• $8,1058
  • €9,7043
  • 455.074
  • 1378.37
27 Haziran 2011 Pazartesi

Yeni anayasa ekolojik de olsa

Yeşiller Partisi öncülüğünde bir grup, bir süredir 'ekolojik anayasa' çağrısı yapıyor. Büyük büyük siyasi sorunlarımız varken, çevreye de duyarlı anayasa kaç kişinin ilgisini çeker acaba?
Umut, fakirin ekmeği diyelim.
Türk kamuoyunun öncelikleri arasına girmiyor ama 'çevre hakkı' temel insan hakkı aynı zamanda.
Benzer temel fikri, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde de savunuyordum. AB üyelik mücadelesi demek; salt Kıbrıs sorunu, Kürt sorunu, Ermeni sorunu demek değildir, AB üyeliği yüksek siyasetin ötesinde bireylerin muasır medeniyet standardında yaşaması demektir. Her ne kadar Başmüzakereci Egemen Bağış, gazetemizde aksini söylemiş olsa da ben artık AB'nin Türkiye'de sadece alfabenin ilk iki harfi olarak algılandığını düşünüyorum.
Ekolojik anayasa konusuna dönelim. TEMA seçimden epey önce şu çağrıda bulunmuştu:
'Salt ekonomi odaklı projeler dönemi bitmeli, ekolojik siyaset dönemi başlamalıdır.'
Bu çağrı, seçim meydanlarında karşılık bulmadı. Bundan sonra karşılık bulur mu, şüpheliyim.
Seçimin kavgalı, laf atmalı, laf yetiştirmeli atmosferinde bu milletin vekili olmaya baş koymuş acaba kaç siyasetçi TEMA'nın 'Eko-Siyaset Bildirgesi-Siyasi Partiler ve Seçmenler için Rehber' kitapçığına ilgi göstermiştir?
Ekonomi dünyasının pek de sevdiği 'sürdürülebilir büyüme' kavramını 'sürdürülebilir yaşam ve gelişme' haline dönüştürmediğimiz ve hepimizce içselleştirmediğimiz sürece yapılanlar lafta kalacak.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Arıkan, 'Doğal varlıklarımızı, alınıp satılacak kullanım malı değil, korunması gereken değerler olarak kabul edip, doğaya ve topluma karşı sorumlu projeler geliştirmeliyiz' diyor.
Kalkınmanın en önemli şartı olarak nükleer enerji, yeni hidroelektrik santrallar gören yöneticiler 'eko-siyaset' yapacak, mümkün mü?

Sudan ucuz devri kapandı
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Deniz Ataç, 'TEMA olarak çevre hakkının sürdürülebilir yaşam için olmazsa olmaz bir insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak, eko-siyaset bildirgesini hazırladık' diyor.
Aslında gerçekler çok basit ama göz görmeyince, siyasette de karşılık bulmuyor.
Toprak olmazsa, üretim yapılamaz, gıda güvenliği sağlanamaz. Bir ülke gıdasını kendisi üretmezse, dışarıdan yüksek fiyata satın alır. Gıdanız olmazsa aç kalır, başkalarına muhtaç olursunuz.
Gerçek bu kadar basit.
Karşılığında ne oluyor?
Dünya yılda ortalama 142 ton/kilometrekare, Türkiye 955 ton/kilometrekare toprağını erozyonla kaybediyor.
TEMA'nın sunduğu çözüm yolu da basit: 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'nu toprağın korunması yönünde iyileştirmek gerekiyor.
Türkiye, toprak rezervi kalmayan 19 ülkeden biri. Toplam yüzölçümünün üçte biri olan tarım alanında üretim yapıyoruz. Bu arazinin ancak yarıya yakını verimli tarım arazisi niteliğinde. Binlerce yıldır insanları besleyen yorgun Anadolu toprağı, amaç dışı kullanımlar, yanlış tarım politikaları ve erozyonla gücünü kaybetmiş durumda.
Çözüm yine basit: Topraklarımızı, yeteneklerine göre nasıl kullanabileceğimizi belirleyen, nerede tarım yapılıp, hangi ürünü üreteceğimizin, nereyi yapılaşmaya açacağımızın sınırını çizen Arazi Kullanım Planlaması yapılmalı.
Bir basit gerçek daha: Artık sudan ucuz devri kapandı. Biz su zengini değil, su azlığı yaşayan bir ülkeyiz.
Çözüm yine basit: Su Yasası acilen çıkarılmalı.

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler