• $8,1873
  • €9,7643
  • 457.899
  • 1393.24
07 Temmuz 2015 Salı

Şimdi de şantajcılığa övgü

Yunanistan’daki durumu en güzel Cem Toker özetlemiş:

“Banka borcunuz varsa, ödeyip ödememek için ailenizde referandum yapın. Çok demokratik oluyor!”
Çipras’ın seçim zaferi sonrası bütün dünya sosyalistlerinin ve “ilerici”lerinin Yunanistan halkının “küresel vesayetin kuşatmasına karşı yükselen” isyanını ayakta alkışladıkları günlerde “Batakçılığa övgü” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Batakçılığa övgü referandum sonrasında şantajcılığa övgü biçimine bürünmüş bir şekilde ve volümü daha da yükselmiş olarak sürüyor.
Pazar akşamından bu yana, Yunan halkının yüzde 60’ı ve bütün dünyadaki solcu cephe, kreditörlerin alacaklarını tahsil edebilmek için önerdikleri kemer sıkma tedbirlerine “hayır” demeyi “küresel kapitalist sisteme karşı demokrasinin zaferi” olarak kutluyorlar.
Oysa bunun kapitalizm karşıtlığıyla filan bir alakası yok; ahlakla alakası var.
Borcunu ödememeyi hak gibi görmek ne uluslararası ilişkilere ne de esnaf ahlakına uyar. Borca sadakat ilk değiş tokuştan bu yana ticaretin en temel ilkesidir.
Kreditörler Yunanistan’a 323 milyar euro borcu zorla mı verdi? Verirken hibe mi dedi? Hükümetler o borçları nasıl geri ödeyeceğini düşünmeden bol keseden dağıtırken bugün “Hayır” oyu kullanan Yunanlılardan herhangi bir itiraz mı yükseldi?
Peki şimdi nasıl oluyor da borcun üstüne yatmak “demokrasi” oluyor?
Hani şöyle deseler anlayacağız:
“IMF’nin ve AB’nin bize dayattığı tasarruf önlemleri doğru önlemler değil, zaten bunca yıldır işlemiyor ve istenen sonucu vermiyor. Biz bu önlemleri kabul etmiyoruz. Ama borcumuz borçtur; bundan böyle kendi önlemlerimizi kendimiz belirleyecek, kendi ekonomi politikamızı kendimiz çizecek, borçlarımızı da belirlenen takvimle ödeyeceğiz.”
Tabii bunu diyemiyorlar. Çünkü dört kişilik aile bütçesini idare edenler bile gayet iyi bilir ki, borç ödemenin sihirli formülleri yoktur. Eğer yüklü bir borç altına girmişseniz, evinize hacizcilerin üşüşmemesi için yapabileceğiniz şey bellidir: Bir yandan gelirinizi artırmaya çalışırken bir yandan da giderlerinizi kısar, bu arada borcunuzu da daha uzun bir vadeye yaymaya çalışırsınız.
Syriza’nın da iktidara geldikten sonra yapabileceği tek şey buydu. Tutumunu yumuşatarak, borçların yeniden yapılandırılması ve tasarruf tedbirlerinin kısmen hafifletilmesi için AB’yle pazarlığa girişmek... Zaten AB de, tasarruf tedbirleri, yapısal reformlar ve büyüme arasında yeni bir denge kurulması arayışı içinde olduğundan, sonunda bir noktada uzlaşılabilir ve yola devam edilirdi.
Ya da başka bir yol vardı:
Mademki Çipraş o kadar devrimci, o kadar uzlaşmazdı, başbakan olur olmaz Euro Bölgesi’nden de, Avrupa Birliği’nden çıkar, böylece nefret ettiği ve adaletsiz bulduğu bu “kan emici küresel kapitalist sistemin” parçası olmazdı. O zaman da bütün kreditörler alacaklarının üstüne bir bardak su içer, Yunanistan da kendi seçtiği yolda – nasıl yürüyecekse (!) - yürür giderdi.
Ama bunu da yapmıyorlar. Tam tersine, referandumdan çıkan “hayır”ın Euro Bölgesi’nden çıkmak anlamına gelmediğini, tam tersine euroda kalarak borçlarını ödememeye kararlı olduklarını vurguluyorlar.
Bunun da tek bir anlamı var:
Yunan halkı ne devrim istiyor; ne de demokrasiyi savunuyor; sadece AB’ye şantaj yaparak borcunu sildirmeye çalışıyor.
Çipras’ın niyeti, Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkmasının AB’de ciddi bir siyasi krize ve hatta dağılmaya yol açabileceği korkusunu kullanarak ve AB’nin böyle bir şeyi göze alamayacağına güvenerek Avrupa’ya şantaj yapmak ve borçlarını sildirtmeye çalışmak.. Hatta hatırlarsanız, Yunan Başbakanı referanduma birkaç gün kala bu şantajı iyice ileri götürüp “Eğer AB dışında kalırsam bütün kaçak göçmenleri sınırımdan geçirir Avrupa’yı cehenneme çeviririm” noktasına kadar ilerletti.
İşte kapitalizme karşı dünya solunun idolü haline gelen adamın izlediği “saygıdeğer” politikanın özü bu!
AB’nin bu şantaja boyun eğip eğmeyeceğini yakında göreceğiz. Ama eğse de eğmese de Çipras şantajcı olmaktan, Yunan halkı da şantajcıya destek vermiş bir halk olmaktan kurtulmayacak.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü