• $7,3867
  • €8,984
  • 442.572
  • 1546.78
09 Ocak 2011 Pazar

Bizim muhteşem bir Refik'imiz vardı

İlk bölümüyle reyting rekoru kıran 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi fırtına kopardı. Kanuni Sultan Süleyman, şehvet düşkünü gösteriliyor diye yerden yere vuruluyor. 'Osmanlı padişahına bu nasıl yakıştırılır'

deniyor. Haksızlık yapılıyor. Oysa, Osmanlı'da, sarayın seks yaşamı ciltler dolusu kitapla bile anlatılamaz

Osmanlı'da padişahların ilginç merakları, cariyeler arası rekabetin vardığı inanılmaz nokta veya eşcinsellik... Hepsi başlı başına bir inceleme konusudur. Örneğin, Osmanlı'daki tamamı eşcinsellerden oluşan 'civelek taburları'na neden birileri el atmaz anlayabilmiş değilim. Neyse... Peki Cumhuriyet dönemimiz nasıldı? İnsan aynı insan, millet aynı millet olduğu için değişen hiçbir şey yoktu, emin olun. Cumhuriyeti kuran ve yaşatan kadroların içinde de çapkınlığa düşkün onlarca isim vardı. Ama biri vardı ki tam bir efsaneye dönüşmüştü.

Demokrat Parti'nin kurucularından Meclis Başkanı Refik Koraltan!..
Yatak odasından bakınca ona tek unvan yakışıyor: 'Muhteşem Refik'
   
EN ÇAPKIN SİYASETÇİ
Cumhuriyetimizin aşk tarihi yazılacaksa Refik Koraltan'a ayrı bir cilt ayırmak gerekir. Siyaset dünyamızın en çapkın ismiydi. Kimi zaman sonu ölümle bitecek ilişkilerin kahramanı oldu, kimi zaman diplomatik skandalları teğet geçtiğimiz olayların faili... Refik Koraltan'ın ilk gözdesi Sevim Çağlayan'dı. Ama onların ilişkisine gelmeden en az Koraltan kadar hızlı bu sahne kadınını da tanıyalım.

ONUN KADAR HIZLI
Sevim Çağlayan daha 12'sindeyken yaşı 4 yıl büyütülerek kendinden çok büyük Avukat Namık Ambarcıoğlu ile evlendirildi. Kısa sürede boşandı. Ardından Operatör Dr. İlhan Bumin'le evlendi. İlhan Bey, Sevim Hanım'ı eğitim alması için dönemin en önemli müzik adamı Mithat Fenmen'e götürdü. Ancak Çağlayan'ın İlhan Bumin'le olan evliliği de uzun sürmedi. 7 yıl evli kaldıktan sonra bir kez daha mahkemenin yolunu tuttu.

ÖNCE İŞ SONRA AŞK
Adana milletvekili ve ünlü toprak ağası Cavit Oral'a sekreter oldu. Tabii Sevim Hanım'ın sekreter olması kısa süre sonra da sevgili olması demekti. Cavit Oral'la da aşk yaşadılar. O günlerde Çağlayan'ın güzelliği Ankara'da konuşulur olmuştu. Güzellik yarışmasına katıldı ve 3. oldu. Bir yandan da ses sanatçılığına göz kırpıyor, Ankara Radyosu'na girmek istiyordu. Girdi de, Ankara Radyosu'nun en sevilen ses sanatçılarından biri oldu.

Daha sonra Cavit Oral vasıtasıyla Refik Koraltan'la tanıştı. Koraltan bu genç ve güzel kızı o kadar çok sevdi ki onu 'evlatlık' ilan etti. Artık Koraltan'ın himayesindeydi. Çok geçmeden Cavit Oral'dan ayrıldı ve bu kez Refik Koraltan'la sevgili olarak anılmaya başlandı.

FUTBOLCU GÜNDÜZ DEVREDE
1958'de basketbolcu Yılmaz Gündüz ile yaptığı evliliği ise oldukça tuhaftı. Yılmaz Bey ona evlenme teklif etmiş ama Sevim Hanım ona dürüst davranmış ve Refik Koraltan'la ilişkisi olduğunu 'belirtmiş'ti. Ancak Yılmaz Bey için sakıncası yoktu. 'Ben Refik Bey'den Allah'ın emriyle isterim seni' dedi. Bu arada belirtelim Yılmaz Bey de evliydi. Hemen köşke çıktı. Bayar'ın da bulunduğu bir ortamda Koraltan'dan Sevim Çağlayan'ı 'Allah'ın emriyle' istedi. Koraltan gülerek cevap verdi: 'Verdim gitti. Allah mesut etsin...' Bir yıl sonra 1959'da Yılmaz Gündüz'le Sevim Çağlayan evlendi. Ama ancak bir yıl sürdü. 1960'da boşanarak yollarını ayırmışlardı.

MENDERES DE İHMAL ETMEDİ
Peki 'lacivert takım elbise'ye bu kadar meraklı olan Sevim Hanım'ın acaba Menderes'le arasında bir şey yaşanmadı mı? Elbette yaşanmıştı...  Menderes, onu makam arabasıyla aldırıyor ve birlikte vakit geçiriyorlardı. Anlattıklarım size tuhaf gelebilir ama durum buydu. Yani iyimser bir ifadeyle 'çapkın' bir sanatçı neredeyse bütün kabineyle aşk ilişkisi yaşıyordu. Sadece Sevim Çağlayan mı? Tabii ki hayır! Mualla Mukadder de Başbakan Menderes ve Koraltan'la aşk yaşamıştı. Hatta dönemin mizah dergileri 'Mualla Mukadder, Menderes'te Boğuldu' gibi başlıklarla çıktı. Menderes'le Koraltan 'kadın' konusunda birbirlerine hep cömert davranmışlardı...

BİR AİLE FACİASI
Yıl yine 1959... Türk heyeti Japonya'ya resmi gezi düzenlemişti. Başbakan Menderes, bakanlarıyla beraber Tokyo'ya indi. Onları karşılayan Tokyo Büyükelçimiz Süreyya Anderiman'dı. Güzel eşi Nükhet Anderiman'la beraber günlerce bu ziyarete hazırlanmışlardı. Ancak gezi süresince Nükhet Hanım, Koraltan ile fazla yakınlaştı. Bu yakınlık yatak yakınlığına dönüştü mü bilinmez ama aynı gece korkunç bir olay yaşandı. Büyükelçi, karısını boğarak öldürdü, ardından da tabancasını alnına dayayarak tetiği çekti. Anderimanlar'ın cansız bedenlerini Ateşemiliter Ertuğrul Alatlı (Alev Alatlı'nın babası) buldu.

BARBARA DAVASI
 Dedim ya, Refik Koraltan'ın maceraları yazmakla bitmez. Son macerası ise bir Alman hizmetçiyle oldu. Rahatsız eşine bakıcı alınacaktı. Refik Bey bakıcıyı Almanya'dan istedi. Barbara geldi. Koraltan bir gün Barbara'yla sevişirken kalp spazmı geçirdi. Hastaneye zor yetiştirildi. Yassıada'da Barbara Davası'nda yargılandı. Dövizin yasak olduğu yıllarda eşinin ilaçları için Maliye Bakanlığı'ndan döviz almış ama ilaç yerine Barbara'yı getirmişti. Maliye Bakanı Hasan Polatkan da ne yazık ki çapkın Koraltan'ın kurbanı oldu. Döviz Kanunu'nu ihlalden mahkum oldu.  İyice yaşlandığı dönemde ziyaret eden gazetecilerin espri olarak mesir macunu hediye ettikleri bir siyasi şahsiyetti Refik Bey. Aşkları siyasi hayatını gölgede bırakacak kadar renkliydi. 1974'te aramızdan ayrıldı. Şimdi söyleyin bakalım? Muhteşem olan Süleyman mı yoksa Refik mi?
 www.twitter.com/gurkanhacir

Onu durdurmak mümkün değildi
İran Şahı Rıza Pehlevi ve güzeller güzeli eşi Süreyya, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelmişlerdi. Ankara'nın o yıllardaki en gözde mekanı Çubuk Barajı'nda Şah ve eşi Süreyya onuruna yemek verildi. Davette Başbakan Menderes ve Meclis Başkanı sıfatıyla Refik Koraltan da vardı. Refik Bey, Süreyya'nın güzelliğinden çok etkilenmişti. Aldığı alkolün de etkisiyle kraliçenin koluna girdi, bir köşeye götürdü. Koraltan, kraliçenin kulağına eğilmiş, hararetli bir şeyler anlatıyordu. Menderes, Koraltan'ın huyunu bildiği için harekete geçti ve kraliçeyi bu durumdan kurtardı. Koraltan'ın her macerası böyle sevimli ve az hasarlı atlatılmadı.

Yassıada ifadesindeki oyuncak
Yassıada'daki ünlü külot davasında Menderes'e, kasasından çıkan çıplak kadın fotoğrafları sorulmuştu. Menderes 'Bir gün Refik Koraltan elinde küçük bir oyuncakla geldi, gösterdi ve baktık. Bıraktı gitti. Atamadım, satamadım, oraya koydum. Bunlar müstehcen fotoğraflar değildi, küçük bir makineyle gösterilen artistik fotoğraflardı. Bütün evlerde tablo diye kullanılabilir,' diyerek kendini savunmuştu. Bahsettiği makine basit bir fotofilm cihazıydı ve içinde çıplak kadın fotoğrafları vardı. Koraltan'la Menderes'in ilişkisinde kantarın topuzu iyice kaçmıştı.

Struma film oluyor...
Bundan 2 yıl önce Struma faciasını anlatmıştım.768 Museviye mezar olan bu büyük dramı yazdığımda 'eden bunu bir sinema filmine dönüştürmek kimsenin aklına gelmez'diye de sormuştum. Nihayet bir yapımcı bu 'harika iş'e el attı. Amerikalı Courtney Williams, 'Struma'nın filmini yapmak üzere Amerikan film stüdyoları ve senaristleriyle görüşmelere başladı. 2011'de Romanya'da çekimlerine başlanacak filmin Türk sinemasının en büyük bütçeli filmlerinden biri olacağı konuşuluyor. Ben de merakımı yenemiyorum. Acaba Courtney'in filminde gemiden 5 yolcunun inmesine aracılık eden Vehbi (Koç) Bey'in bu macerasına yer verilecek mi?

Neler Olmuştu?
2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'dan kaçan Museviler özellikle Romanya ve Türkiye üzerinden Filistin'e gidiyorlardı. Bunların içerisinde Filistin'e yerleşim izni almadan yola çıkanlar da vardı. İşte Struma gemisi Aralık 1941'de çoğu kaçak 780 yolcusuyla İstanbul'a geldi. Filistin'e giriş izinleri olmadığı için bozulan gemiden kimsenin inmesine izin verilmedi. Ve bir insanlık dramı da burada başladı. Günlerce açlık ve dizanteriyle boğuşan 780 Musevi için umuda yolculuk giderek ölüme yolculuğa dönüştü. Karadeniz açıklarında batan gemiden sadece 2 kişi kurtulabildi.

Notlar yine birikti...
Geçen haftaki yazı çok ilgi gördü. Çok sayıda okur, Tayfun Er'in internette yağmalanan bilgilerine ulaşılıp ulaşılamayacağını sordu. Er'in bu çalışmalarını derlediği iki kitabı var. Erguvaniler ve Yalıdakiler... En sıkı okurlarımdan Ali Can Eser uyardı. Geçen hafta 'check etmek' demişim. Bari siz yapmayın Gürkan Bey, diyor. Haklı. Aslında dikkat ederim ama Türkçesi dururken bazen kaçırıyoruz işte... Özür dilerim...

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''