• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
28 Ekim 2012 Pazar

Tarihimizi tek kitapta öğrenmek için

Bugüne kadar Cumhuriyet'e ilişkin pek görüş belirtmeyen İlber Hoca, 'Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı' kitabında konuştu. Yüzyılları kapsayan bir öngörü ve tarihçi soğukkanlılığıyla. Cumhuriyetimize sahip çıkılma kaygısıyla bu kez topa giriyor

"gurkan.jpg"

YAYIN yönetmenimiz İsmail Küçükkaya ile kaç kez konuştuk. İlber Hoca ile beraber kitap hazırladığını hiç söylememişti. Kitabın çıkışını sosyal medyadan duydum. Ve hemen kitapçıya koştum. Başlık çok kışkırtıcıydı. 'Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı'
İlber Hoca'nın tadına doyulmaz eseri 'İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı' kitabına bir gönderme olsa da asıl kışkırtıcı yanı Hoca'nın Cumhuriyete ilişkin konuşmuş olmasıdır. (Doğrusu 5 yıl önce çıkan 'Cumhuriyetimize Dair' adlı kitap başarılı bir çalışma olmasına karşın bir derlemeydi ve İlber Hoca asıl mevzulara tam girmemişti.)
Bu arada bilinçli olarak konuşmuş diyorum. Çünkü İlber Hoca genelde yazmaz konuşur. Yine öyle yapmış. İsmail Küçükkaya da harika bir iş yaparak mikrofon tutmuş. Sadece mikrofon mu? Elbette hayır. Onu da kitabı okuyunca anlarsınız.
Kitaba geçmeden Hoca ile ilgili bir kaç not daha aktarayım.
İlber Hoca dünyanın en yumuşak, en esprili, en tatlı adamı olmasına karşın çalışılması en zor adamıdır. Bütün dahiler gibi kimi zaman huysuz, kimi zaman boşvermecidir. Bu haliyle uzun soluklu proje yapmak ve takip etmek çok zordur. Yakınında olanlar bilir. Hoca'da 'hakedilmiş' bir küstahlık vardır. Soru sormaya çekinirsiniz. Hiç unutmuyorum; Ankara'da yıllar önce 1500 kişilik salon ağzına kadar doluyken yaptığı konferansta 'hariciyecilerden bir halt olmayacağını' söylemişti. Salonun çoğu hariciyeciydi. Kahkahadan insanların gözünden yaş geliyordu. Ama Hoca 'Hadi biraz soru alayım' dediğinde parmak kalkmadığını hatırlıyorum.
İşte Küçükkaya, İlber Hoca nezdindeki özel kredisini çok doğru kullanmış. Ve hocayı girmek istemediği konulara ustalıkla sokmuş.
Yalçın (Küçük) Hoca ile yaptığım bir tv programında ben kendisini Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmiştim. Ertesi gün telefonda kendine has üslubuyla 'Teşekkür ederim ama sen yine de böyle şeyler yapma, Yalçın dayanamaz böyle tekliflere' demiş kahkahayı birlikte patlatmıştık.

TARİH VE FELSEFE BİLMEDEN ANAYASA HAZIRLANMAZ
Gelelim kitaba.
Hoca'nın hedef tahtasında hukukçular var. Dönüyor dolaşıyor Cumhuriyetin doğru dürüst hukukçu yetiştirmediğini söylüyor. Ve bir anayasa dersi veriyor ki of of... Önce 82 anayasasını yerden yere vuruyor. Dil olarak sorunlu çelişkili bir metin diye... Sonra bütün tarihimizde bütün anayasalarımıza dalıyor. Daha doğrusu anayasacılarımıza. 'Tarih ve felsefe bilmeden anayasa hazırlanamaz' diyor ki haklı. Bir felsefesi olmalıdır anayasaların. Bizdekilerin sağdan soldan aşırma olduğunun altını çiziyor.
Kitabı okuyunca İlber Hoca'nın nasıl siyaset üstü bir düşünce adamı olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Örneğin kimseyi ikna edemeyen Balyoz davasına bakışı tam da bu perspektifin ürünü.
Darbe iddiasıyla tutuklanan subayların yargılandığı davanın altının boş olduğunu şu cümleyle özetliyor: 'Bir toplumun her şeyi affedilebilir ama çocukluğunu affetmek mümkün değil' diyor.
Peki ya son 30 yılın illeti yolsuzluk? Hedef tahtasındaki TOKİ'yi bir de İlber Hoca'dan okuyun. Nasıl kuruldu ne müthiş projeydi ama şimdi şehirciliğe nasıl darbe vuruyor. Tane tane anlatıyor.

HIRSIZLIĞIN TARİFİNİ ONDAN DİNLEYİN
Bir de belediyecilikten gelen iktidar sakinlerine bir vole var ki unutulmaz. Belediyelerin varidatı arttı (Özal'dan sonra) ve yolsuzluklar da beraberinde geldi diyor ve ekliyor. Doğru dürüst bir devlet eğitiminden geçmeyenler yolsuzluğa bulaşır diyor. Oysa batı Avrupa demokrasisi ve burjuvazisi bile belediyelerden çıkmıştır notunu da ekleyerek.
Bizde eksik olan devlet terbiyesi ve birikimidir yani. Ama bakın hoca bizdeki hırsızlık tarifini nasıl yapıyor o nefis üslubuyla.
'Birisi birinin cebinden altın çalarsa o hırsızlıktır, kötüdür. Böylesini asmaya kalksan tasdik olur. Ama ortada olan maldan hırsızlık yapana biraz söylenilir ve öyle kalır. Kamu malını çalan kişi sonradan hayrat yapar. Hayrat meselesi bu topraklarda çok yaygındır. '
İnsanımızı bundan daha iyi analiz eden cümleler okudunuz mu?
İlber Hoca'nın konuşmalarını okurken satır aralarını dikkat kesilin. Asıl bombalar oradadır. Buyurun bir demet size...
'Türkler Amerika'ya bayılır.'
'İmparatorluğun yıkılması facia değil'
İlber Hoca her zamanki tarihsel bütünsellik üzerinden ele alıyor Cumhuriyeti. Yani modernleşme tarihimizi Tanzimat'tan alıyor... Cumhuriyet'in bir devam projesi olduğunu vurguluyor. Ama bugüne kadar Cumhuriyete ilişkin pek görüş belirtmeyen hoca bence -Cumhuriyetimize sahip çıkılma kaygısıyla- topa giriyor. Ve eksiğiyle, gediğiyle bu proje bizim projemizdir, sahip çıkalım diyor. Tabi yüzyılları kapsayan bir öngörü ve tarihçi soğukkanlılığıyla.
Atatürk'ün özel hayatının kurcalanmasına itiraz ediyor, hatta son dönem hasta fotoğraflarının onu temsil etmediği, müşir fotoğraflarının asılması gerektiğinin altını çiziyor. (Ama hocanın Atatürk analizlerinin daha uzun olmasını beklediğimi de itiraf edeyim)

LATİFE HANIM NEDEN GÖRÜŞMESİN
Hasan Celal Güzel ve Turgut Özal güzellemesine itiraz ediyorum. Hoca'nın bütün ön şartlarını bilerek.
Ayrıca şu bölümde bilgi eksikliği var; Latife Hanım'ın boşandıktan sonra Atatürk'ün muarızlarıyla görüştüğünü ve bunu bir tarihçi olarak doğru bulmadığını söylüyor.
Ve buna örnek olarak da Dr. Rıza Nur'un karısıyla görüşmesini gösteriyor.
E iyi de o aileyle akrabalık bağı var Latife hanımın... Kadıncağız görüşmesin mi İlber Hocam?
Bir de dil meselesi var. Ben hep itiraz ettim. Dil Devrimi gerekli miydi diye. Hoca ilk önce Dil Devrimi'ni savunuyor. Doğru işlerdi yapılması zorunluydu diyor. Ama çok değil bir paragraf sonra da kimse dedesinin mektubunu okuyamadı diyor. Bana çelişki gibi geldi.

ARTIK O SORUYA VERECEK CEVABIM VAR
Hep karşılaştığım sorudur.
Gürkan Bey bana tarihimizi tam olarak anlatan bir kitap önerir misiniz? Cevap vermezdim bu soruya. Tek kitapla neyin özetini istiyorsunuz diye üstelerdim bir de. Bu hem tarihe saygısızlıktır hem de bana. Ayrıca bu ne tembellik diye söylenirdim.Ama itiraf edeyim artık bu şımarık soruya gösterebileceğim bir adres var; 'Cumhuriyetimizin İlk Yüzyılı'
İlber Ortaylı o kadar güzel özetlemiş ki son yüzyılımızı. Kitap diye okumayın. Şurup niyetine alın başınıza dikin. Bir solukta...Ağzına sağlık İlber Hoca, aklına sağlık İsmail...!
 twitter.com/gurkanhacir

BÜLENT TANIK elini çabuk tuttu
"gurkan1.jpg"89. yılını kutlamaya hazırlandığımız Cumhuriyetimizin kuruluşuna ve ilk yıllarına tanıklık eden kaç kişi kaldı? İşte bu soruyla yola çıktık. Şimdilerde kutlamasının bile tartışma ve kavgaya dönüştüğü Cumhuriyetimizin kuruluşu ve ilk on yılına tanıklık edenlerden 'o günleri' anlatmasını istedik. Neler yaşandı? Cumhuriyet idealizmi onlara ne ifade ediyordu? Yapılan devrimler kalkınma hamleleri nasıl karşılanmıştı? Dahası Cumhuriyetin neyi başaracağına inanıyorlardı? Atatürk'le hiç karşılaşmışlar mıydı?
İşte bu kapsamlı ve büyük proje belki de Kültür Bakanlığı'nın görevi olmalıydı. Ama Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık elini çabuk tuttu. Bir öğlen yemeğinde sesli düşünerek kendisine açtığım projeye sahip çıktı. 'Bu bir yurttaşlık görevidir' dedi. Ulaşım teknik destek vb. sorunların çözümüne yardımcı oldu. İyi ki de Bülent Başkan destek oldu. Zira henüz çekimlere başlamadan 4 tanığımız Hakk'ın rahmetine kavuştu. Tevfik Çavdar ise biz çekimleri yaptıktan 10 gün sonra yaşamını yitirdi. Belgeselde ise bizlere adeta son bir konuşma yaptı.
Peki Cumhuriyet'e tanık olan kimler mi? Turgut Özakman'dan Hıfzı Topuz'a Hayrettin Karaca'dan futbolcu Halit Deringör'e kadar onlarca tanık 'o ilk günler' i anlattı. Ben de kayda aldım. 6 şehir dolaştık 11 bin kilometre yol yaptık. Hedefimiz 100 tanık idi. Henüz 40 kişi çekebildik. Devam ediyoruz. Ama mevcuttan da bir film çıkarmayı ihmal etmedik. Çoban Ateşi - Cumhuriyet'e 100 Tanık belgesel filmi böyle doğdu. Yarın (29 Ekim 2012) Ankara'da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde galamız var. Saat 16.00'da. Bir sonraki gala İstanbul'da olacak... Uygun olan dostları beklerim...

Nuriye Teyze, Kılıçdaroğlu'nu bekliyor!
ÇOBAN Ateşi belgeseli kapsamında onu da kayda almak için İzmir Urla'ya gittik. Atatürk'ün kucağındaki pozuyla hatırladığımız Nuriye İdil'i... Nuriye teyze tam 101 yaşında... Hafızası billur gibi. Dün gibi hatırlıyor yaşadığı o günleri. Atatürk'le tanışmasını uzun uzun anlattı bize. Bir de son isteği var. Son bir kez Kemal Kılıçdaroğlu'nu görmek, ona sarılmak istiyor; Bir kez İzmir'e gelmişti. Tekerlekli sandalyemle bulunduğu yere kadar götürdüler. Ama göremedim. Şimdi tek arzum onu bir kez olsun görebilmek ve başarı dileyebilmek.
Evet... Kemal Bey! Yakınlarda İzmir geziniz varmış. Ne dersiniz? Atamızın yadigarı Nuriye Teyze'nin son isteğini yerine getirmek için Urla'ya gider misiniz?

<p>Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Akrep, Terazi, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçları yeni

Haftalık burç yorumları (25 Ocak – 31 Ocak 2021)

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor