• $9,2669
  • €10,8117
  • 531.683
  • 1432.8
23 Kasım 2014 Pazar

Türkiye ülke yönetimi ve siyasette inovasyon yaşıyor

AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer: “Hükümetin yönetimi inovatif. Değişim sürecektir. Türkiye bir özgüven ortaya koyuyor. Üretime, ihracata inovatif düşünce getirmek, siyasete inovatif düşünceyi getirmekle mümkün olur.

Ekonomik kalkınma için olmazsa olmaz kuralların başında inovasyon geliyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da, hükümetin eylem planını açıklarken, ‘teknolojik ve bilgi tabanlı büyüme modeli’ diyordu, kalkınma ve büyümenin merkezine inovasyonu, ar-ge’yi koyduklarını söyleyerek, 11 yıl önce Gaziantep Sanayi Odası Başkanı iken Nejat Koçer, ‘marka şehir’ diye yola çıkmış, Gaziantep’te ‘inovasyon vadisi’ projesiyle ‘inovasyon’ hamlesini başlatmıştı. 10-11 yıl önce inovasyon Türkiye’nin gündemine yeni yeni giriyordu. İşadamı, AK Parti Gaziantep milletvekili Nejat Koçer’i Meclis’te ziyaret ettim, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun yoğun temposu arasında söyleşiyi yaptık. Şunları söylüyor:

Siyasi istikrar gerekiyor

Aslında Türkiye yeni şeyler söylüyor. Türkiye ülke yönetiminde ve siyasette bir inovasyon yaşıyor. Hükümetin yönetimi inovatif. Yenilikçiliği ve değişimi kuruluştan bu yana başarılı bir biçimde uygulayan bir parti. Bunu tabii ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu belirliyor. Türkiye bir özgüven ortaya koyuyor. Diyor ki, kendi düşündüklerimi yapıyorum, bunlardan sonuç alıyorum ve bunlar bölge için, dünya için bir modeldir. Ekonomik modelimiz birçok ülke tarafından izleniyor. Merkez Bankamızın ve ekonomi politikalarıyla ilgili bakanlıklarımızın aldığı kararlar izleniyor. Başarılı bir süreç yaşanıyor. Türkiye tankını, topunu üreten, kendi uydusunu fırlatan, kendi denizaltısını, kendi helikopterini yapan, birçok yerde patent sahibi olan bir ülke pozisyonunda. Yeterli mi? Değil tabii ki Daha iyisini istiyoruz. Daha iyisini yapabilmek için de siyasi istikrar gerekiyor. Siyasi istikrar devam ederse, geleceğe güvenle bakarız ve Türkiye’nin başaramayacağı bir şey yok. 2015 seçimlerinde meydanlara çıktığında Ak Parti 2015-2019 dönemini anlatmayacak. Ak Parti 2023’ü, 2071’i anlatacak. Bizim hedeflerimiz 2023, 2071, önümüzdeki 3-4 yılın hayalleri değil. Türkiye 3’üncü köprüyü, 3’üncü havalimanını yapan, çılgın projeler ortaya koyan, sadece kendi bölgesinde değil, dünyada yeni bir algı yaratan bir ülke. O yüzden tüm söylediklerimin temeline siyasi istikrarı koyuyorum. Çünkü siyasi istikrar olmazsa, bunların yapılması mümkün değil.

Merkezde bilgi ve teknoloji

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kalkınma ve büyümenin merkezine inovasyonu, ar-ge’yi koyduklarını söylemesinden sonra danışmanlığına da inovasyon konusunda çok yetkin bir akademisyeni getirdiği açıklandı. Türkiye’nin ihracatta hamallıktan kurtulması için inovasyondan başka çaresi olmadığını artık devlet de kabul etti galiba?
İnovasyon insan hayatının merkezinde olmalı, yenilikçilik ve değişim kaçınılmaz. Türkiye’deki üretime, ihracata bir inovatif düşünce getirmek, siyasette inovatif düşünceyi getirmekle ancak mümkün olur. Siz yeni şeyler söylerseniz, birçok şey kendiliğinden yeni bir anlam ifade eder. Başbakanımızın açıkladığı ekonomik program içinde ar-ge ve inovasyonun temele konmasının çok doğru, çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Dünyada bilgi çok hızlı çoğalıyor, biz de yenilikçi olmak zorundayız. İnovasyonu bir piramit gibi düşünürsek, yukarıdan aşağıya baktığımızda Sayın Başbakanımızın açıkladığı bu program ile tüm bakanlıkların, genel müdürlüklerin, tüm kurumların bu yenilikçi hareketi sürdürmelerinin Türkiye’ye çok büyük faydası olacak. Zaten inovatif düşünceyi merkeze koyan anlayış, bilgiyi ve teknolojiyi de merkeze koymuş oluyor.

MEYVELERi TOPLAYACAĞIZ

İstihdam yüzde 5 artarken, iş gücü piyasasına yeni girenler yüzde 6.2 artıyor. Bunun için ne yapmak gerekiyor?
Olaya makro açısından bakmak lazım, sektör bazında rakamlara indiğimizde farklı istatistikleri önümüze koymamız lazım. Ancak geniş açıdan baktığımızda ekonomik istikrar devam ettiği, bu sürecin önümüzdeki süreçte yeni ihracat bağlantılarını sağlayacağını, yeni ihracat kapılarını açacağını, Türkiye’nin ekonomik politikalarının dünya tarafından daha iyi anlaşıldığını ve bütün bunların meyvelerini vereceğini düşünüyorum.

Kampta kalsalar da para harcayacağız

Allah kimseyi evinden, toprağından koparıp da çoluğu çocuğuyla birkaç parça eşya ile başka bir ülkeye sığınmak zorunda bırakmasın. Empati kurduğunuzda, benim başıma böyle bir şey gelseydi dediğinizde, Allah kimsenin başına vermesin. Yukarıda Ukrayna’da, aşağıdaki bölgede yaşananlara baktığınızda her gün binlerce kez şükretmeliyiz. Bize sığınmış mağdur ve mazlumlara bizim elimizi uzatmamız, onları kucaklamamız gerekiyor. Sayıları da çok oldu, bu kadarı da olmaz, şu kadarı sınırda kalsın dememiz mümkün değil. Tabii ki şartlarımızı zorlayacağız. Türkiye’nin dünyada yardımlarda üçüncü ama gayrisafi milli hasılasına göre yardımlarda birinci olmasından gurur duyuyorum. Bizim işsizimiz varken, Suriyelilere iş mi verilecek tartışması, bu insanların bize sığınma gerekçesinin çok gerisinde kalmalı. Kampta kalanlar var ama çalışmak isteyen, kendi parasını da kazanmak isteyen var. Ya bu insanlara kampta para harcayacağız ya da kendileri çalışacak, ekmek parasını kazanacak.

Kayıtdışı sorunuyla Suriyeliler karıştırılıyor

Gaziantep’te de geçerli kimi çalışanlar da diyor ki, “Patronlar, Suriyelileri daha düşük ücretle çalıştırma peşinde.” Aslında sorun kayıtdışı sorunu değil mi? Kayıtdışı konuşulmadan tepki Suriyelilere yönlendirilmiyor mu?
Bu konu Suriyeliler için geçerli değil. Kendi insanımız için de geçerli. Bu kayıtdışı sorunu her zaman var. Biz ne kadar çözebilirsek, Suriyeli vatandaşlar için de o kadar çözeriz. İlgili kurumlar teftişlerini doğru düzgün yapar, sektörler uyarılır bu ayrı bir çalışma konusu. Bu insanlar iş arıyorsa, hayatlarını devam ettirmek için bir çaba içindeyseler bizler de elimizden gelen yardımı göstermeliyiz. Türkiye olarak bu krizden de bir fırsat yaratabiliriz. Suriye krizi çıkmadan önce Gaziantep’in Suriye’ye ihracatı 70-80 milyon dolara kadar düşmüştü. Şu anda her türlü mal talebi geliyor, 2013 yılını Gaziantep 300 milyon dolarlık resmi ihracatla kapattı, bu yıl beklenen 500 milyon dolarlık ihracat.

TÜRKİYE'DEKİ GÜÇLÜ EKONOMİNİN DAYANAĞI SİYASİ İSTİKRAR

Plan ve Bütçe Komisyonu bu aralar basına da en fazla haber kaynağı olan yer. Suriyeli misafirlerin iş gücünde değerlendirilmesi gündeme geldi. Muhalefet de de diyor ki, “Resmi işsizlik yüzde 10.1 gerçek işsizlik yüzde 17.1 düzeyinde. 5.5 milyon işsiz varken, Suriyelilere niye iş bulmaya çalışıyoruz?”
Aslında Suriyeliler gelmeseydi de Türkiye’nin yaşadığı bir sorun var. Nedir bu sorun? İş arayana iş beğendirememe sorunu var. İş var, insanların kalifiye olmaması, kendini yetiştirmemiş olması ya da özellikle kamuda iş beklentisinde olması bu sonucu etkiliyor.

Ne iş olsa yaparım diyenler var ama üniversiteli işsizler de var. Onları da mı kalifiye olmayan iş gücü olarak mı nitelendiriyorsunuz?
4 yıllık üniversiteyi bitirip, başvurduğu işe göre kalifiye olmayan üniversiteliler de var. Türkiye’de üretim-istihdam-işsizlik birbiriyle paralel gelişen sonuçlar. Bütün bunları birlikte değerlendirmek durumdayız. Türkiye’de ihracat artışı devam ediyor, ekonomik istikrar devam ediyor, dolayısıyla işsizlikte bir tehlike görünmüyor. İş gücü piyasasına her yıl giren yeni bir nüfus var. Bizim bu yeni iş gücüne iş alanı açmak, istihdam yaratmak durumdayız. Bu anlamda yatırımlarda ya da Türkiye’nin ekonomik politikalarında bir sorun var mı diye bakmamız gerekir. Ekonomik politikalarında, istihdamda, ihracat artışında Avrupa Birliği’ni incelediğimizde Türkiye’nin durumunun çok daha iyi olduğunu görüyoruz. Sayın Başbakanımızın açıkladığı ekonomik program içinde çok önemli eylem planları yer alıyor. Türkiye’nin ekonomik politikalarının daha da iyileşmesi ve gelişmesi hedefleniyor. Türkiye ekonomisini güçlü pozisyonunu devam ettiriyor, bu da siyasi istikrardan geliyor. Siyasi istikrar olmazsa, ekonomik istikrarın devamı hiçbir ülkede mümkün değil. Geçmişte örneklerini gördük.

Mutfakta olmak hoşuma gidiyor

Bugünlerde şirketlerde finans bölümleri çok çalışıyor, bütçe kapatmak, yeni bütçe yapmak için. Bir de Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu herhalde.
Dün gece 3.5’ta yattım, sabah 9’da iş başı yaptım. Biz de Meclis’in mutfağındayız. Aslında yıl bazında en çok çalışan biziz. Açıkçası mutfakta çalışmak hoşuma gidiyor. Projeci tarafım, öğrenen tarafım açısından mutlu oluyorum. Çalışma koşullarımız çok yoğun ve uzun olsa da mutluluk verici. Türkiye’nin, tüm bakanlıkların, tüm üniversitelerin, tüm kurumların sadece mali yapılarını, gelecek bütçelerini değil, sorunlarını ve planlarını, projelerini bilmek çok güzel, benim yapıma uygun. Meclis’e gelmem de bilgi birikimimi tamamlamak üzerineydi.

Yerli malına özgüven

Başbakan’ın açıkladığı eylem planında gördüğünüz artılar ve eksiler neler?
Çok iyi hazırlanmış bir plan. Bu planın alt yapısı 10’uncu kalkınma planımızda var. Ana başlıklardan ziyade eylem planları önemli, başlı başına devrim. Türkiye sessiz bir devrim yaşıyor, ekonomik alanda, toplumsal alanda, siyasi alanda. Eylem planının da eksiği yok, fazlası var. Türkiye’nin geleceği açısından en önemli şey, yerli malı kullanımının desteklenecek olması. Başta kamu alımları olmak üzere yerli malına karşı bir özgüven sağlanıyor ve destekleniyor. Türkiye’de üretilen malların Türkiye’de kullanılmasının artırılmasında yeni bir süreç başlıyor.

Anadolu değişecek

BAŞBAKANIMIZIN açıkladığı eylem planı Anadolu’da yeni bir değişimi sağlayacak. Her ne kadar biz Gaziantep olarak yıllar önce yola çıkmış olsak da birçok şehrimiz, birçok sanayi ve üretim bölgemizde hala klasik düşünce yapısı ve klasik üretim yapısı devam ediyor. Bunun gibi eylem planları Anadolu sanayileşmesini farklı bir yere taşıyacak. Katma değerli üretim, daha inovatif üretim noktasında yeni bir anlayış ortaya çıkacak.

Antep rekor kırdı

BAŞBAKAN 'Ben merkeze ar-ge ve inovasyonu koydum' diyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi-TİM inovasyon haftası düzenliyor, malum. İftiharla izledim, Gaziantep 8 bin kişilik katılımla Türkiye rekoru kırdı. Henüz İstanbul’da yapılmadı ama Ankara, İzmir dahil olmak üzere katılım rekoru kıran bir şehir. 2006’da Gaziantep’te ‘inovasyon vadisi’ projesiyle başlayan algı süreci, anlamını bile bilmeyen bir yerden artık inovasyonun hayatın içinde gerekli olduğuna inanan bir noktaya geliyor. Inovasyon sadece üretimde, istihdamda veya şirket modelinde değil, inovasyon ülke yönetiminde, bir ülkenin geleceğinde çok önemli. Yenilikçi düşünce sonuçta.

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor