• $13,4709
  • €15,3051
  • 773.924
  • 1809.65
24 Eylül 2015 Perşembe

Merkezde uyum ve işbirliği

Seçim anketleri önümüzdeki mecliste 4 partili tablonun süreceğini; iki büyük partinin oylarını birkaç puan artıracaklarını, buna karşılık iki küçük partinin birkaç puan oy kaybedeceklerini gösteriyor. Yani uçlar zayıflarken merkeze yönelim güçleniyor.

Bu tablonun 1 Kasım’da sandıktan ya ucu ucuna bir AK Parti iktidarı ya da çok geniş tabanlı bir AK Parti-CHP koalisyonu çıkacağının işaretini verdiğini söyleyebiliriz.
Gerçek şu ki, bu iki seçenekten hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin; ister tek başına AK Parti iktidarı, isterse büyük koalisyon çıksın sandıktan, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hem siyasi hem de toplumsal istikrara kavuşmasının yolu bu iki partinin işbirliğinden geçiyor.
Bu işbirliği, hem AK Parti’nin, hem CHP’nin hem de Türkiye’nin ihtiyacı.
Yorgun, bıkkın ve endişeli bir toplum var karşımızda. Siyasi düşmanlıklardan, iç kutuplaşmadan, uluslararası komplolardan ve terörden yorgun düşmüş, geleceğe güvenle bakamayan, her an uluslararası bir komploya kurban gitme, iç savaş kışkırtmalarıyla karşı karşıya gelme endişesi yaşayan, siyasi ve toplumsal alanda yaşanan olumsuzlukların ekonomide yarattığı ve yaratacağı tahribattan korkan bir toplum...
Bu tablo uzun süre böyle taşınamaz.
Sandıktan koalisyon çıkması halinde, toplumda bir rahatlama ve bekleyiş havasının doğmasını bekleyebiliriz.
Ama 7 Haziran’da ortaya çıkan koalisyon ihtimalinden sonra 1 Kasım’da AK Parti’nin yeniden tek başına iktidar olması, muhalif kesimlerin umutsuzluğunu ve öfkesini daha da artırıp bu tabloyu daha da ağırlaştırabilir ve iktidar partisini ülkeyi yönetemez hale getirebilir.
Bu kötü senaryo ancak bir şekilde önlenebilir.
AK Parti’nin tek başına iktidar olsa bile, daha ilk günden başlamak üzere “yönetişim” anlayışına uygun bir biçimde davranacağının işaretlerini vermesi, en başta ana muhalefet partisi olmak üzere dışlandığını hisseden bütün kesimlerle çok yönlü iletişim içine girmesiyle...
Önümüzdeki dönemde AK Parti’den asıl beklentimiz, daha büyük bir hızla daha çok iş yapması değil; belki daha yavaş ama daha çok insanı da işin içine katarak iş yapması; kıra döke ilerlemek yerine ikna ede ede, çoğunlukla uygun adım ilerlemesi; başkalarıyla birlikte yapabileceği hiçbir işi tek başına yapmaması ve bütün başarıları paylaşmayı bilmesi olmalıdır. İçinden geçtiğimiz darboğaz iktidar partisinin CHP’yle işbirliğini hayati bir mesele haline getiriyor. AK Parti’nin bütün temel meselelerde CHP’yle görüş alışverişinde bulunması, her konuda yeterli bilgilendirme yapması ve konsensüs araması, hatta hatta sanki koalisyon ortağı imiş gibi davranması Türkiye’nin istikrarı açısından en önemli mesele.
Aynı işbirliği tutumuna CHP’nin de ihtiyacı var.
CHP’nin, koalisyon görüşmeleri sırasında takındığı yapıcı tutum sayesinde kazandığı sempati, bu partinin geçmişteki negatif siyaset tarzını bırakıp yapıcı muhalefete geçebilirse, giderek yükselen bir parti olacağını ortaya koydu.
CHP’nin, daha da büyüyebilmek için geçmişteki gibi sürekli rejim mücadelesi veren bir parti olmadığını, her şeyi engelleme politikasını terk etiğini ve bu ülkeyi yönetebilecek liyakata sahip olduğunu ispat etmeye ihtiyacı var. Koalisyon ortağı olursa, bunun için iyi bir fırsat doğacak.
Ama değiştiğini ispatlamak için ille de koalisyon ortağı olmaya ihtiyacı yok. Yapıcı bir muhalefet tarzı benimser ve olumlu icraatları kompleks konusu yapmadan destekleyen bir parti haline gelirse, özellikle de terör ve uluslararası komplolar karşısında kararlı bir tutum alabilirse, bunun meyvesini mutlaka toplayacaktır.
İşin iyi yanı şu ki, hem AK Parti hem de CHP, Türkiye’nin bu iki partinin kavgasına değil işbirliğine olan ihtiyacının farkında görünüyor. Koalisyon görüşmeleri olumsuz bitmesine rağmen, o dönemden beri bu iki partinin birbirlerine karşı düşmanca tutumdan sakınması, son olarak Davutoğlu tarafından yapılan centilmenlik anlaşması çağrısına CHP’den hemen olumlu karşılık gelmesi siyaset arenasında son yıllarda tanık olduğumuz en güzel gelişmeler.
Umarız ki, bu yaklaşım sadece seçim kampanyasıyla sınırlı kalmaz; 1 Kasım’dan sonra Meclis’te de devam eder.

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor