• $9,4972
  • €11,0569
  • 548.473
  • 1519.25
18 Ocak 2015 Pazar

Türkiye'deki beton ormanına yeşil çatılarla savaş açtı

Onduline Avrasya CEO’su Burhan Karahan: Böyle giderse beton ormanında oturacağız. Ya zeminde çimen ekmişsiniz, ya da çatıda, aynı şey. Yalıtıma, ekosisteme faydası var. Yeşil çatı güzel bir çözüm.

Kentsel dönüşümde de, lüks, mega lüks, ultra lüks gibi ön isimleri alan çoğu konut projelerinde de maalesef ki ‘yeşil alan’ eksikliği yaşanıyor. Fransız merkezli ancak 1976’dan beri Türkiye’de üretim yapan Onduline’in Türkiye’deki CEO’su Burhan Karahan uzun bir zamandır ‘yeşil çatıların’ bayraktarlığını yapıyor. Öyle ki, Onduline Avrasya nisan ayında İstanbul’da yeşil çatı kongresinin de organizasyonunu yürütüyor. Ortadoğu, Avrasya, Kafkasların dahil olduğu bölgenin sorumluluğunu üstlenen Onduline Avrasya CEO’su Burhan Karahan bu haftaki söyleşi konuğum.

İLERİDE DE HERHALDE 50 KATLI YAPARIZ

Yeşillendirecek toprağımız kalmadı, çatılara yöneldik. Biz Türkler betonu çok mu seviyoruz?

Biz Türkler yeşili de çok seviyoruz da, herhalde kıymetini bilemiyoruz. Olan yeşilimizi de betona çevirip, duruyoruz. Yeşile dönüş yapmamız lazım. Betona karşı savaşı tüm Türkiye’nin yürütmesi lazım. Betonla savaş da zor iş aslında çünkü bir taraftan Türkiye’nin yeni konutlara, yine binalara ihtiyacı var. Ama bunu da bilinçsizce yapıyoruz. Boş yerlerimiz duruyor, hep aynı yerlere beton beton üstüne ilave etmeye devam ediyoruz. Bir mahallede üç katlı binamız var, yıkıp önce 10 katlı yapıyoruz, şimdi de 30 kat yapmakla meşgulüz. İleride de her- halde 50 katlı yaparız. Ama hep de aynı yere yapıyoruz. Halbuki biraz daha yayılmamız lazım, alçak katlı binalar yapmamız lazım. Böyle giderse herkes beton ormanında oturmak zorunda kalacak. Bir ölçüde çözüm getirmek için de bu yeşil çatılar var. Yeşil çatı işini ilk Almanlar buldu. Türkiye’ye de biz getirdik. 10 yıl oldu. Türkiye aslında yeniliği seven bir ülke. Ancak biraz zaman tanımak lazım.

BİZE İLK BAŞLADIĞIMIZDA 'DELİ' denildi

Her bina çatısını yeşillendirebilir mi?

Öncelikle ‘deli’ sıfatını kabul edeceksiniz. Çatıyı yeşillendirmek için deli olmak lazım, 10 yıl önce bu işe başladığımızda bize de öyle denildi. Daha neler neler denildi, gülümsendi. Fakat yaptığımız işten emindik. Bizden önce başlayan Almanlar -ki Almanya yeşil bir ülke, onların yeşillendirecek yerleri kalmadı, çatılarını yeşillendirmeye başladılar. Almanya’da yeni bir bina yaparken, yeşil alan yok ediliyorsa deniliyor ki, “Bir o kadar, yok ettiğin yeşil alan kadar yeşil alan bana yaratacaksın.” Bu da zor bir iş, birinin aklına geliyor. Bastığım zemindeki yeşil alanı yok ettim ama aynı yeşil alanı çatıda yaptım. Pratik bir buluş ve yeşil alan alıp, yürüyor. Ya zeminde çimen ekmişsiniz, yada çatıda, aynı şey. Yalıtımın yanı sıra Ondugreen, sel baskınları, hava kirliliği, kentlerin aşırı ısınma sorunu gibi iklimsel değişikliğe neden olan olayların azaltılmasına da yardımcı oluyor. Yeşil çatılar ayrıca çeşitli hayvan türleri ve bitkiler için yaşam ortamı sağlarken çatıdan drene edilmesi gereken su miktarında yüzde 90’a kadar tasarruf sağlıyor. 2003 yılından beri yaklaşık 500 bin metrekare yeşil çatı yaptık ve 200 bin tonluk karbon salınımını önledik.

KONUT SAHİPLERİNİ İKNA EDEMEDİK

10 yılda Türkiye’de kaç bina sahibini ikna edebildiniz?

Biz şu ana kadar ticari işletmeleri, alışveriş merkezlerini, özellikle yabancı kökenli alışveriş merkezlerini ikna edebildik. Konut olarak maalesef ki çok az bina sahibini ikna edebildik. Halbuki yurtdışında yeşil çatı asıl konutlarda kullanılıyor. Biz de eninde sonunda konutlarda bu işe ağırlık vereceğimize inanıyorum. İstanbul’dan bir örnek verebilirim ki, Avrupa’nın en büyük yeşil çatısı metrekare olarak şu an Zorlu Center’da. Belediyeler de yeraltı otoparkların üstüne yeşillendirip çocuk bahçesi, park yapıyor, bu da yaygınlaşmaya başladı. Konutların elbette yeşil çatıdan önce düşünmesi gereken başka şeyler var, deprem güvenliği gibi. Konutlar zaten yıkılıp yeniden yapılmakla meşgul. İleride konutlarda da çok yaygın kullanılacağına inanıyoruz, kimi konut projeleri yapıyor ama bireysel konutlarda henüz yok.

YENİ YAPILAN BİNALARIN YARISINDA SU YALITIMI YOK

Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan yeni binalarda su yalıtımı mecburi değil mi?

Markalı projelerin hemen hemen tümü kullanıyor ama zannetmeyin ki Türkiye’nin tümündeki inşaatlarda kullanılıyor. Çünkü yönetmeliklerle mecburi değil. Başkanı olduğum Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) yıllardır bunun için uğraşıyor. İZODER de kendini bu işe adadı. Yapı Kanunu’nda su yalıtımının mutlaka zorunlu
hale getirilmesi gerekiyor. Bina statiğinin Deprem Yönetmeliği’ne uygunluğu nasıl denetleniyorsa, ‘Su Yalıtımı Uygulama Kural Standardı’ da mecburi olmalı ve denetlenmeli. Su yalıtımının mecburi olmaması olacak iş değil ama Türkiye’de oluyor. Doğru değil, bunu inşaatçılar da biliyor. Hangi mimar, mühendisle konuşursanız konuşun, su yalıtımının faydalarını anlatacaktır. O noktada bir bilinçlendirme sağladık. Uygulamada ise maalesef su yalıtımı yok.

Türkiye’deki tüm binalar içinde su yalıtımı olanların oranını bilebiliyor musunuz?

Bu oranı bilmek çok zor çünkü yaptım diyenlerin arasında yapmayanları da biliyoruz. Diyebilirim ki yeni yapılan binaların yüzde 50'sinden su yalıtımı yoktur.

YÖNETMELİK HAZIRLANIYOR, BU SENE YASA ÇIKAR

Büyük Marmara depremiyle birlikte korozyon kelimesini de öğrendik. Ancak demiri çürümüş, kolonun mukavemet gücü azalmış gibi cümleleri durduğu yerde bırakıyoruz galiba. Sizinle sohbete gelmeden önce bir araştırmayı okudum, su yalıtımı olmadığı takdirde korozyonla birlikte binaların 10 yılda taşıma kapasitenin yüzde 66’sını kaybediyor.
Bu vahim bir şey. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin araştırması ve bu konuda yapılmış en güvenilir araştırma. 55 bin 651 konut ve işyeri incelendi. Başka bir kurum da bu kadar kapsamlı bir araştırmayı yapamazdı. Bu bize gösteriyor ki, binaların çoğu su yalıtımı olmadığından çökmüş. Artık bu su yalıtımının faydasını tartışmamamız lazım.

Yalıtım sektörü olarak örgütlüsünüz iki de büyük derneğiniz var BİTÜDER ve İZODER. Ankara’da bunun lobisini yapmıyor musunuz?

BİTÜDER kurulduğundan beri son altı yıldır bunun için uğraşıyor. O konuda bayağı da ilerleme kaydettik. Şu anda bir yönetmelik hazırlanıyor, görüşler alınıyor, malum bürokrasi içinde yavaş da olsa ilerliyor. Biz sonuna geldiğimizi düşünüyoruz. Bu yıl yasal düzenleme yapılır diye düşünüyoruz.

İCAT YAPAN FRANSIZLAR VE TÜRKLER

Türkler yaratıcı, lafı dolandırmaya gerek yok. Onduline her ne kadar Fransa’da kurulmuş, merkezi Fransa’da olsa da uluslararası bir kuruluş. Üretim olarak 10 yerde fabrikası var. Ticari olarak da 36 yerde resmi, 60 yerde de temsilcilikler kanalıyla var. Onduline bir çatı kaplama malzemesi ve çatı olan ülkelerde var. Örneğin Suudi Arabistan’da iş yapamıyoruz çünkü kaplayacak çatı bulamadık. Bu kadar ülke içinde yeni bir şeyler araştıran, bulan bir Fransızlar var işi icat eden, bir de Türkler.

ÜRETİMİN YÜZDE 50'Sİ 'DÖNÜŞÜM'

20 yıldır çöp karıştırıyoruz. Üretimimizin yarısı geri dönüşümden sağlanıyor. Kağıt, karton, gazete selülozik her şeyi topluyoruz. 20 yıldır 500 bin ağaca bedel geri dönüşüm yaptık. Geri dönüşümün alternatif bizim sektörde ağaç. Organik lif ihtiyacımızı tamamen atık kağıttan temin ediyoruz. Çöp karıştırıcı sistem muazzam yayılmış durumda. Çöpe atılırken ayrıştırılan kağıt ve plastik olarak hiçbir şey ziyan edilmiyor. Maalesef ki insanlar çöplerini ayrıştırmayı yapmadığı için büyük bir bölümü ziyan oluyor. Sonuçta bizler parasını verip bu atığı
alıyoruz.

<p>Eğitimlerini aldılar, küreklerini hazırladılar. Bu kez doktorlarıyla beraber hastanede değil, kay

Kansere karşı kürek çektiler

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu