• $9,3293
  • €10,8253
  • 530.333
  • 1416.74
9 Nisan 2015 Perşembe

Çağlayan cinayeti

Gerçi gündem aday listeleri ama izin günlerimde olup da yazamadığım bir konuyu yazmasam olmaz: Çağlayan Adliyesi olayı ve bu olay karşısında alınan tutumlar...

DHKP-C’nin ya da eski ismiyle Dev Sol’un ya da en eski ismiyle Cepheci’lerin gözlerini kırpmadan adam öldürdüğünü ta Elrom’dan beri biliyoruz. Gerçi Çayan ve arkadaşları için anma töreni düzenleyenler bu ismin hatırlanmasını hiç sevmez ama Elrom da tıpkı Savcı Kiraz gibi rehin alındıktan sonra ağzı bantlanarak ve şakağından tek kurşunla soğukkanlı bir şekilde öldürülmüştü.
Aradan 45 yıl geçti... DHKP-C cephesinde 45 yıldır değişen pek bir şey yok. Sadece 1971’de “yerli” bir terör örgütüyken bugün bilumum gizli servislerin taşeronu haline geldiğini söyleyebiliriz.
O yüzden Dev Sol’lu iki profesyonel katilin Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleştirdikleri katliamın şaşırtıcı hiçbir yanı yok; bu eylem, tam da onlardan beklenen türden bir ahlaksızlık... Karmaşık rumuzlu çeşitli sol grupların ve çevrelerin, söylemini zamana uydurmuş ama ruhen terörist kalmış bilumum eski tüfeğin, kimi daha mahcup kimi daha arsız bir biçimde cinayet eylemine sahip çıkması da sürpriz değil. Çünkü zaten onlar da 40 yıldır aynı şeyi yapıyorlar. Artık ellerine silah almasalar da ve hatta bazıları hiçbir zaman eline silah almamış olsa da, şiddetperestlikten vazgeçemiyor; “iktidarın namlunun ucunda olduğu” düsturunu unutamıyor ve birileri silahla ortaya çıktığında kendilerinden geçip alkışlamaya başlıyorlar. Belki kendilerinin hiçbir zaman sahip olmadığı ölme cesaretine karşı duyulan hayranlık var bu alkışta; “eski güzel günlere” duyulan özlem var biraz. Ama en çok fırsatçılık var; hiçbir ahlaki ölçüye sığmayan bir oportunizm var: İktidarın ancak kanla alaşağı edilebileceğine inanıyorsunuz ama bunu başkalarının kanıyla yapmak istiyorsunuz. Bundan ala ne olabilir?
Gelelim bu olayın beni asıl şaşırtan - hatta şoke eden – boyutuna...
Çağlayan Terörü ile birlikte ortaya çıkan en çarpıcı gerçek, Türkiye’de terör destekçiliğinin küçük marjinal grupları aşıp şimdiye kadar düzen savunuculuğunun sembolü haline gelmiş çevreleri, basın yayın organlarını, koca koca partileri ve oturmuş kurumları da içine alacak kadar genişlemesiydi. Ana muhalefet partisinin başkanı terör kurbanı savcının cenaze törenine bile gitmiyor; şiddetten koptuğunu söyleyen HDP şiddete prim veren açıklamalar yapıyordu.
Açıkçası ben en büyük şoku Türkiye’de bir zamanlar “establishment”ın sembolü sayılan bir yayın grubunun “amiral gemisi”nin terör destekçisi yayın çizgisini görünce yaşadım. Demek buralara kadar geldik...
Hükümete ne kadar muhalif olursa olsun, düzenin temel direklerini korumaya özen gösteren; toplumun ana gövdesinden kopmayı göze alamayan; ana gövdenin hassasiyetleriyle, duygu ve düşünceleriyle uyumlu bir çizgi izlemekte ustalaşmış bir yayın organı, bugün bütün toplumun nefretini toplayan bir terör olayına sahip çıkacak kadar gözü dönmüş bir noktaya sürüklendi.
Karşı karşıya olduğumuz bu tablo eski Türkiye’yi geri getirmek; o Türkiye içindeki eski imtiyazlı konumlarını tekrar elde etmek isteyenlerin bunun için göze almadıkları hiçbir şey olmadığını göstermesi bakımından son derece çarpıcıdır.
Eski düzen savunucuları, düzenin yeni sahipleriyle hiçbir şekilde, hiçbir düzlemde birlikte yaşamaya razı olmayacaklarını; toplumsal iktidarı paylaşmak değil tekrar ele geçirmekten başka “çözüm” tanımadıklarını bu olayla birlikte bir kez daha deklare ediyorlar. “Ya biz, ya siz” restleşmesine giriyorlar. Bu uğurda her türlü ahlaki kaygıyı bir kenara bırakmaya hazır olduklarını gözümüze sokuyorlar. Bir kez daha “bizim olmayacaksa yansın bu ülke” diyorlar.
Böyle bir restleşmenin kimseye bir hayrı olmayacağını; suların tersine akıtılamayacağını, eski mazlumların eski konumlarına geri çekilmeye asla razı olmayacağını; eski Türkiye’nin asla geri getirilemeyeceğini göremeyecek kadar da gözleri kararmış bir haldeler.
Oysa tek bir yol var önümüzde: Birlikte yaşamayı becermek... Bunu beceremezsek vay halimize...

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı