• $7,3589
  • €8,9548
  • 436.196
  • 1536.11
06 Ağustos 2012 Pazartesi

Sağlığımızla oynayan gıdalar için 'uygunsuz' kelimesi az değil mi?

Sağlık Bakanlığı 'resmi' açıklamasında diyor ki, 'Filanca su markalarında olumsuzluk tespit edildi. Geçici olarak üretimleri durduruldu, mevzuata göre cezai işlem uygulandı. Uygunsuzlukları giderdiklerini ispatlamaları halinde üretime devam edebilecekler.'
Bir nevi 'tesadüfen' ortaya çıkarılan bir vahşet.
Vahşet kelimesi çok mu ağır?
Birileri sağlığımızla oynuyor. Sağlığımızla ilgili bakanlık da 'olumsuzluk, uygunsuzluk' deyip geçiveriyor. Pardon, mevzuata göre cezai işlem uygulanıyormuş.
Bugüne kadar artık ne zamandan beri 'uygunsuzluk' yapıyorlarsa, o sulardan içen insanların sağlık sorunları ne olacak?
Hıfzıssıhha diyor ki, 'Son 3 yılda 20 firma men edildi.' Peki, o men edilen suları geçmişte içenlerin hakları?
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker de, nerede o eski domatesler sorusuna 'Üretici benim istediğim domatesi üretsin, benim istediğim fiyattan da bana satsın derseniz olmaz' diyor. Tarımı, gıda üretimini salt bir ekonomik faaliyet olarak yorumluyor. Yediğimizi, içtiğimizi üretenler sadece ve sadece ekonomik faaliyet yapmıyor.
Sağlığımızın geleceğini tayin ediyor.
Tarım ilacını aklına estiği gibi kullananlar da keza.
'İyi Tarım' reklamını yapıp, hipermarketlerinde sattığı 10 ürünün 6'sında kimyasal bulunduğunu, damacana suda olduğu gibi yine Deşifre programının yapımcısı Mehmet Ali Önel ortaya çıkarmıştı.
Kansere yakalananların çoğunda payları olduklarını da bile bile, hepsi sessiz kalmaya devam ediyor.

Bodrum sezonu açıldı
1980'lerin sonu, 90'ların başında ekonomi gazetecilerinin pek sevdiği 'sezon' haberleri vardı. Haber toplantısına girerken 'özel haber önerisi olmayan' misal, yaz geldi mi otellerin doluluk oranı, oda fiyatları haberine sarılırdı. Devir değişti. Ekonomi muhabirleri yerine, köşe yazarları bazı sezon haberlerine sarılır oldu. Yaz sezonu mu, Bodrum'daki restoranların ne kadar pahalı olduğunu yazarsın, olur biter.
Sanki 72 milyon yaz geldi mi, soluğu Türkbükü'nde alıyor!

Gereksiz yere kornaya basana ceza
Büyük şehirlerde yaşayanlar ve elbette İstanbul'da yaşayanlar 'şehir dışına' çıkmadıkları sürece ne kadar gürültülü bir ortamda yaşadıklarını pek fark etmez. Özellikle de korna gürültüsünün. Gereksiz yere kornaya basanlara 72 TL'lik ceza kesilecekmiş.
Kornaya basmanın gerekliliğini şoförler ayırt edebiliyor mu, emin değilim. Bu iş ceza ile çözülecek gibi değil. Bugüne kadar en güzel öneri, Renault Mais'in 'Sizin Fikriniz Sizin Projeniz' adlı yarışmasında gündeme gelmişti. Mehmet Niyazi Altuğ Anadolu Lisesi öğrencilerinin projesi ÇSS: Çilesiz Seyahat Sistemi'nde. Gençlerin projesinin üç temel ayağı var. Birinde hedefleri 'ses sınırlamak.'
Direksiyon başına geçen canı istediği zaman, istediği kadar kornaya basamayacak.
Araç saatte 30 kilometre hızın altındayken, korna en alt seviyede çalacak. Hızı yükseldikçe, korna sesi de dereceli artacak. Dahası sürücüler kornaya en fazla 4 saniye basabilecek, korna şalteri olacak. Ve bu sistem, aracın hoparlör sistemine de bağlanacak. Hayal edin, sarı ışıkta sürücüler istese de kornaya bas bas, basamayacak. Zaten her korna çaldıklarında, aracın içinde de o ses yankılanacak.
Gençlerin hedefi belli. 'Siz büyüklerin doğru düzgün araba kullanacağı yok. Teknoloji sayesinde biz size engel koyalım.'

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı