• $8,5339
  • €10,1335
  • 495.094
  • 1431.78
18 Mart 2013 Pazartesi

On yılın ardından Irak işgali

WASHINGTON

Bush yönetimine göre Irak'ta bir rejim değişikliği güçlü, istikrarlı ve Amerika yanlısı demokratik bir hükümeti yönetime getirecekti. Bölgedeki terör örgütlerine darbe vuracak, İran ve Suriye gibi otoriter rejimlerin manevra alanını daraltacaktı. Suudi Arabistan gibi ülkelerde reform sürecinin önünü açacak, Hamas gibi gruplara verilen desteğin önünü kesecek, İsrail-Filistin meselesinin çözümünü kolaylaştıracaktı. Bunların hiçbiri olmadı.

BEKLENEN OLMADI

Irak'ta İran yanlısı, siyasi rakiplerini 'terör örgütüne üye olmak' iddiasıyla tutuklatıp etkisiz hale getiren, tüm önemli devlet birimlerine Şiileri yerleştiren, içişleri ve savunma bakanlığının fonksiyonlarını kendinde birleştiren, altı farklı istihbarat birimiyle toplumun her kesimini terörize eden otoriter bir Maliki yönetimi var. Irak, Amerika'nın hayalini kurduğu güçlü ve istikrarlı bir devlet olmaktan çok, seçimlerden ancak 9 ay sonra hükümet kurabilmiş, bölge ülkelerinin mezhep çatışmalarına sahne olan zayıf bir devlet.
İran hem Irak'ta hem de bölgede gücünü artırdı. Saddam Hüseyin yıllarca İran'ın bölgedeki gücünü dengeleyen bir unsur oldu. Saddam'ın devrilmesiyle İran'ı bölgeden ayıran 'demir perde' de ortadan kalktı. Bugün Irak siyasetinde önemli rol oynayan Başbakan Maliki, Sistani, Sadr ve Al-Hakim gibi Şii aktörlerin pek çoğu Saddam rejiminden kaçıp sürgün olarak İran'da yaşamış ve Amerikan işgalinden sonra yeniden Irak'a dönmüş gruplar.
İran, Irak üzerinden Suriye, Lübnan ve Filistin gibi yerlerdeki varlığını da güçlendirdi. İran'ın müttefiki Hamas ve Hizbullah gibi gruplar işgal sonrasında önemli askeri ve siyasi başarılar kazandı. Suriye 2005'ten sonra Lübnan'daki etkisini giderek artırdı. İran'ın bölgede mevzi kazanması İsrail'in güvenlik reflekslerini tetikledi. Tüm bu gelişmeler İsrail-Filistin meselesini içinden çıkılmaz bir mecraya soktu.
Körfez ülkeleri reform yapmak yerine Irak'taki mezhep çatışmasının kendi ülkelerine de sıçrayacağı korkusuyla daha da otoriter politikalar yürüttü.
Amerika'nın 2006'da yayınladığı rapora göre Irak müdahalesi yıllık terör saldırılarını yedi kat artırmış. PKK, PKK'nın İran ve Suriye'de işgal sonrası kurduğu PJAK ve PYD bölgede sayısız eylem yürütmüş.

IRAK, AMERİKAN İÇ SİYASETİNİ DE ETKİLEDİ

Vietnam Savaşı'ndan bu yana Cumhuriyetçiler dış politika konusunda en çok güvenilen partiydi. Irak'ta yapılan hatalar bu tekeli kırarak hem Demokratlara yer açtı hem de yapılan kamuoyu araştırmalarına göre geleneksel olarak Cumhuriyetçileri desteklemiş asker ailelerinin partiden uzaklaşmasına neden oldu.
Fakat belki de Amerika'nın Irak hamlesinin en önemli sonucu Amerikan dış politikasının geleceğinde gizli. Vietnam savaşının yarattığı travmalar Amerika'da savaş ve müdahale karşıtı sesleri güçlendirdi ve onlarca yıl Amerika'nın dış politika kararlarını etkiledi. Öyle görünüyor ki Irak sendromu önümüzdeki yıllarda Amerika'nın dünyayla ilişkisinde önemli bir mihenk taşı olacak. Çok beklemeye gerek yok, Obama'nın Suriye konusundaki pasifliği, Irak sendromunun Amerikan dış politikasında dümene geçtiğinin en güçlü kanıtı.

<p class='MsoNormal'>Komşusunun telefonuna ulaşamadıklarını belirten ünlü  komedyen Gökbakar evdeki

Şahan Gökbakar komşusunun evinin yandığını duyurdu

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı