• $8,8529
  • €10,3644
  • 498.753
  • 1396.28
9 Ocak 2018 Salı

Antika pazarında aradığımız şey

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin

Bir antika pazarında küçük sevimli bir yazı kutusuna talip olduğumda düşündüm; ‘Aslında çok daha güzelini, işlevselini, temizini iyi bir mobilya ustasına yaptırabilecekken neden eski, eksik ve tozlu bir kutu bu kadar cezbedici olabiliyor’ diye. Zaman zaman böyle cazibelerin büyüsüne kapılıyor fakat bunun izahını yapamıyoruz. Özetle, ‘hoşumuza gidiyor’ bir antikaya sahip olmak, üzerinde yaşanmışlığın izlerini taşıyan bir eşyayı evimizin köşesine koymak.

W. Benjamin, yeniden üretimin aurayı tahrip ettiğini söylüyor. Yani, üretim arttıkça aura azalıyor. Sözgelimi Mona Lisa’yı Louvre’da görmekle, kullandığımız gündelik bir eşyanın üzerinde bir görsel imaj olarak taşımanın farkı buradan kaynaklanıyor olsa gerek. Ya da Viyana’da Altın Salon’da Mahler dinlemekle arabada bir klasik müzik CD’sine kulak vermek arasındaki fark bu nedenle.

Klişelerin Diktatörlüğü kitabının yazarı Anton Zijderveld, buna dayanarak söylüyor, ‘pek çok şey aşırı kullanımından dolayı içeriğini ve söylem gücünü kaybeder’ diye. Aura azaldıkça, tekrar artıyor ve klişe ortaya çıkıyor. Klişeler uzun zaman, çaba ve taahhüt talep etmiyorlar, sadakat ve ahlaki sorumluluk istemiyorlar ve tüketim malzemesi olarak kalıyorlar.

Aurası olan bir sanat eseri, muhatabında hayran olmak, nefesini tutmak, temaşa etmek ya da tam tersine nefret etmek gibi duygular uyandırıyor. ‘Hakiki Van Gogh ile kopyası arasındaki fark auranın mevcudiyetinde ya da yokluğunda yatar’ diyor Benjamin.

Hayatta pek çok şey böyle. Dondurulmuş besinler kolay ve işlevseldir ama auradan yoksundur. Seri üretim bir kot pantolonda, bir terzinin elinden çıkmış özel dikimin aurası yoktur. Sanayileşmenin sonucu olarak hayatımızda aura azalmaktadır.

İnsan davranışlarına dahi teşmil edebiliriz bu teoriyi. ‘Nev-i şahsına münhasır’ insan tipinin hayattan çekildiği bir toplumsal yapı içinde insan davranışlarının dahi klişeye dönüştüğünü söyleyebiliriz. Zenginliğin, çeşitliliğin kaybolduğu donuk ve homojen sosyal ilişkiler sarmıştır etrafımızı. Kıyafetlerimiz, evde kullandığımız mobilyalarımız, seri üretimin parçası, aurası olmayan eşyalardır.

Hulasa, modern toplum, her alanda klişeler üretiyor, dolayısıyla aura azalıyor. Antika eşyalara merakımız da bundan olsa gerek. Çevremizi klişeler kuşatmışken, bir gelenekten çıkıp gelen, bir hikaye barındıran, durduğu köşesinden bile olsa bize bir şeyler anlatan şeyler hayatımıza ruh üflüyor. Yeni imal edilmiş bir süs dolabından daha değerli bu nedenle, içine mürekkep akmış, birkaç nesil kullanılmış bir yazı kutusu.

Antika pazarında aradığımız şey, aslında modern dünyanın yitirdiği aura…

<p>Küçük cüssesiyle büyük işlere imza  atan Leon, 25 santim boyunda ve altı kilo ağırlığında. Girilm

Cüssesi küçük, yaptıkları büyük

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!

Aydın'da heyecanlandıran gelişme! Giriş kapısı bulundu