• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
07 Şubat 2015 Cumartesi

Hiç ders almıyorlar

“Halkın direnme hakkı” siyasi literatürde yeri olan bir kavramdır.
Bir ülkede iktidarın seçimle değiştirilmesinin yolları tıkanmışsa, iktidarı ele geçirenler geri vermemek için seçime gitmiyorsa ya da tamamen göstermelik seçim yapıyorlarsa, halkın direnme hakkının doğduğundan söz edilir.
İktidarlar elbette hata yaparlar, hatta yoldan çıkabilirler. Böyle zamanlarda kitleler sokaklara çıkar ama yönetenleri uyarmak için, mesaj vermek için, taleplerini duyurmak için… İktidar değiştirmek için değil!
Sokak gösterileri uyarı misyonunu aşıp iktidar düşürme yöntemi haline geldiği anda demokratik karakterini de kaybeder; zorbalığa dönüşür ve darbecilikten bir farkı kalmaz. Zira iktidarın sokak tarafından belirlenmesiyle ordu gücü tarafından belirlenmesi arasında özde bir fark yoktur. Darbeci, elinin altındaki birkaç yüz bin silahlı güce dayanarak tehdit eder seçilmiş siyasetçiyi. Sokak da özünde aynı şeyi sokağa döktüğü birkaç yüz bin kişiyle yapar. Sonuçta her ikisi de kaba güçtür; her ikisinde de çoğunluk iradesi dikkate alınmaz. Dolayısıyla her ikisi de gayri meşrudur ve diktatörlük üretir.
* * *
Ne var ki bizim ana muhalefet partisi başkanı bütün bu “incelikler”le ilgili değil. Seçime dört ay kala “halkın direnme hakkı”ndan bahsedebiliyor. Oysa halkı sokaklarda direnişe çağıracağına sandıklara çağırsa mesele doğal yollarla hallolacak.
Ama bunu yapmıyor; hiçbir zaman yapmadı.13 yıldır bir kere bile AK Parti’yi siyaset yaparak yenmeyi denemedi. Mücadele çizgisini sürekli “gayri meşruluk” üzerine kurmaya çalıştı. Ama “iktidarın gayri meşru zemine düştüğü” iddiasını o kadar sık, o kadar ipe sapa gelmez konularda öne sürdü ki, artık bu tespitlerin de hiçbir ciddiyeti kalmadı.
Zaten o yüzden olacak, ancak gerilla liderlerinin ağzına yakışacak bu sözü bir ana muhalefet partisi başkanının ağzından duymak ne kimseyi şaşırttı ne de kimse tarafından ciddiye alındı.
Hatta, o sözlerin esas hedefi olan ve şu günlerde yedeğine almaya çalıştığı “Birleşik Haziran Hareketi” tarafından bile…
* * *
CHP’nin bir diğer seçim stratejisi ise dün ortaya çıktı.
Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'den oluşacak CHP heyetinin, pazartesi günü Silivri'de tutuklu bulunan Hidayet Karaca'yı ziyaret etmek için, Adalet Bakanlığı'na resmen başvuruda bulunduğunu öğrendik. Bu arada, Cemaat’in elinde 20 kişilik bir milletvekili listesiyle seçim ittifakı için CHP ve MHP’nin kapısını çaldığı da aynı gün basına sızan bir başka haberdi.
Böylece, CHP’nin haziran seçimi için güvendiği dağlardan birinin Gezici takımı, diğerinin de Gülen örgütü olduğunu anlamış olduk.
Demek ki Kılıçdaroğlu, yerel seçim sonuçlarından da, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Ekmelettin İhsanoğlu tecrübesinden de hiç ders çıkaramamış.
Hadi, tehdit ve şantajla devleti ele geçirmeye çalışan bir gizli örgütü kanatları altına alıp meşrulaştırmaya çalışmanın vebaline aldırmıyor diyelim.
Bu yoldan oy kazanamayacağını da mı anlayamıyor?

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü