• $8,527
  • €10,1079
  • 494.531
  • 1431.78
8 Nisan 2013 Pazartesi

Obama'nın 'İsrail-Filistin'de statükoya dönüşü

1970'lerden beri her Amerikan başkanı İsrail-Filistin meselesini çözmeye uğraştı fakat çözüm getirmeyi bir tarafa bırakın Amerika'nın meseleye dahil olması çözümsüzlüğü kronik kıldı.

WASHINGTON

Amerika, İsrail-Filistin meselesini kendisi için daha öncelikli bölgesel çıkarları için bir araç olarak kullandı. İsrail'in işbirliği karşılığında çözüm sürecini tıkayan politikalarına göz yumdu. Sonuç: İki devletli çözümün ve bir Filistin devletinin temelini oluşturacak topraklara illegal olarak yerleşmiş yüz binlerce İsrailli, İsrail'in bu yerleşkelerden çekilmediği sürece müzakere masasına oturmayacağını söyleyen bir Filistin tarafı. 
Amerika'nın süreçte oynadığı yıkıcı role en iyi örnek İsrail'in Filistin topraklarında inşa ettiği yerleşkelere sessiz kalması. İsrail Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs'te yerleşke inşasına devam ederek hem Filistin'in tarım arazilerini ve su kaynaklarını kendi kontrolüne alıp Filistinlileri ekonomik olarak kendisine bağımlı kılıyor hem de gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin temelini oluşturacak bu toprakları denetim altında tutuyor. Amerika ise İsrail üzerindeki etkisini yerleşkeleri durdurmak için kullanmak yerine kendi stratejik önceliklerinde işbirliğine zorlamak için kullanıyor. 1977'de Jimmy Carter başkan olduğunda Mısır'la İsrail arasında Camp David'in imzalanmasına aracılık etmesinin sebebi Filistin meselesinin çözümünden çok Mısır'ı Sovyet blokundan koparıp Batı cephesine çekmek istemeseydi. Oslo'ya giden süreçte de Bush yönetiminin temel motivasyonu Körfez savaşından sonra oluşan bölgesel dinamiklerde Irak kampını daha da güçsüz kılmak istemesiydi. Sonuç olarak Oslo'da Amerika İsrail'in taleplerine öncelik verdi, temel sorunlar çözümsüz kaldı ve bugüne gelindi.

OBAMA YENİ BİR SAYFA AÇMIŞTI AMA...
Obama ilk döneminde kendisinden önceki Amerikan başkanlarının aksine Filistin tarafına yakın bir söylem geliştirdi. Müzakerelerin başlaması için yerleşke inşasının durmasını, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını ve İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesini savundu. 2010 yılında Obama'nın inisiyatifiyle başlayan müzakereler, İsrail tarafının Batı Şeria'daki yerleşke inşasını durdurmayı reddetmesiyle sona erdi. 
Obama, geçen ay İsrail'e yaptığı ziyarette müzakerelerin başlaması için yerleşke inşasının durması şartını da kaldırarak 180 derecelik bir dönüş yaptı. Hem Netanyahu'nun Washington ziyaretinin hem de Obama'nın İsrail ziyaretinin ana gündemi İsrail-Filistin meselesi değil İran'dı. Böylece Obama ile Amerika'nın İsrail siyasetinde açılan parantez kapanmış oldu. Bir kez daha Amerika İsrail-Filistin barışını daha öncelikli bölgesel çıkarlarına kurban etti. İsrail'den İran'a saldırmama güvencesi aldı, karşılığında en az bir dört yıl daha Amerika'nın İsrail'in çözümü engelleyen politikalarına göz yumacağının işaretini verdi. 
İşte bu yüzden kimse Kerry'nin bir ay içinde İsrail'e yaptığı üçüncü ziyaretten devrim beklemesin. Her Amerikan Dış İşleri Bakanı gibi Kerry de meseleyi çözeceği inancıyla başladı göreve. Fakat aynı politikayı güdüp farklı sonuçlar beklemek, hızla kapanmakta olan iki devletli çözüm penceresinde daha da zaman kaybetmekten başka ne işe yarar ki?

<p class='MsoNormal'>Çok Güzel Hareketler 2 programının sezon finali yapmasının  ardından soluğu Köy

Yılmaz Erdoğan, yardım malzemelerinin yangın bölgesine ulaştığını duyurdu

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı