• $8,2946
  • €10,0862
  • 489.632
  • 1444.87
12 Mart 2015 Perşembe

Savaşın değil, siyasetin üslubu

Merkez Bankası’nın bağımsızlığını tartışmaya kapalı bir konu haline getirmek eğiliminde olanlar var. Bu doğru bir tutum değil ve zaten “tartışılamaz” demekte de olmuyor.

En uçta, merkez bankalarının varlığına temelden karşı olan küçük bir azınlık olmak üzere, bağımsızlığına sınır getirilmesini savunanlar ve tabii mevcut durumun kararlı savunucuları arasında sürüp giden bir tartışma hep var.
Merkez bankalarının bağımsızlığına ilkesel olarak karşı çıkanlar, bu durumu ekonomi politikalarını belirleme görevi ve sorumluluğu olan yürütmenin “iktidarsızlaştırılması”, elinin kolunun bağlanması olarak görüyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu karşı çıkışı sık sık “davul ve tokmak” benzetmesiyle koyuyor ortaya.
Sadece fiyat istikrarına odaklanmış bir merkez bankasının temel olarak finans sermayesinin çıkarlarına hizmet ettiği; büyüme başta olmak üzere, işsizlik, gelir dağılımı, sanayileşme, kalkınma gibi diğer iktisat politikası hedeflerini göz ardı ettiği yönünde eleştiriler de birçok iktisatçı tarafından dile getiriliyor.
Ama öte yandan, merkez bankalarının bağımsız olması gerektiği fikrinin uzun yıllara dayanan pahalı tecrübelerin sonucu olduğunu vurgulayan büyük bir çoğunluk var.
Demek istediğim, bu konu elbette bir tabu değil ve Cumhurbaşkanı’nın da kendi tecrübesinden hareketle konuyu tartışmaya açmak istemesi gayet doğal.
Ne var ki, şu andaki problem tartışmanın kurumun yetki ve görevleri tartışması olmaktan çıkıp kurumun başındaki kişiye yönelik bir saldırıya dönüşmesi. Üstelik de son derece yıpratıcı ve haksız bir üslupla…
Açık söyleyelim, faiz politikasından hoşnut olunmayan Merkez Bankası başkanını, başka odak ve merkezlerin şubesi gibi hareket etmekle suçlamak; vatanı satmak, vatana ihanet etmek gibi ifadeler kullanmak; sonra da ertesi günü onunla Köşk’te karşılıklı oturup kendisinden brifing almak tutarlı bir davranış değildir. Hem siyasi istikrara, hem de ekonomiye zarar verir.
Mesele sadece Erdem Başçı’ya ilgili bir problem de değil.
Daha önce de yazdım, tekrar edeyim:
Son bir-iki yıldır AK Parti saflarında ortaya çıkan hava, tam bir savaş havası... Özellikle Gezi olaylarından bu yana belirginlik kazanan ve 17-25 Aralık operasyonlarıyla birlikte iyice hakim hale gelen bu savaş atmosferinde muhalifler sürekli olarak “kökü dışarıda olmakla” “Türkiye düşmanlarının taşeronluğuyla” suçlanıyor, gayri milli ilan ediliyor. Doğal ittifaklar “Türkiye karşıtı komplo” olarak addediliyor. Her lafın başında “Yeni Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlerden”, “Yeni Türkiye’ye pusu kuranlardan, Yeni Türkiye düşmanlarından” söz ediyor.
Parti liderlerinin söylemleriyle beslenen bu havanın, alt kademelere ve taraftarlara doğru indikçe, onların bile tüylerini ürperten bir ölçüsüzlük ve keskinlik kazandığını görüyoruz.
O hale geldi ki, artık sadece muhalefete karşı mücadele değil, partinin kendi içindeki fikir mücadelesi de savaş naraları eşliğinde yürütülüyor. 12 yıldır hükümetin ekonomiden sorumlu bakanı olan değerli bir siyasetçiye “paralel yapı-Bilderberg- faiz lobisi projesi” olarak nitelendiren kendini bilmezler bile çıkabiliyor yaratılan bu atmosfer yüzünden.
Muhalif olmak ya da parti içinde farklı bir fikri savunmak “gayri meşru” bir pozisyon olarak algılanıyor ve öyle sunuluyor.
Bence AK Parti yönetiminin, yeni bir dönemin başında, yeni bir başlangıç için ilk yapması gereken şey, “düşman” söylemi üzerinden yaratılan bu savaş psikolojisini değiştirmek olmalıdır.
Dönüşüm ne kadar büyük, ne kadar hayati ve çetin olursa olsun, bu mücadelenin kurallarını da üslubunu da, savaşın üslup ve kuralları değil, siyasetin üslup ve kuralları belirlemelidir.
Tabii eğer yeni düzen savaş meydanında değil, siyaset meydanında kurulacaksa…

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı