• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
28 Haziran 2014 Cumartesi

Dini siyasete karıştırmak ve mahyalar

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

‘Din ile siyaseti birbirine karıştırmak’, Türkiye gündeminde her zaman tartışılmış bir mesele. Zira ‘din ile olmuyor, dinsiz de olmuyor’ şeklinde özetlenebilecek bir Türkiye siyasal tarihi var ortada. Kurucu devlet ideolojisi bir yanda laikliği benimserken, diğer yandan toplum hayatından silip atamadığı dini zaman zaman birleştirici bir unsur olarak kullanmaktan geri durmamıştır. Nitekim dinin ‘elverişli’ bir siyaset malzemesi olarak kullanılışının en çarpıcı örneklerinden birisi tek parti dönemi mahyalarıdır.
Ramazan ayında minareleri süsleyen mahyalar, birtakım siyasal mesajların taşıyıcısı olarak kullanılmış, toplumun dini hissiyat içinde bu fikirleri içselleştirmesi öngörülmüştür. ‘Varol İnönü, Ne Mutlu Türküm Diyene, Türk Yılmaz’ gibi dönemin ideolojisini yansıtan mesajlar tek parti Türkiye’sinden kalma ilginç görüntülerdir.
Din ile siyaset arasındaki mesafe meselesi, bu tarihi mirasa ve tüm çelişkilerine rağmen bugün CHP ve tabanı için hassas bir mevzudur. Nitekim, CHP ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu da, CHP genel merkezini ziyareti sırasında parti tabanına bu hassas konuda teminat verme zarureti hissetmiştir. Sayın İhsanoğlu’nun bu teminatı CHP tabanında nasıl karşılık buldu bunu şimdilik bilemeyiz ama ‘dini siyasete karıştırmamak’ klişesine hapsedilen bu laiklik yorumu artık Türkiye’yi taşımamaktadır. Hem toplumun kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş dini kültürün selameti adına hem de laikliğin kendi içinde tutarlılığı adına laikliğin yeniden tanımlanması ve bu merkezde dönen tartışmaların yeni bir siyasal akılla ele alınması, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde ele alması gereken önemli konularından birisidir.

Mahya kültürümüz

Söz mahyadan açılmışken, siyaseti bir tarafa bırakarak Ramazan’ın habercisi mahyaların tarihi ve kültürel boyutu üzerinde de biraz duralım. Mahya yaklaşık 400 yıllık bir gelenektir. Rivayete göre mahya, Fatih Camii müezzinlerinden Kefeli Ahmet Efendi’nin I. Sultan Ahmed’e hediye ettiği resimli ve yazılı bir çevreden ilhamla ortaya çıkmıştır. Sultan çok beğendiği bu kompozisyonun minareler arasında kandillerle işlenebileceğini düşünmüş ve dönemin hüner erbabına sipariş etmiştir. Samiha Ayverdi’nin anlatımıyla, ‘Ramazan’dan on beş gün önce minareler arasına gerilen mahya ipleri halk arasında Ramazan’ın işaretçisi kabul edilmiş ve mahyacının ne yazacağını dair günler öncesinden meraklı bir bekleyiş başlamıştır.’ Genelde ‘hoş geldin, merhaba, barekallah’ gibi Ramazan’ı karşılayan mesajlar ileriki günlerde
mahya ustasının maharetine bağlı olarak dini hissiyatı güçlendiren daha uzun cümlelerle yer değiştirmiştir.
Mahya yazıları tek parti döneminin siyasi içerikli mesajlarını ayrı tutacak olursak, harp dönemlerinde millet hissiyatını güçlendirmek adına ‘Hubbu’l-vatan mine’l-iman (Vatan sevgisi imandandır) ya da ‘Men sabere zafere’ (Sabreden zafere ulaşır) gibi hadis-i şeriflerle donatılmıştır. Fakat genelde Ramazan’ın girişi ve çıkışı gözetilerek ‘hoşgeldin-elveda’ gibi klasik Ramazan gündemi yansımıştır.
Eski günlerde minareden minareye gerilmiş halat üstüne sarkıtılan kandillerin makaralı ipine vurulan düğümler, mahyacılığın en müşkül tarafıyken, bugün artık mahyacılık dijital bir işe dönüşmüş ama şehri aydınlatan Ramazan işaretçileri olma vasfını kaybetmemiştir.
Bugün yine tüm camiler mahyalarla donatıldı ve Ramazan’ın geldiğini anladık. Bu vesileyle tüm okurların Ramazan’ını tebrik ediyor, İslam dünyasına hayırlar getirmesini diliyoruz.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi