• $13,1138
  • €14,929
  • 755.825
  • 1809.53
17 Eylül 2015 Perşembe

Büyük hakem düdüğünü çalınca

Çözüm Süreci’nde atılan hiçbir adım, yapılan hiçbir şey boşa gitmedi.
Toplumsal değişim açısından, kitlelerin kendi deneyimiyle edindiği bilinçten daha önemli bir şey yoktur. Çözüm Süreci özelilikle Kürt toplumunda o kadar önemli bir bilinç sıçraması yarattı ki, artık süreç öncesine dönmek mümkün değil.

Her şeyden önce, yaşamak kazanılmış bir hak oldu ve şimdi PKK o hakkı Kürtlerden geri istiyor.
Böyle bir isteğin karşılanması mümkün mü?
PKK ateşkesi bozduğundan bu yana defalarca tekrarladığı “ayaklanma-sokaklara dökülme” çağrılarına hiçbir karşılık alamadıysa, bu çözüm süreci sayesindedir.

“Özyönetim” adı altında giriştiği “kurtarılmış bölge” denemeleri fiyaskoyla sonuçlandıysa bu da Çözüm Süreci sayesinde…

Kürtler, AK Parti iktidarı boyunca siyaset yoluyla ne büyük reformlar yapılabildiğini gördü. Şu anda önemli bir kısmı çeşitli sebeplerden AK Parti’den uzaklaşmış olsa bile, o deneyim yaşandı bir kere ve artık geniş çoğunluk hak alma mücadelesi için şiddetin gerekli olduğuna inanmıyor. Ayrıca, Cizre’den Kobani çıkartma denemelerine de yüz vermiyor; çünkü PKK’nın vaat ettiği “Kobani Demokrasisi”nin
Türkiye Cumhuriyeti’nin en kötü zamanında uyguladığı demokrasiden daha berbat bir şey olduğunu görüyor.

Dikkat ederseniz artık “Her iki taraf da silah bıraksın” türü zırvalıkları da pek duymuyoruz. Herkes, saldırıyı kimin başlattığının ve kimin bitirmesi gerektiğinin gayet iyi farkında. Demirtaş yine arada bir, bu tür demeçler geveleniyor ama zaten onun demeçlerini önemseyen kimse de kalmadı.
Ne var ki hâlâ bir eksik vardı. PKK’nın savaş politikasına karşı olan geniş kesimler pasif bir direniş gösteriyor ama seslerini yükseltemiyorlardı.
Derken, oradan - buradan bireysel başkaldırılar gelmeye başladı. PKK’nın öldürmek üzere olduğu kocasının yanında durup “Öyleyse beni de öldürün” diye meydan okuyan genç kadın; o uzman çavuşu
PKK’nın elinden kurtarmak için araya giren çevre halkı; köprülerinin yıkılmasına karşı yürüyen köylüler; barajlarına sahip çıkan, iş makinelerinin yakılmasına isyan eden vatandaşlar, örgüte karşı yükselen tepkinin işaret fişeğini yaktılar.
Ve işte sonunda yıllardır özlemle beklediğimiz şey oldu: Teröre karşı örgütlü-kitlesel tepkiler dönemine girdik.

Önce Anadolu’nun birçok yerinde irili ufaklı anti-terör gösterilerine tanık olduk. Bundan birkaç gün önce de şimdiye kadar olmayan bir şey oldu. Doğu ve Güneydoğu’daki 600 STK, Diyarbakır’da bir araya gelerek artan terör olaylarına karşı önemli bir deklarasyon yayımladı ve PKK’yı silah bırakmaya çağırdı. Hemen ardından, yıllardır kurduğum hayal gerçek oldu:
Sessiz yığınlar pasif itirazdan aktif mücadeleye geçmeye; sesini yükseltmeye karar verdi.

11 milyon kişiyi temsil eden 14 büyük sivil toplum kuruluşu Türkiye tarihinin ilk büyük anti-terör mitingi için çağrı yaptı.

Bu yazının yayımlandığı gün Ankara Sıhhıye Meydanı yüz binlerin bir ağızdan attığı “Teröre hayır, kardeşliğe evet” sloganıyla inliyor olacak. Tarihimizde ilk defa, toplumun farklı kesimleri, aralarındaki görüş ayrılıklarını bir yana bırakıp, amasız-fakatsız bir tutumla terör denen belayı birlikte lanetleyecekler; iç savaş heveslilerini hüsrana uğratacak, aynı geminin yolcuları olduklarını ve bu gemiyi batırmaya niyetleri olmadığını ortaya koyacaklar.
Sıhhiye Meydanı’nda ortaya konan milli duruş, sadece PKK’nın değil; PKK’nın arkasında mevzilenmiş bütün dış mihrakların, onların gizli servislerinin, beşinci kollarının ve ajan provokatörlerinin de umutlarını silip süpürecek.

Kürt kartını alacağız ellerinden; joker sandıkları o kartın, pis yediliden başka bir şey olmadığını anlayacaklar.
Onlara Türkiye’nin kolay lokma olmadığını hep birlikte göstereceğiz!

<p>Bu hafta GTA 5'in çevrim içi modundaki özel sunuculara yerleştirilen aşı merkezleri ve oyun içeri

GTA 5'te aşı kuyrukları oluştu | TeknoZone #11

Konya'da kum fırtınası zincirleme kazaya neden oldu

Van'da aracın çarptığı ayı tedaviye alındı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (30 Kasım 2021)