• $7,5143
  • €9,0772
  • 443.616
  • 1522.01
25 Şubat 2011 Cuma

Topbaş 'nazikçe' sert çıktı... Sanayisiz İstanbul'da milyonlar ne yer ne

Türkiye'nin sanayisinin kalbi İstanbul Sanayi Odası'nda gündem 'İstanbul'. Bu kadar civcivli günlerde 'İstanbul' gündemine şaşırıyorum, soluğu İSO'nun Meclis Salonu'nda alıyorum.
İSO'nun Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük her zaman olduğu gibi yine sakin sakin 'sert cümleler' kuruyor:
'Böyle bir kente sahip olmanın ayrıcalığı, bilinci ve sorumluluğu içinde, yaşam kalitesi, verimliliği ve rekabet gücü daha yüksek bir İstanbul'u beraberce yaratabilmek dileğiyle' diyor.
Her bir kelimenin anlamı büyük. Cümlede bilinç var, sorumluluk var, yaşam kalitesi var, rekabet gücü ve beraberce geleceği çizmek var.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, şehrin geleceğini çiziyor. Nazım imar planları hazırlanıyor, şehrin hangi bölgesinde ne olacak, tek tek belirleniyor.
Hükümet ise çoktan İstanbul'un geleceğini tayin etti:
'Finans, ticaret, hizmet, kültür ve turizm kenti.'
Sanayi yok. İSO'nun tepkisi de buna:
'Sanayisiz İstanbul nasıl olacak?'
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş:
'Siz de söz verin, daha sonra imar talep etmeyin, biz de sizi zımbalayalım. Kabul diyorsanız oturup konuşalım.'
Bu sözü bir kez daha tekrar ediyor.
Peki, İstanbul'u sanayisizleştirelim. 13.3 milyon nüfus, sanayi olmadan nasıl yaşayacak bu kentte?
İnsanları da mı ters göçe zorlayacaklar?

Bu da ekonominin gerçeği
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş diyor ki, 'Sanayi büyüdükçe çevreyi etkiliyor.'
Doğru. Sanayileşme çarpık olursa, (yani çarpık büyüyen İstanbul'a benzerse) dericilerin Tuzla'ya taşınmadan önceki merkezleri Kazlıçeşme örnekleri yaşanır elbette.
Kuralı koyup, doğru denetlenirse bu şehrin sanayiye de ihtiyacı var. Unutmayalım ki, toplam ihracatın, toplam ithalatın neredeyse yüzde 50'si İstanbul gümrüklerinden geçiyor. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 30'u İstanbul'dan sağlanıyor.
Padişah emri gibi 'Sanayi olmayacak' demekle sorun çözülmüyor.
Nitekim İSO Başkanı Tanıl Küçük de şunları söylüyor:
'Bizler, sanayiciler olarak, İstanbul'un ve İstanbul'da sanayinin yeniden planlanması konusunda toptan bir reddediş içinde olmadığımızı en başından beri, altını çizerek belirttik. Yaşadığımız kente karşı sorumluluklarımızın bilincindeyiz. İstanbul'da sanayici olmak ve İstanbullu olmak arasındaki ince çizginin farkındayız. Plan kapsamında, sanayimize Türkiye ve İstanbul ekonomisindeki ağırlığıyla orantılı bir önemin verilmemesinden dolayı duyduğumuz rahatsızlığı belirtmek isteriz.'

Çarpık şehirleşmenin sebebi sanayi mi?
Tam bir gecekondu mahallesi. Bir gökdelen yükseliyor, moda tabiriyle lüks rezidans. 'Allah Allah' diyorum 'Kim alır bu daireleri?'. Gökdelen yarısına kadar yükselmeden, gecekondular yıkılıyor, yerine tünel, otoyola bağlantı yapılıyor.
İstanbul gelişiyor, İstanbul yenileniyor. Doğru ama...
İSO Başkanı Tanıl Küçük de şunu söylüyor:
'İstanbul'da sanayi her zaman olacaktır ve olmalıdır. Ancak, bu söylemimiz, İstanbul'da sanayi hiç değişmeden, hep aynı yapıda kalsın şeklinde de algılanmamalıdır. Uygun altyapı sağlandığı takdirde, bir şehrin hem sanayiyi hem de diğer ekonomik faaliyet kollarını barındırması pekala mümkündür.'

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı