• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
01 Temmuz 2012 Pazar

Öcalan nasıl buharlaşır

Aydınlık Gazetesi, dün Öcalan'ın cezasının büyük bölümünü Bursa MİT binasında geçirdiğini öne sürdü. 15 gün önce 'Apo ne ölecek ne serbest kalacak, buhar olacak' demiştim. Bakalım dünyadaki benzerlerinde durum ne oldu...

15 gün önceki yazımı şu sözlerle bitirmiştim: 'Apo'mu? O ne ölecek, ne serbest kalacak. Yok hapiste de kalmayacak. Öyle buhar olup gidecek... Sessiz sorunsuz hayatımızdan çıkacak... Hepimiz unutacağız. Ne güzel değil mi?'
Dünkü Aydınlık'ın iddiasını duymuşsunuzdur. Öcalan'ın günlerinin büyük bölümünü Bursa MİT misafirhanesinde geçirdiği iddia ediliyor. Yani buhar olmasına az kaldı.
Şaka bir yana, Öcalan sorunu (Kürt sorunu değil) bugüne değin 7 başbakan ve 9 hükümetin çözemediği bir sorun oldu. İşi ilginç kılan şey; hem sorunun hem de çözümün odağının aynı kişi üzerinde düğümlenmesi. Yani Apo varken de çözüm üretemiyorsunuz, Apo yokken de...
Öcalan, PKK sorununda hem kilit hem anahtardır.
Peki dünyada benzer durumda neler yaşandı?
Bir bakalım mı?
CIA YAKALADI AMA...
Önce Öcalan'a benzeyen bir örgüt lideriyle başlayalım.
Peru Komünist Partisi Lideri Abimael Guzman'la...
Guzman kısaca Aydınlık Yol olarak adlandırılan Perulu komünist grubun lideriydi. Peru'nun en kitlesel silahlı örgütüydü. Bir felsefe hocası olan Guzman 12 Eylül 1992'de yakalandı. Peru'da Amerikan yanlısı (Japon asıllı) Fujimoro hükümeti iktidardaydı. Guzman'ın yakalanma operasyonu CIA tarafından organize edildi.
Peru istihbaratının başındaki kişi Vladimiro Montesinos'du. Tüm izleme teknik takip ve yakalama operasyonunu Montesinos yürüttü. (Montesinos rolüne kimi uygun görürseniz artık. Hurşit Tolon Paşa olabilir, Mehmet Ağar olabilir veya Apo'yu getiren Engin Alan paşa olabilir)
12 Eylül 1992 günü bir bale okulu görüntüsündeki hücre evde yakalandı. Fujimoro hükümetinin büyük zaferi olarak verildi. (Yolsuzluk ve çeteleşme suçlarından dolayı bir kaç yıl sonra ülkesinden kaçmak zorunda kalan Fujimoro ile Ecevit'i kıyaslamak haksızlık olur biliyorum ama Ecevit de Öcalan CIA tarafından paket yapılıp bize verilince zafer konuşması yapmıştı, hatırlayın. Ve o rüzgarla seçim kazanmıştı. Yıllar sonra ise hayıflanmıştı; 'Bize Apo'yu neden verdiler bir türlü anlamadım' demişti. Şimdi çok net anlıyoruz!)
Guzman'ın gözaltı ve yargılanma süreci çok tartışıldı. Demir bir kafes içinde mahkum kıyafetleriyle teşhir edilmesi eleştirildi. (Yok biz de bu denli sert bir teşhir olmadı. Ama Öcalan'ın Mayıs 99'daki yargılamalarındaki cam kafesi hatırlayın.)
Guzman, ömür boyu hapse mahkum oldu. Nerde hapis cezasını çekmeye başladı dersiniz? Callao deniz üssü. (Bizdeki karşılığı İmralı'dır elbette)
Durun bitmedi. Peki şimdilerde yan koğuşunda kim kalıyor sizce?
Onu yakalayıp hapse atan Peru eski İstihbarat şefi Vladimiro Montesinos! (Hurşit Tolon ve Engin Alan Paşa'yı boşuna hatırlatmadım.)
Guzman'ın ev hapsi cılız da olsa dillendiriliyor. Ama çözüm bulunamadı. Ancak Abimael Guzman geçtiğimiz yıl evlenmek istedi. Örgüt arkadaşı Yparraguirreile. Hatta evlenemedikleri için 6 yıl sevgilisi ve yoldaşını göremediğini söyleyerek açlık grevi bile yaptı.
Guzman halen cezaevinde... Batı tipi bir ideolojiyi savunmadığı için oradan çıkması da zor görünüyor. Etnik bir siyaset veya ayrılıkçı bir ideoloji benimsemiş olsaydı batının işine daha çok yarardı hiç kuşkusuz.
Sessiz sedasız ölmesi bekleniyor.
AKİL ADAMLAR YOLU AÇTI
Gelelim Mandela'ya...
Nelson Mandela Güney Afrika'da ırkçılığa karşı mücadele yürüttü. O da bir örgüt lideri olarak tutuklandı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yaşamının 27 yılını cezaevinde geçirdi. Ancak son 8 yıl müzakerelere dahil edildi. Ev hapsine çıkmadı, ancak kaldığı hapishane son yıllarında bir eve dönüşmüştü. Dilediği tüm siyasilerle orada görüşebiliyor istediği kişiyi misafir edebiliyordu. Rüzgar Mandela'dan yana esiyordu. İşte tam bu dönemde akil adamlar fikrini ortaya attı. 'The Elders' akil adamlar onun devlet başkanlığına giden yolu açan isimler oldu. Mandela'nın bir siyasi dava insanı olduğunu tüm dünya kamuoyunu ikna ettiler.
(Yugoslavya parçalanırken ortaya çıkan 'Barışçıl Danışmanlar' veya 'İyi niyet elçileri' ni de aynı sınıfa koyabiliriz. Amaçları Yugoslavya'yı hasarsız parçalayabilmekti. Ancak başarmak şöyle dursun tarihin en büyük kırımlarına ve vahşetine yol açtılar.)
Nelson Mandela devlet başkanı oldu. Nobel Barış ödülü aldı.
Abdullah Öcalan, Mandela örneğine daha yakın duruyor. Çünkü Marksizm iddiasını çoktan terk etti. Batı tipi bir etnik kalkışmanın önderliğine soyundu.
VİCDANLARDA AFFEDİLEMEZ
Ama ortada dökülen binlerce şehit kanı duruyor. Ve toplumsal bir kinin baş aktörü olarak Apo görülüyor. Toplumun büyük bölümünün vicdanında af edilmesi mümkün değil.
Şimdi yandaşları onun da Mandela gibi genişletilmiş bir hapis cezasının uygulanmasını istiyorlar. Yani Urfa'da bir ev hapsi en uygun seçim olacak onlara göre...(Apo bir mülakatında Urfa'daki köyüne yerleşmek istediğini söylemişti.)
Peki  ama şu soru da ortalık yerde duruyor...
Cezaevinde yüksek güvenlik altında bile örgütünü yönetmeyi başaran Apo'nun zamanla bir karargah ve meclise dönecek Urfa'daki eve, devlet bir daha girebilir mi?
Devlet ve/veya hukuk bir daha Apo'ya dokunabilir mi?
Ya da soruyu ters çevirelim. Öcalan İmralı'da yattıkça bu kangren de tedavi olabilir mi?

'Mizah, varlıklıya yapılırsa bu dalkavukluk olur'
Muzaffer İzgü üstadımız bir kitap ekine mülakat vermiş. Ve ne güzel söylemiş.
'Tek kişilik gösteriler. Bir de onun Amerikanca adı var. Bunu izlemek hayl pahalı ama insanlar parayı basıp gidiyor. Ben de bastım, ben de gittim. Nelere halkımı güldürüyorlar, görmek işitmek için... Baktım halkım sahnedeki adam iki kolunu oynatsa kahkahayı basıyor, çıktı verdiği yüz liranın beş lirası, ayağını şöyle kaldırsa bir kahkaha daha patlatıyor, gitti bir beş lirası daha, hepsi belden aşağı... Katıla katıla gülüyorlar ama dışarıya çıktıklarında akılda hiçbir şey yok!..
Cem Yılmaz bu durumun yeni bir mizah metodu olduğunu savunuyor. Yani kendi anlatımıyla söyleyecek olursak gösterisini 'Hiçbir şey hatırlamamız üzerine' kuruyormuş. Bu kadar bilinçli bir yol mu izliyor bilmiyorum. Ama şu soru ortalık yerde duruyor. 4000 gösteri yapan Cem Yılmaz'ın neden 4 tane politik esprisi yok.
Her şeyi mi mükemmel buluyor? Alt üst olmuş yaşamımızda hiçbir çelişki gözüne batmıyor mu? Örneğin İçişleri Bakanının takla gafları ona olağan mı geliyor?
Yoksa ben sabun köpüğümü yaparım küpümü doldurup rahat hayatıma devam mı ederim diyor. 'Sığ bir dünya' tasarımıdır bu. Cem Yılmaz'ın öncülüğünü yaptığı bu mizah; sığ dünya tasarımına uygun bir mizah anlayışıdır.
Evet ben de kimi zaman katılarak gülüyorum onu izlerken. Ama aklımızda tek cümle kalmadan. Oysa Osmanlı'dan beri bizim büyük muhalefet hareketlerimiz hep mizahtan doğmuştur.
1873'te iki mizah dergimiz vardı. Çıngıraklı Tatar ve Hayal! Politik mizah yapmaya çalışıyorlardı. (Şartların ne kadar ağır olduğunu siz düşünün. Abdülhamit döneminde baskıdan dolayı Londra ve Kahire'den yayın yaptılar) Türk düşünce hayatına yön veren kim varsa bir dönem mizah dergilerinde çalıştı.
Sabahattin Ali'nin, Aziz Nesin'in ve Rıfat Ilgaz'ın birlikte çıkardıkları Marko Paşa dönemin tartışmasız en sert mizahını yaptı. Onu kapattılar 'Malum Paşa' 'Merhum Paşa' 'Bizim Paşa' devam etti. Susturamadılar. Tek parti yönetimiydi.
Sadece onlar mı? Sedat Simavi, Refik Halid Karay, Yusuf Ziya Ortaç hepsi mizah dergisi çıkaran isimlerdi. Ortaç'ın çıkardığı Akbaba  tam 55 yıl yayınlanmayı başarmıştı.
EN GÜÇLÜ SİLAHI KAYBETTİK
İlhan Selçuk ilk yazılarını Dolmuş adlı mizah dergisinde yayınlamıştı.
1970'lerdeki politik iklimde Gırgır'ın rolünü hatırlayın. Toplumsal muhalefete yön veriyordu. Yayınlandığı Cuma günü Türkiye 'sararırdı'
Ardılından doğan Leman son politik mizah dergisi sayılabilir. Uykusuz ve Penguen'in daha Cem Yılmaz'a yakın bir mizah anlayışına sahip olduklarını söylemeliyim. (Birgün gazetesi yazarı Ali Şimşek bu durumu Yeni Orta Sınıf'ın doğuşuna bağlıyor. Aynı adı taşıyan kitabında bu yeni sınıfın doğuşuna da Leman dergisinin ve onun yarattığı dilin öncülük yaptığını yazıyor. Şimşek'e göre Gülse Birsel mizahı ve Cem Yılmaz gösterileri aynı sınıfı hedefliyor. Yeni Orta Sınıf. Bu sınıfın politikleşme kaygısı yok. Politik mesaj kaygısı hiç yok. Kitabı okumanızı hararetle tavsiye ederim.)
Ekranlarda ise politik mizah tamamen kalktı. Muhalefetin eksikliğini Levent Kırca'nın ekranlardan çekilmesiyle daha iyi anlayabilirsiniz. O şu an ekranda olsa neleri ti ye alırdı bir düşünsenize... Ferhan Şensoy, Müjdat Gezen artık tv'lerde yoklar.
Evet...
Mizah bizim en güçlü silahımızdı. Ne yazık ki kaybettik.
Şimdi ise kabzasında Recep İvedik, tetiğinde ise Cem Yılmaz'ın olduğu naylon bir oyuncak tabancaya razı gelmek zorundayız.
twitter.com/gurkanhacir

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Eren-3 Ağrı Dağı Operasyonu başlatıldı

Yurt genelinde yapılan huzur uygulamasında 2 bin 402 kişi yakalandı