip olduğumuz en değerli şey, tam olarak bu potansiyel!

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu