• $9,6002
  • €11,1966
  • 553.669
  • 1479.93
21 Ekim 2014 Salı

Vetonun esnemesi

“Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO’da beraber olduğumuz Amerika’nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden ‘evet’ ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz ‘evet’ diyemeyiz.”

Yukarıdaki satırlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pazar günü yani ABD’nin YPG’ye havadan silah yardımı yapmasından bir gün önce yaptığı konuşmadan…
Dikkatli okur Erdoğan’ın “Biz böyle bir şeye evet diyemeyiz” cümlesini kurarken “demeyiz” yerine “diyemeyiz” sözcüğünü kullanmasındaki inceliği farkemiştir sanırım. Aynı cümlede yer alan diğer bir kilit ifade ise “açıktan açığa söyleyerek” ifadesi…
Bu diplomatik dilin şifrelerini çözdüğümüzde, Türkiye’nin PYD’nin silahlandırılması konusundaki politikasında bugün geldiği noktayı da görmüş oluruz.
Erdoğan karşıtlarının “Hükümet ABD’nin PYD’ye yardımına karşı çıktı, çünkü Kobane’nin boğulmasını istiyor” şeklinde yorumlayarak Kürt mahallesinde Ak Parti karşıtlığını alevlendirmeye çalışacakları bu cümle aslında politikada bir esnekliği ifade ediyor.
İktidar, PYD’nin silahlandırılmasına prensip olarak karşı çıkmak durumunda. Birincisi, PKK halen resmen bir terör örgütü olarak sayıldığı ve PYD de onun uzantısı olduğu için… Daha da önemlisi, yarın öbür gün bu silahların Türkiye’ye çevrilme ihtimalini – ne kadar küçük olursa olsun- hesaba katmak zorunda olduğu için…
Her aklı başında kişi bilir ki, yarın bu silahlarla Türkiye sınırları içinde herhangi bir eylem gerçekleşecek olsa, ya da PKK Türkiye’de yeniden silahlı çatışma başlatacak olsa, ülkeye yönelecek silahların hükümetin izniyle verildiği suçlamasını taşımak hiçbir iktidar için kolay değildir. O yüzden hükümetin YPG’nin silahlandırılmasını açıktan desteklemesini beklemek gerçekçi değildi. Ama sorun, Batı’nın silah vermesine koyduğu “veto”dan kaynaklanıyordu ki, son açıklamayla bu vetonun üstü örtülü bir biçimde kaldırıldığını görüyoruz.
Sanırım son dönemde hükümet, veto politikasının Türkiye Kürtleri üzerinde yaratacağı algıyı ve bunun Çözüm Süreci üzerindeki etkilerini daha önemle hesaba katmak zorunda olduğunun farkına vardı.
İşte bu yüzden, Erdoğan’ın cümlesinde ifadesini bulan politikayı engellememek ama açıktan evet dememek; görmemeyi, bilmemeyi tercih etmek olarak özetleyebiliriz.
Kobane politikasındaki bir başka esneme de peşmerge geçişleri konusunda yaşandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobane’ye geçişlerine yardım edildiğini açıkladı. Bakan Çavuşoğlu’nun bu açıklamasından hemen sonra Dışişleri kaynakları da, Kobane’ye peşmerge ve silah geçişinin pazar akşamı itibariyle başladığını açıkladılar. Gerçi Çavuşoğlu aynı açıklamasında, PYD’nin politikasına ilişkin bilinen itirazlarını ve eleştirilerini sıralıyor ama sonuçta Koalisyon ile tam işbirliği içinde olduklarını da ekliyor.
Bütün bu gelişmeleri bir arada düşündüğümüzde, hükümetin Suriye Kürdistanı politikasının olumlu bir esneme içinde olduğunu söyleyebiliriz.
Böylece Türkiye, daha ilk günden itibaren neredeyse bütün Kobane halkını topraklarına alarak IŞİD’in elinden kurtaran; YPG yaralılarını tedavi eden; peşmergelerin topraklarından geçip IŞİD’le savaşmasına izin veren ve ABD’nin silah yardımını veto etmeyerek dolaylı destek veren bir ülke olarak Kandil’in yalan ve iftiralarını tamamen boşa çıkarmış oldu.
Çatışmayı yeniden başlatmak için fırsat kollayanların Güneydoğu halkının duygularını istismar etmeleri artık çok daha zor olacak.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi