• $7,4062
  • €9,0112
  • 443.354
  • 1543.15
05 Ağustos 2011 Cuma

Söke bir zamanlar Türkiye'nin en zengin ilçesiydi

Söktaş Grubu Yönetim Kurulu üyesi Eyüp Hilmi Kayhan'a sordum: 'Söke İlçesi bir zamanlar zengin ilçelerden biriydi, değil mi?'
'En zenginiydi' diyor, 'Pamuktan büyük para kazanırdı.'
Zenginlik zamanlarında Türkiye genelinde olmayan, beyaz, elektronik eşya Söke'nin hemen hemen tüm evlerinde varmış. Hilmi Kayhan ekliyor:
'En lüks arabalar kullanılırdı. Çocukluğumda şehir kulübü vardı, kadınlar iskambil oynardı.'
Söke'ye yolu düşenler de fark etmiştir, (özellikle Bodrum yolcuları tanıktır) Söke'nin şehircilik planlaması da eski şaşaalı günlerinin kanıtı gibi.
Ne oldu da Söke zenginliğini yitirdi?
Hilmi Kayhan yanıtlıyor:
'Pamuktan kazandıklarını, yeni yatırımlara çevirmedi bir bölümü. Büyük çoğunluk da çocuklarını dışarıya okumaya gönderdi, çocuklar geri dönmedi.  Bir bölümü de o refah dönemlerinde İstanbul, İzmir gibi büyük kentlere taşındı.'

Amcaoğlu da 'keçiye' yatırım yapacak
MUHARREM Hilmi Kayhan ile Eyüp Hilmi Kayhan kardeşlerin yönetimde olduğu aile şirketi Söktaş, Söke 'doğumlu.'
Aile içi paylaşımdan sonra Söke Un dayılarında kalmıştı, Kayhan kardeşler de tekstil yatırımlarını.
Hilmi Kayhan Söke'de bin 500 kişiye istihdam sağladıklarını söylüyor. Söke dışındaki yatırımlarından biri Hindistan'da tekstil, diğeri Romanya'da tarım.
Hilmi Kayhan söylüyor:
'Tekstil işiyle uğraşırken arazilerle ilgilenmiyorduk.'
Son yatırımları Efeler Çiftliği ile gelecek ay Moova markasıyla süt ve peynir satışına başlayacaklar.
Hilmi Kayhan şunu da söylüyor:
 'Amcaoğlu Kemal Kayhan da keçi, koyun, manda çiftliği kurdu.'

Hükümet ekonomik bağımsız kadını sevmiyor ki
NE oldu da kadına yönelik şiddet arttı? Rakamlar 'artışı' gösterene kadar bazı yetkililer 'Şiddet artmadı, görünürlülüğü arttı. Medya daha çok bu konuyu işler hale geldi' benzeri beyanatlar veriyordu.
Önceki gün bu sütunda Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in başkanlığında gerçekleştirilen '2011 Türkiye Değerler Araştırması'nı ele almıştım.
'Kadın her zaman kocasına itaat etmeli, onun sözünden çıkmamalıdır' şeklindeki görüşü savunanların oranı maalesef ki toplumun yarısından fazla. (Yüzde 60'ın üzerinde)
Kadın itaat etmeyince dayağı da hak etmiş oluyor.
İsteğimiz kadar yasa çıkaralım, polisiye tedbirler alalım, toplumun düşünce yapısı değişmeden kadına yönelik şiddetin önüne geçemeyeceğimizi söylüyordum. Peki ne yapmalı?
Yanıtı Türkiye Psikiyatrlar Derneği'nden Doç. Dr. Burhanettin Kaya veriyor:
'Kadın ekonomik bağımsızlığına kavuşmalı.'
Sahiden kadının iş gücü içindeki oranı düştükçe mi kadına yönelik şiddet arttı?
Evet, iş gücü içindeki oranı düştü.
Gelin görün ki, sekiz yıllık iktidarında AKP, 'kadının ekonomik bağımsızlığı' kavramından hiç mi hiç hoşlanmadı.
Önceleri 'Önemli olan ailedir' dediler. Şimdilerde de büyük bir bölümü 'Kadının ekonomik bağımsızlığı değil, ekonomik gücü' diye bizleri düzeltmeye başladı.
Yine AKP hükümetlerinin bir temsilcisi, kadınların iş yaşamındaki oranının düşmesi üzerine 'Ne güzel, Türkiye kalkınıyor, kadınlar da çalışmaya mecbur kalmıyor, evde oturmayı tercih ediyor' demişti.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü