• $12,593
  • €14,2324
  • 727.634
  • 1781.61
7 Nisan 2014 Pazartesi

Kongre seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyor?

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

WASHINGTON

Geçen hafta Washington’ın yerel seçimlerle hangi bağlamda ilgilendiğini yazarken üç temel faktörden bahsetmiştim: Demokratikleşme, Kürt meselesi ve bölge politikası. Seçimleri en yakından izleyen kurumlardan bir tanesi Kongre. Gülen-AK Parti çatışmasını, ardından gelen yargıya müdahaleleri ve sosyal medyaya uygulanan yasakları Türkiye’nin son 12 yıldır demokratikleşme konusunda kat ettiği yolu geriye çevireceğini düşünüyor. En çok vurgulanan konu ülkedeki kaosun Kürt meselesinin çözümü yönündeki iradeyi zayıflatacağı. Seçimlerin sadece yerel yönetimlerin değil Başbakan Erdoğan’ın ve dolayısıyla Türkiye’nin siyasi geleceğini belirleyeceğini düşünüyor ve bu sadece Türkiye için değil dinamiklerin yeniden şekillenmekte olduğu Ortadoğu için de önem arz ediyor.
Kongre seçim sonuçlarına da bu üç pencereden bakıyor ve sonuçlardan memnun değil. Gülen-hükümet kavgasının, ardından gelen yargıya müdahalelerin ve yolsuzluk davasının hükümete çok ciddi kan kaybettireceği düşünülüyordu. Bunun yerine hükümetin son yerel seçimlerde aldığı oydan daha fazla oy alarak seçimi kazanması ve CHP’nin seçim öncesi hükümet aleyhine oluşan tüm dinamiklere rağmen oylarını artıramamış olması Kongre’de rahatsızlık yarattı.
Hükümetin seçimlerden güçlü çıkmış olmasının demokratikleşme açısından endişe verici olabileceği algısı var. Gülen’in sivil toplum kuruluşlarının, işadamı örgütlerinin, medya ve bürokrasideki destekçilerinin hedef alınacağı ve bunun hukuki olmayan birtakım uygulamalara sebep olabileceğine inanılıyor. Gülen hareketinin Kongre’de yürüttüğü hükümet karşıtı lobicilik faaliyetleri de bu algıyı besliyor. Başbakan'ın balkon konuşmasında muhaliflerini uyarmış olması da bu bağlamda değerlendiriliyor ve seçim sonrası dönemde yargıya daha fazla müdahalelerin olabileceği korkusunu güçlendiriyor.
Kongre dahil Washington’da Türkiye ile ilgilenen pek çok aktör için seçim sonuçlarından alınması gereken en büyük ders, Türkiye’de etkili bir muhalefetin olmadığı. Bu nedenle Türkiye’yi yeniden demokratikleşme rayına oturtacak ivmenin yerel aktörlerle yaratılamayacağı düşünülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği üyeliği sürecinin yeniden canlandırılmasının çok daha önemli hale geldiği ve Obama’nın bu süreci desteklemesi gerektiği savunuluyor.
Başbakan'ın ağustosta cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı beklentisi var. Bu durumda Kürtlerin desteğini sağlamak için Kürt meselesinde seçimlerden önce hızlı birkaç adım atabileceğine inanılıyor.
Türkiye’nin seçimlerden önce Batı’nın yakından ilgilendiği İsrail ve Kıbrıs gibi meselelerde gerilimi azaltacağı sinyali vermesinin sadece Batı’da bozulan imajını düzeltmek için atılmış adımlar olduğuna ve seçimlerden sonra bunların gündemden kalkacağına inanılıyor. Bunun hem Türkiye’nin AB üyeliği sürecini zora sokacağını hem de Washington ile ikili ilişkilerini zedeleyeceği söyleniyor.
Kongre Türkiye’nin içine girdiği seçim sürecini yakından izlemeye devam edecek gibi görünüyor.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar