• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
27 Ocak 2015 Salı

Batakçılığa övgü

Dara düşenlerin borç almak için yalvar yakar olup, önlerine konan borç koşullarını neredeyse okumadan imzalayıp sıra ödemeye gelince mağduru oynamasına, sanki büyük bir haksızlığa uğramış gibi bağırıp çağırmasına hiçbir zaman sempatiyle bakmamışımdır.

Hele hele borç silmeyi hak gibi görmek batakçılığın, çamura yatmanın daniskasıdır ve ne uluslararası ilişkilere ne de esnaf ahlakına uyar. Borca sadakat ilk değiş tokuştan bu yana ticaretin en temel ilkesidir.
Gelin görün ki solculuk bu ahlaktan da nasibini alamamış. Yunan halkının yarısı, krizden çıkış için borç aldıkları AB’nin kemer sıkma politikaları dayatmasını “ulusal gururlarının zedelenmesi” olarak görüyor da, “çamura yatmayı” ulusal gurur ya da ulusal ahlak meselesi yapmıyor!
Üstelik şimdi bütün Avrupa’nın sosyalistleri, devrimcileri, solcuları, Yunanistan halkının emperyalistlere karşı bu “soylu” batakçılıktan ilham alıyor; “küresel vesayetin kuşatmasına karşı yükselen” bu isyanı ayakta alkışlıyor!
* * *
Her neyse, ahlakı bir yana bırakıp meselenin ekonomik yanına bakalım.
Yunanistan’da pazar günü yapılan seçimlerde oyların yüzde 50’sini alarak 300 üyeli parlamentoda 150 sandalye elde eden Syriza, seçmenlere bir masal ülkesi vaat etti.
Çeşmelerinden hiç kesintisiz şarapların aktığı, insanların gak dedikçe et, guk dedikçe sütle doyurulduğu, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için devlete bildirmesinin yeterli olduğu, karşılıksız refah ütopyasının gerçek olduğu bir cennet ülke...
Programına bakılırsa, yeni iktidar bu cenneti yaratabilmek için işe AB’ye olan borçların önemli bir bölümünü silmekle başlayacakmış. Arkasından, asgari ücret derhal 700 Euro’ya yükseltilecek; fakirlere bedava elektrik, gıda ve kira desteği verilecek; bankalar ve özel hastaneler devletleştirilecekmiş.
Peki bu değirmenin suyu nereden gelecekmiş?
İşte bunu açıklamadılar!
Şu anda tek bildiğimiz, zenginlerin gelir vergisini yüzde 75’e yükseltmeyi planladıkları... Bunun ne kadar istikrarlı bir kaynak olacağını da yakında göreceğiz. Öyle ya, hiçbir ülkenin girişimcisi kazandığının dörtte üçünü vergi olarak geri vermeyi kabul edecek kadar salak olmayacağına göre, yakında Yunanistan’dan başka ülkelere girişimci göçü de başlayacak demektir.
* * *
Tabii, bütün bunlar böyle olmayacak. Olacak olanlar aşağı yukarı belli:
Hayatında iktidar deneyimi yaşamamış Syriza’nın muhalefetteyken atıp tutmanın kolay olduğunu ama yönetme sorumluluğunu alınca işlerin ne kadar değiştiğini görmesi uzun sürmeyecek.
İşte o zaman da, dünya solunu pek heyecanlandıran o radikal program bir yana konulacak ve ekonominin gerçekleri işlemeye başlayacak. Kıl payı bir oyla hükümet kurmak zayıf kaçacağı için Syriza kendine bir koalisyon ortağı arayacak. Avrupa yanlısı merkez görüşlü Nehir Partisi, ortaklık için en güçlü aday gibi görünüyor. Ve işte ondan sonra da bütün o keskin sloganlar bir kenara itilip reel siyasetin dümen suyuna girilecek. Zaten son anketler, halkın yüzde 76’sının Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalmasını istediği düşünülürse, ortaya konan radikal programın uygulanması düşünülemez bile.
Sonuçta olacak olan, Syriza'nın tutumunu yumuşatarak, borçların yeniden yapılandırılması ve tasarruf tedbirlerinin kısmen hafifletilmesi için AB’yle pazarlığa girişmesidir, başka da bir şey değil. Zaten AB de, tasarruf tedbirleri, yapısal reformlar ve büyüme arasında yeni bir denge kurulması arayışı içinde olduğundan, sonunda bir noktada uzlaşılacak ve her şey üç aşağı beş yukarı –zaman zaman çalkantılarla- eskisi gibi sürüp gidecek. Tabii bu arada, dünden beri Avrupa semalarını inleten “devrimin zaferi” sloganları da kubbede hoş bir seda olarak kalacak...

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!