• $16,611
  • €17,7142
  • 980.111
  • 2554.08
27 Ağustos 2016 Cumartesi

Etnospor Kültür Festivali’nin düşündürdükleri

İki kutuplu dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçiyoruz. Artık süper güç tanımı, yerini güçler tanımına bırakıyor. ABD ve Rusya’dan sonra Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerin ekonomik ve siyasi gelişimi, dünya düzenini değiştiriyor. Türkiye gibi, gücünü tarihsel derinliğinden, jeopolitik konumundan ve büyüyen ekonomisinden alan ülkeler de, yeni dünya düzenini biçimlendiren konumlar elde ediyor.

Benzer şekilde Batı merkezli modernizm, artık yerini yerel modernliklere bırakıyor. Bu gelişme, modernliği Batı toplumlarının tekelinden çıkarıyor, kendi modernliğini inşa edip, onu yeniden üretiyor. Her ne kadar küreselleşme tüm dünyayı kuşatsa da, yerel medeniyet havzalarında küreselleşmenin dayatmalarına karşı güçlü bir itiraz var. Gerek siyasal olarak, gerek ideolojik olarak bir direnç gelişiyor.

Kültür de, bu direnişin başlıca alanlarından birisi. Modernizmin dünyayı tektip bir kültürel alana hapsettiği bir dönemde, medeniyetlerin binbir rengini taşıyan unsur olarak kültürel ihyanın önemi gittikçe artıyor. Bunun adresi de gelenek. Gelenekler, değişimin dinamik kaynağı olarak yeniden yorumlanır, modernliğin içine ne kadar taşınabilirse yerel modernleşme o oranda başarılı olur. Küreselleşme ile yerel dinamikler arasındaki gerilim o oranda azalır. Aksi halde gelenek, dondurulmuş ya da müzeleştirilmiş olarak hayattan çekilir, boşluklar ise, küreselleşmenin tektipli yönelimleriyle doldurulur.

Aslolan, küreselleşmeden kaçınamadığımız bir dünyada, gücünü yerel dinamiklerden alan özgün bir modernleşme hikayesi inşa edebilmektir. Elbette bu inşanın dayanak noktası gelenektir. Redd-i miras üzerine şekillenen Türk Modernleşmesi, geleneğin modernliğe engel teşkil ettiği varsayımından hareketle ne yazık ki, gelenekle olan bağını kopardı, hafızasız bir toplum yarattı. Bugün ise, düştüğümüz yerden kalkmak durumundayız.

Dünya Etnospor Konfederasyonu’nun organize ettiği Etnospor Kültür Festivali bu açıdan önemli bir girişim. Türk kültürünün sportif ve kültürel unsurlarını hayata katma girişimi olarak değerlendirmek mümkün.

Üç günlük festival sayesinde gençler, müzelerin etnografya seksiyonlarında, camlı vitrinlerin arkasında gördükleri ok, yay ve diğer maddi kültür unsurlarına dokunma imkanı buluyorlar. Okçuluktan, atlı cirite, kökbörüden bir zekâ ve strateji oyunu olan mangalaya kadar tarihin zenginliğini fark edip, medeniyet değerlerine zihinsel bir kapı aralıyorlar.

20’ye yakın ülke temsilcisinin yer aldığı bu tür yapılanmalar, aynı zamanda kültürel diplomasi alanına da katkı sağlıyor. Zira uluslararası ilişkiler sadece siyaset ve ekonominin mevzusu değil. ‘Soft Power’ dediğimiz yumuşak güç unsuru olarak kültürel etkinlikler, ülkeler arası ilişkilerin güçlenmesine de katkı sağlıyor.

Türkiye gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse kültürel olarak büyük bir hamle içinde. Dünya konjonktürü içinde esaslı bir karşılığı olan bu yeni uyanışın kültürel ayağını daha da güçlendirmek gerekiyor. Zira kültür, bu gelişimin bir siyasi retorikten çıkıp, hayat bulmasına, kalıcı hale gelmesine imkân sağlayacak yegâne alan. Çünkü kültür, bir fikri, bir söylemi toplumun kılcal damarlarına taşıma kapasitesine sahip. Edebiyattan, musikiye, spordan, klasik sanatlara kadar farklı alanlarda bu tür kültürel girişimlerin daha fazla desteklenmesi gerekiyor.

<p>Odaknoktasında; kaliteli ve sağlıklı hayat tarzını, aile yaşamını ve insanıönceleyentv4 bunu yapa

tv4 Ekranlarında Bizleri Neler Bekliyor? Filiz Zengin Akşam tv'ye anlattı.

Bakan Karaismailoğlu, kazı çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı! Yüzde 95'i tamamlandı

Gösteri sırasında piton adamı boğdu! Dehşet anları

Yeni keşifler için çalışmalar başladı! ''Tarihin sıfır noktası''