• $9,3031
  • €10,8403
  • 531.273
  • 1429.85
21 Nisan 2013 Pazar

Fazıl Say'a tahammül edemiyoruz ama Süleyman, Şair Baki'ye hoşgörülüydü

Dünyanın sayılı piyanistlerinden Fazıl Say, Twitter'da Ömer Hayyam'ın dizelerini paylaştığı için hapis cezası aldı... Oysa edebiyat tarihimizde Tanrı ile kul arasındaki ilişkiyi eleştiren yüzlerce 'fikri' barındırıyor

Fazıl Say'a verilen 10 ay hapis kararını büyük bir kesim içine sindiremedi. Ama başta hükümet mensupları olmak üzere bir kesimden 'oh olsun' nidalarını işittik. Müslüman halktan özür dilemesi istendi. Oysa Fazıl, tweet'i Ömer Hayyam'ın bir dizesi olarak yazmıştı. Dizenin Hayyam'a ait olup olmadığı halen tartışmalı. Ancak bu dizeler ona ait olmasa da Hayyam'ın bundan daha sert dizeleri vardı. Üstüne üstlük divan edebiyatı en yakası açılmadık şiirleri/ gazelleri barındıran bir edebiyat türümüzdü. Buna geleceğiz.
AMA önce Fazıl Say'dan söz etmek istiyorum. Kimsenin tam olarak tanımadığı Fazıl Say'dan... Sahi kimdir Fazıl Say... Polemikleriyle tanıdığımız bir piyanist miydi sadece... Dünyada ne anlam ifade ediyor?
FAZIL'IN babası Ahmet Say'ı anlatan bir yazıyı iki yıl önce kaleme almıştım. Türkiye'nin en nitelikli sosyalist aydınlarından Ahmet Say'ın 'Ağaçlar Çiçekteydi' anı kitabını okumanızı hararetle tavsiye ederim.

İKİ PİYANİSTTEN BİRİ
DÜNYADA hali hazırda yaşayan iki büyük piyanist var. Biri Çinli LangLang diğeri Fazıl Say'dır. LangLang, Çin hükümeti tarafından adeta koruma altına alınmış bir sanatçıdır. Devletin tahsis ettiği özel 'Concorde' jetiyle konserlerine uçmaktadır. Konserden en az üç gün önce özel uçağıyla konser vereceği ülkeye gidip onuruna verilen resepsiyona katılır. Ülkesinin diplomatik temsilcilerinin onun her ihtiyacıyla yakından ilgilenir. LangLang onlar için devlet başkanı düzeyindedir. İlgi ve şaşaalı ağırlama konser gününe kadar devam eder. Ve LangLang konsere çıkar piyanosunun başına oturur.
FAZIL ise tarifeli uçakla seyahat eder. Son gün konser şehrine gelir. Muhtemelen bir gurbetçiyle yediği bir öğlen yemeğinden sonra salona gelir. Kısa bir prova yapar ve konser saatini beklemeye koyulur.
NE bir davet ne bir ayrıcalık... Fazıl; uçak, otel ve konser salonu arasında yaşamında yapayalnızdır. Bu arada dünyanın neresinde olursa olsun biletleri satışa çıktığı an biter. Bu alanda bir benzeri daha yoktur. Yılda tam 120 konser vermektedir. Dünyanın en ücra köşelerine kadar gitmekte ve Türkiye'nin adını duyurmaktadır. Yani her üç günde bir konser... Bir de tarifeli uçakla seyahati düşünün. 

MOZART YORUMCUSU!
Fazıl konser dışında her gün yollardadır. Bütün bu imkânsız konser programına rağmen piyano başında bir dahi vardır. (Eğer gitmediyseniz çok şey kaybediyorsunuz. Mutlaka bir konserine gidin. O çalarken siz yorulacaksınız. Ve soluk soluğa çıkacaksınız salondan.)
FAZIL yüzyılın en büyük piyanistidir. LangLang kadar seçkinci çalmamasına karşın dinleyiciye verdiği heyecan en üst seviyededir. İzleyiciyi arkasına takar ve çaldığı parçanın hikâyesine doğru sürükler. Mozart'ın en iyi yorumcusu odur. Peki ya besteleri... Haremde 1001 Gece ve Hayyam'ın Ölümü muhteşem besteleridir. 
BİRKAÇ yüzyılda gelebilecek bir dahi bize nasip olmuştur. Ancak biz onu yok etmenin peşindeyiz.
OYSA Ömer Hayyam'ın bir beyitini paylaştığı için Fazıl'a hapis kararını veren hâkim şöyle dönüp bir edebiyat tarihimize baksaydı... Bu kararı verir miydi? Emin değilim...
Buyrun biz bakalım...

Fazıl Say'a tahammül edemiyoruz ama...Süleyman, Şair Baki'ye hoşgörülüydü

Kanuni döneminin en önemli şairi Baki bakın Divan'ında ne diyor:
Bezm-i safa vüreşh-i cam bu zemzem olmuşol makam
Meyhaneler Beytü'l-harâm. pîr-i muğan Şeyhü'l-harâm.
Peki günümüz Türkçesiyle ne anlama geliyor?
"Esenlik veren bir toplantı; kadeh teri, zemzem olmuş.
Meyhaneler Ka'be, meyhaneci başıda Ka'be yöneticisi"
Sarsıcı değil mi? Baki'den bir sonraki kuşaktan olan Naili ise daha sert bir dize kaleme almıştı.
Zühhada açılmaz der-i eyvân-ıhârâbat
Ol mastaba-i feyz riyâ-gâh değildir.


ANLAMI ŞUDUR:
"Meyhane konağının kapısı kuru sofulara açılmaz
O bilgi-bolluk aşaması iki yüzlülük yeri değildir."


VECİBELERDEKİ ÖFKE
DEVAM edelim... Sadece divan edebiyatçıları değildi Tanrı'yla meselesi olan. Halk ozanı Kazak Abdal'da dinsel inançlar üzerinden şiirler yazmıştı. Hem de büyük bir öfkeyle...

Münkir munafıkın huyu 
Yıktıharab etti köyü
Mezarına bir tas suyu
Dökenin de anasını
Dağdan tahta indirenin
Iskatına oturanın
Mezarına götürenin
İmamın da anasını
Derince kazın kuyusun
İnim inim inlesin
Kefenin diken iğnesin
Dikenin de anasını
Müfsidin bir de gammazın
Malı vardır da yemezin
İkisin meyit namazın
Kılanın da anasını


AÇIKLAMAYA gerek yok sanırım. Öfkesini dinsel vecibelerden çıkartma yolunu deniyor.
BAKINIZ... Divan şairlerimizden Agahi çıtayı nasıl yükseltiyor:

Ey sofi bana mecüd-ü meyhane de birdir
Savt-ızühüd-i nâre-i mestâne de birdir
Hak'tan sana ermez ise esrar-ıhidayet
Bu zikr-ü ibadet ile peymâne de birdir.
Gel geç bu riyadan kala gör tarh-ıcihanla
Bu fânide bir kûşe-i virane de birdir
İllâ başıdünyaya gönül verme dirağa
Arif olana akıl-ü divâne de birdir
AGAHİ gibi nur olagör ey gözü âmâ
Bu aşka yanan sem' ile pervane de birdir.


"Ey sofu bana göre içki içilen yerle namaz kılınan yer birdir. Bu dine bağlılık yüzünden çıkan sesler, tapınırken yapılan dualarla, yakarışlarla bir sarhoşun kopardığı çığlık ayrı değildir, birdir. Tanrı sana doğruluk yolunu göstermedikten, gizlilikleri bildirmedikten sonra tapınmışsın, tanrı'yı anıp durmuşsun ne çıkar, kadeh çekmekten ayrı yönü yok bunun. Ha tapındın, ha içtin ikisi de birdir bence. Bırak bu iki yüzlülüğü ey sofu, bu geçici evrenden bir yıkıntının üzerinde oturmakla bütün evrenleri buyruğu altında bulundurmanın ayrılığı yok, birdir ikisi de. Değmez dünyaya gönül vermeye, uslu, anlayışlı, kavrayışlı bir kimse için akıllı da birdir akılsız da. Gel ey sofu AGAHİ gibi ışık ol, nur ol, sevgiye tutuşup yanan mum da birdir, onun çevresinde dönüp yok olan kelebekte..."

EŞCİNSEL AŞKA ŞİİR
DİVAN ve halk edebiyatımız sadece Tanrı kavramıyla uğraşmadılar. Aralarından birçoğu eşcinsel aşkı da savundu.
ÖRNEK mi? Buyrunuz...

Yüzü koyun gözüne 
çub düşer aman diyerek
Misal-i saye hanifa 
uzatmak mı gerek


Bu beyit çok açıktır. Erkek sevgilisinin gözüne çöp batmasın denilerek yüzü koyun yere bir gölge gibi yatırılmasının doğru olmadığı anlatılıyor. 

ÖZELLİKLE 16 ve 17. yüzyıllarda erkek sevgisi alıp yürümüştür.
Bize meyi eyleyen dilber şükür gördük sakallanmış
Mutaf dükkanına dönmüş bütün azası kıllanmış

EŞCİNSELLERİN kıllanması/sakallanması divan edebiyatını derinden etkilemiştir. 
BAKİ'NİN eşcinselliği alenen ortaya döken şiirleri oldukça fazladır. Türkçe tercümesini istemezseniz bir tanesini yazayım. Çünkü Türkçesi hepimizin yüzünü kızartır:

Dil'at-ı hecevikerima boyuna biçmişler
Mecdi'nin b..lu g..tü tak-ı giriban olsun
Başın Emri g..ne söylemeğe utanırım
B..ğü çevresi kaftanına kaytan olsun


ANLADINIZ sanırım. Ama eşcinsel furya o kadar yaygındır ki hemen her şair bu konuya değinmiştir. 
Ali Beg 16. Yüzyılın önemli şairlerindendir.

BİR beyitinde bakın ne diyor:
Zenne rağbet eder mi akıl olan
Tab-ı ali civane maildir.


AÇIKLAMASI: Aklı başında olan bir kimse kadına eğilim gösterir mi? Ali'nin gözünde civan (genç delikanlıya) olana bir yönelme vardır.

***
İŞTE böyle... Sayfamın el verdiği ölçüde örneklere yer vermeye çalıştım. Ama emin olun yüzlerce örnek daha yazabilirdim. Şairlerimiz Tanrı ile kul arasındaki ilişkiye  eleştirel olarak yaklaştıkları yüzlerce şiir yazmışlardır. Aynı şekilde eşcinsel güzellemelerine de korkusuzca yaklaşmışlardır.
OYSA bir de bugüne bakın...
BAKİ'NİN inanç ve edep sınırlarını zorlayan şiirlerine tahammül gösteren Kanuni Sultan Süleyman nerede, Fazıl'ın alıntı tweet'ine hapis kararı veren hâkim nerede?
SAHİ... Baki bugün yaşasaydı bu karara sevinen hükümete nasıl bir beyit dizerdi? Tahmin edebiliyor musunuz?

 

<p>Sosyal medyada toplumsal algıyı manipüle etmek için birçok yalan servis ediliyor. Bazı yayın orga

Hepsi teker teker deşifre edildi... İşte haftanın yalanları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu