• $9,2846
  • €10,7688
  • 526.569
  • 1413.53
8 Ocak 2015 Perşembe

Anayasa Mahkemesi de artık toplumsal meşruiyete muhtaç

Şaibe altındaki dört bakanın Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesi ile ilgili görüşlerimi karar öncesi iki ayrı yazıyla ortaya koydum. Katıldığım televizyon programlarında elimden geldiği kadar ikna edici olmaya çalışarak söyledim.

Bunları “testi kırılmadan” söylemek önemliydi ve ben de öyle yaptım.
Şu anda yazdıklarıma ilave edecek bir şeyim yok. Karar sonrası ekleyebileceğim tek şey, hayal kırıklığımı ortaya koymak olabilir.
Bu hayal kırıklığının AK Parti’yi destekleyen kitleler arasında da oldukça yaygın olduğunu tahmin ettiğimi de ilave ederek...
* * *
Bu arada, Anayasa Mahkemesi’nin beklenen bir başka kararı geldi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, bireysel başvuru kapsamında yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasıyla ilgili açıklaması ertesinde yoğun bir biçimde tartıştığımız konuda AYM, söz konusu başvuruyu Mahkeme’nin yetki alanında olmadığı gerekçesiyle reddetti.
Bu beklenen bir karardı aslında. Ben kendi payıma, AYM’nin yetkisini bu kadar kaba saba bir biçimde aşarak seçim barajını iptal edeceğine bir an bile ihtimal vermedim. Beklenmedik olan, Mahkeme’nin daha baştan, konuyu AYM’ye getirmeden reddetmemiş olmasıydı ve bu tutum Haşim Kılıç’la ilgili spekülasyonların daha da güçlenmesine sebep oldu.
Sanırım o da, bu konuda duyduğu rahatsızlık yüzünden oylamaya katılmamayı tercih etti. Fakat bu arada biz de bir şey gördük: Mahkeme yetkisizlik kararını 2’ye karşı 14 oyla almıştı. Demek ki, sanıldığı gibi bir bloklaşma, bir cemaat vesayeti yoktu AYM’de...
Kimileri bu kararın böyle çıkmasının, tam da benim gibilerin böyle düşünmesini sağlamak için olduğunu düşünebilirler. Ama bu bile bize bir şey gösterir: Demek ki Anayasa Mahkemesi toplumun kendisi hakkında ne düşündüğüne aldırıyor. Demek ki, “angaje” bir kurum imajından fena halde rahatsız oluyor ve kamuoyu nezdinde itibarlı bir kurum olarak var olmak istiyor.
Kabul etmeliyiz ki bu yeni bir durum.
Zira Anayasa Mahkemesi’nin askeri vesayetin ağır günlerinde imajıyla ilgili hiçbir kaygısı olmadığını biliyoruz. Eğer olsaydı, bütün o abuk sabuk parti kapatma iddianameleri, 367 gibi akla ziyan kararlar alınabilir miydi?
O dönemlerde Anayasa Mahkemesi’nin kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmak diye bir derdi yoktu. Çünkü “meşruiyetini” 1960 Anayası’yla kurulan vesayetçi düzenden aldığının gayet farkındaydı. Varlık nedeninin rejime balans ayarı yapmak olduğunu, “Kurucu Babaları”nın bu mahkemeyi bunun için yarattıklarını biliyor ve kuruluş amacına sadık kalmayı baş görev biliyordu. Sırtınızı dayadığınız ve hiçbir seçimin götüremeyeceğine inandığınız “değişmez bir iktidar” varsa, toplumun ne düşündüğüne neden aldırasınız ki...
Ama bugün artık işler böyle yürümüyor.
Vesayet çöktü, artık Anayasa Mahkemesi de, gücünü vesayet rejiminden alan diğer kurumlar da meşruiyetlerini toplum vicdanından alma yolunda ilerlemek zorunda. Bundan böyle, Anayasa Mahkemesi’nde görev yapan her üye, kullandığı oyun hesabını topluma vereceğini biliyor. Vicdanını şu ya da bu güce rehin vermiş bir hakim, bu lekeyi hayatı boyunca alnında taşıyacağının farkında. Ve artık, “Devletin yüce çıkarı için böyle yaptım” demek de bir mazeret olmaktan çıktığına göre, Anayasa Mahkemesi üyesi seçilme şerefine ermiş hangi hakim böyle bir lekeyle yaşamayı ister?
Bu yazdıklarımdan AYM’yle ilgili sorunlarımızın öyle kolay biteceği sonucu çıkmasın.
Bu mahkemenin kuruluş mantığından gelen sakatlığı gidermenin ve sağlam bir meşruiyet zemini yaratmanın asıl yolu siyasetle bir biçimde bağ kurulmasından geçiyor. Gelecek günlerde bunu daha çok tartışacak, formüller arayacağız.
Ben sadece vesayetin bitişinin AYM’nin “psikolojisi” üzerindeki etkilerini daha şimdiden görmeye başlayacağımıza işaret etmek istedim sadece.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Çanakkale Boğazı tek yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı

Dünyanın en değerli 100 markası belli oldu!

Temizlik işçileri greve gitti sokaklar çöp yığınları ile doldu