• $13,6282
  • €15,335
  • 793.635
  • 1951.17
24 Şubat 2013 Pazar

Nasıl bir anayasa istiyorsunuz?

Modern hukuka göre hazırlanmış 1924 Anayasası mı? Hakimiye-i Milliye mi? Cumhuriyet mi...

Sİzce herkesi memnun eden bir anayasa taslağı çıkacak mı? Bence hayır... Hatta ben üzerinde asgari düzeyde uzlaşılmış bir metnin çıkacağından bile şüpheliyim. Baksanıza şu ana kadar komisyonda yapılan görüşmelerde üzerinde mutabakat sağlanan madde sayısı sadece 30. Anlaşılamayan madde sayısı 80'in üzerinde... Anayasa paketinde yol aldık diyebilir misiniz?
BUNA bir de İmralı'nın dahil olduğunu hesap edin. Öyle ya İmralı'ya gidecek heyet bile anayasa komisyonu üyelerinden seçiliyor.
YANİ iş iyice arap saçına dönecek gibi duruyor.
AMA ben yine de tarihe uzanayım ve anayasa serüvenimizi şöyle bir gözlerinizin önüne sereyim. Özellikle 21 ve 24 anayasalarını kıyaslayarak...

A KP, 1921 Anayasası'na dönmek istiyor... Yani Hakimiye-i Milliye'nin tam olarak geçerli olduğu anayasa modeline... CHP ve MHP ise Cumhuriyet kazanımlarından taviz vermemek için 1924 Anayasası'na sıkı sıkıya sarılıyor. Kıyamet işte bundan sonra kopuyor.
YANİ ilk mecliste Cumhuriyet fikrine karşı çıkan Rauf Orbay'ın "Hakimiye-i Milliye bize yetiyordu, Cumhuriyet'e ne lüzum vardı" sözleriyle ateşlediği fitil halen yanıyor.
1921 Anayasası günümüz hukuk değerlerine göre tam anlamıyla bir anayasa metni değildir. Milli mücadele içerisinde meşruiyet telaşıyla hazırlanan, kısa ve genel çerçeveyi çizen bir metindir. Hatta o kadar ki kendisini anayasa olarak bile tarif etmez. Millete kendisini tamamen teslim etmiş bir anayasadır. Kendisini koruma altına dahi almaz.
1924 Anayasası ise modern hukuka göre hazırlanmış bir anayasadır. Kalıcı ve esaslı hükümleri vardır. Katı bir anayasadır.

TIPKI 1921 MODELİ
ÖNCE hazırlanışlarına bir bakalım...
1921 Teşkilat-i Esasiye, değiştirilebilir bir metin olarak hazırlanmıştır. Yani her şey seçimle oluşan meclisin yetkisindedir. Ayrıca 1921 Anayasası'nın diğer kanunlardan bir farkı yoktur. Bu durumu engellemek için bir tedbir alınmamıştır. Tam anlamıyla milletin iradesine teslim bir anayasa yani.
ŞU anda AKP neyi teklif ediyor? Kurucu meclis olmadan da bir anayasa hazırlanabileceğini ve temel hükümlerinde tartışılabileceğini...
YANİ tıpkı 1921'de çıkan anayasa modelini dayatıyor.

ÖCALAN DÜĞÜMÜ
DİĞER muhalefet partilerinin tavrına hiç girmiyorum. Ama bakınız Öcalan'la yürütülen görüşmeler sizce de anayasa konusunda düğümlenmiyor mu? Yani barış süreci olarak bize sunulan görüşmelerin altında anayasa tartışmaları yatmıyor mu?
ŞUNDAN eminim... Öcalan'la yapılan pazarlık muhakkak anayasada iki kurucu millet esasına gelip dayanacaktır. Her ne kadar tüm partiler "İlk 4 madde sağlam, onu tartışmayız" deseler de bunun kurtuluşu yok.

LAİKLİK İLK 1937'DE
NEYSE fazla dağılmayalım...
1924 Anayasası ise cumhuriyetimizin ilk anayasasıdır. 104 maddeden oluşur. Daha geniş çerçeveli ve devletin tüm organlarıyla tanımlandığı bir anayasadır. Ama 1924'ün ruhunu anlamak için 1928 ve 1937'deki değişiklikleri de hatırlamak gerekir. 1928'de yapılan düzenleme ile 'devletin dini İslam'dır ibaresi kaldırıldı.
2. MADDE aynen şöyleydi: 
"Türkiye Devleti'nin dini, Din-i İslamdır; resmi dili Türkçedir; makam Ankara şehridir."
1928'DE yapılan düzenleme ile şöyle oldu:
"Türkİye Devleti'nin resmi dili Türkçedir; makam Ankara şehridir."
1937'DE ise Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 maddesi anayasaya girdi: 
"Türkİye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır. Resmi dili Türkçedir. Makam Ankara şehridir."
DİKKAT etmişsinizdir. Laiklik ilkesi ilk kez 1937'deki değişiklikle anayasamıza girdi.
DEVAM edelim...
1921 Anayasası kuvvetler ayrılığı ilkesine değil kuvvetler birliği ilkesine bağlıydı. 2. Madde aynen şöyleydi: 
"İcra kudreti ve teşri selahiyeti milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisi'nde tecelli ve temerküz eder..."

MECLİS HÜKÜMETİ!
1921, yasama ve yürütme erklerini klasik anayasa hukukuna göre dağıtmıyordu. 1961 ve 1982 anayasalarımızda da olduğu gibi 1924 Anayasası'nda ise yasama gücü meclisin, yürütme gücü ise hükümetindi.
YANİ yasama ve yürütme erkleri birbirinden tamamen bağımsızdır.
BAŞBAKAN Erdoğan ne diyor?
"Benİm bakanım, benim vekilim, benim büyükelçim. İstediğim yasayı çıkartırım, halk bana bu yetkiyi vermedi mi? Yargıya ne oluyor?"
AKP'LİLERİN hemen hemen tamamı yasama ile yürütmeyi aynı kuvvet olarak görüyor. Yani 1921'deki gibi 'meclis hükümeti' modelini benimsiyorlar. Kuvvetler ayrılığı prensibine bağlı olan 'Cumhuriyet hükümeti' ilkesini değil. 
MECLİS çoğunluğu bendeyse yasamada benim dediğim olur ve yürütme de bunun icracısıdır anlayışıdır bu.
YANİ kuvvetler ayrılığı değil kuvvetler birliği ilkesi.

ERKLER TEK ELDE
DEVAM edelim...
1921 Anayasası'nda meclis her türlü kurumun ve kişinin üstündedir. Millet iradesi mutlak hakimdir. Meclis Başkanı aynı zamanda devlet başkanı sıfatını da taşır. 1924'te ise Cumhuriyet ilkesi ve Cumhurbaşkanlığı makamı vardır.   
ŞİMDİ yeni düzenlemenin en çok tartışma çıkaran bölümü yüksek yargının seçimine ilişkin düzenlemeye gelelim. HSYK'dan, Anayasa Mahkemesi üyelerine kadar bütün yüksek yargı meclis çoğunluğunu elinde tutan parti tarafından yapılabilecek. 
BUNUN da yargının kuşatılması anlamına geldiği söyleniyor.
YANİ AKP, 1921 Anayasası'nda olduğu gibi kuvvetler birliğini uygulamaya koyuyor. 
AMA bu kez yargı erkini de içine katarak. Yani tam olarak, yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanıyor.
TARİHÇİ Ahmet Demirel'in deyişiyle 'Tarihimizin en demokratik meclisi'nin hazırladığı, yine merhum Bülent Tanör hocamızın 'Hazırlanışı ve kabul özellikleri bakımından Osmanlı-Türk Anayasacılığı'nın en demokratik, belki de tek demokratik örneği' dediği 1921 Anayasası'na ne kadar da yaklaşıyoruz değil mi?
YANİ sadece AKP'nin istediği olmuyor. Rauf Orbay'ın Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in, Kazım Karabekir Paşa'nın ve diğerlerinin de dediği oluyor.
ASLOLAN milletin hakimiyetidir. Bunu önceleyen her kim olursa olsun demokrasinin gerçek savunucusu olarak görmek durumundayız. 
AMA şu soru da yüreğimize asılı duruyor:
İYİ de hakimiyet hangi milletin olmalıdır? Veya yaşadığımız demokrasi tam anlamıyla temsili bir demokrasi sayılabilir mi?
TEK adam sultası altında ezilmiş parlamenterlerin doldurduğu meclisin, tek bir istisna olmaksızın her türlü suistimale bulaşmış ve bulaşmaya aday sivil toplum kuruluşları ve sendikaların, iktidarla al takke ver külah ilişkisi içinde kavrulmuş ve güdükleşmiş medyanın, yoksulluğuna rağmen tüketim deliliği içine yuvarlanmış, demokratik hakkını 5 yılda bir oy vermekten ibaret sanan ve bu oyunu da liderin karizması ve babacanlığına göre veren seçmenin bulunduğu bir demokrasi gerçek bir demokrasi sayılabilir mi?
VE bütün bu kaos ve karmaşa içinde rejimi tümden ilgilendiren anayasa, halkın seçimine bırakılabilir mi?
1921 Mİ, 1924 MÜ?
O halde ünlü Fransız düşünür Voltaire'in "Katıksız demokrasi ayak takımının despotizmidir" sözünü bir kenara yazın. 
SONRA hayatını Türk modernleşmesine veren İsmet Paşa'nın Kurtuluş Savaşı sırasında subaylara sessizce fısıldadığı "Kimse duymasın sadece padişah değil bu millet de sizin düşmanınızdır" sözünü. 
MECLİS Reisi Rauf Orbay'ın kendinden habersiz Cumhuriyet'in ilan edilmesine olan kızgınlığıyla söylediği "Hakimiye-i Milliye bize yetiyordu, Cumhuriyet'e ne lüzum vardı" sözüyle karşılaştırın.
ONDAN sonra da kararı verin. 
HAKİMİYE-İ Milliye mi? Yoksa Cumhuriyet mi?

<p> </p>

İlçe belediyelerine tuz yerine kum mu verildi?

Sosyal Medya raporu yayımlandı! Türkiye'de en çok kullanılan uygulama hangisi?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı