• $9,3081
  • €10,8392
  • 529.616
  • 1429.85
8 Ekim 2013 Salı

Bir arada yaşayabilecek miyiz?

Andımızın kaldırılması günlerdir medyada tartışılıyor. Milliyetçi reflekslerin itirazları bir yere kadar anlaşılabilir. Varlıklarını ulus bilinci üzerinden inşa eden bir topluluğun kendisi için önemli bir metin olabilir. Ancak ‘Amerika’da da çocuklar her sabah ant içiyor’ şeklinde bir itirazın bu tartışmada çok da karşılığı yok. 
Zira Amerika’daki ant bir ulusu ön plana çıkaran ifadeler içermiyor: Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına ve o bayrağın simgelediği Cumhuriyete bağlılık için ant içiyorum. Herkes için özgürlük ve adaletle, Tanrı’nın gözetiminde bölünmez, tek vatan için. 
Görüldüğü gibi ant, özgürlük, adalet, cumhuriyet gibi birleştirici ülküler adına söyleniyor. Üstelik tüm eyaletlerde zorunlu da değil. Amerika bir arada yaşama tecrübesi bakımından dünyada en dikkat çeken ülkelerden birisi. Birçok farklı etnik grup ve kültürel çeşitlilik tek bir potada eriyerek Amerikan ortak kimliğini oluşturdu. 
Yani bir nevi ‘melting pot’; eritme kabı. Tabii bu ‘eritme kabı’nın farklı kültürleri asimile ettiği de bir gerçek. S. Huntington’ın kullandığı metaforla düşünecek olursak Amerikan toplumu bir ‘domates çorbası’ (tomato soup) gibi. İçine ne katarsanız katın domatesin baskın tadını hissedersiniz. WASP (White, Anglo-saxon, Protestan), yani beyaz, anglo-sakson ve protestanlar Amerika’nın kuruluşunda hâkim unsurlar. Oysa anayasa herkese eşit vatandaşlık vaadettiği iddiasında. Eritme kabının bu olumsuz çağrışımları nedeniyle 1965‘lerden sonra Amerika’da da yeni çokkültürlülük politikaları geliştirildi. Siyahlar, Müslümanlar ve diğer kimlik grupları eşit özgürlük için seslerini yükselttiler. Teorisyenler artık Amerikan toplumunu tanımlamak için ‘salad bowl’ (salata tabağı) metaforunu kullanıyor; ‘salatalıklar salatalık, marullar marul’ kalarak ortak Amerikan kimliğinde buluşabiliyorlar. 
***
Yani Amerika’da andımız herkesin kendisi kalarak 
tek bir kimlik altında buluşabildikleri bir sistemi içselleştirmek için söyleniyor. Oysa Türkiye’de yıllarca Çerkez, Kürt, Arap çocuklara her sabah bir dakikalığına Türk olmaları dayatıldı. Halbuki çocuklar vatanseverlik ve cumhuriyet ideallerini kimseyi dışlamayan ortak duygu alanları geliştirerek pekiştirebilirlerdi. 
Çokkültürlülük politikaları bugün tüm dünyada en önemli konuların başında geliyor. Türkiye toplumu için de, Osmanlı tecrübesini de hesaba katarak ‘ebru’ ya da ‘mozaik’ gibi metaforlar kullanılıyor. Ebru tanımı daha çok ortaklıkları ve birbirine geçişleri vurgularken, mozaik toplumdaki farklılıklara ve aradaki ayrımlara dikkat çeken bir tanımlama. 
Ebru ya da mozaik... Her ikisinde de farklı malzemeleri bir arada tutacak unsurlara ihtiyaç var. 
Ancak kıvam bulmuş bir kitre ya da iyi karılmış bir sıva farklı renk ve parçaları bir arada tutabilir. 
İşte demokratikleşme paketi bu harcın karılması adına çok önemli bir adım. 
Madem metaforlardan yol aldık, bir başka metaforla kapatalım; bir arada yaşamanın bir formülü de 
Aşure... Hz. Nuh’un tufandan sonra gemisinde kalan malzemelerden yaptığı o efsane karışım. Zıt tatlardan oluşan ortak lezzet... 
İnsanlığın ikinci atası sayılan Nuh’un gemisindeki diriliş sembolü, belki bir arada yaşama adına bizim için de ilham kaynağı olabilir. 

<p><i>'Allah bir nefes gibi yakın</i></p><p><i>Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.</i></p><p><i>Gidecekt

Bayraktar olmak, bayrağa adanmak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu