• $7,4765
  • €9,0391
  • 441.735
  • 1556.77
12 Ocak 2011 Çarşamba

Medyanın merceğine 3 CEO girebildi

Önceki gün bu sütunlarda CEO tanımını ele almıştım. İş alemi 'CEO' unvanını çok sevdi. Neredeyse fabrika müdürleri, genel müdürler ya da sadece müdür görevini ifa edenler bile artık kartvizitlerinde CEO yazdırıyor diyordum.

Lee Iacoccoa'nın Chrysler'i dünya devi yapmasıyla genelleşen CEO yani Chief Executive Officer tanımına sahip olabilmek için belli özellikleri de taşımak gerekiyor.
CEO'nun olmazsa olmaz nitelikleri var: Analiz kabiliyeti yüksek olmalı, enerjik olmalı, proaktif olmalı ve iletişim becerisine sahip olmalı.

İletişim becerisi de hissedarları, yönetim kurulunu, müşterileri, çalışanları, devleti ve medyayı kapsıyor.

Türkiye'de en iyi iletişim becerisine sahip CEO'lar kimler?
Medya Takip Merkezi, açıklamalarıyla, etkinlikleriyle, girişimleriyle, sosyal yaşamlarıyla medyada yer alan yöneticilerin bir yıllık karnesini çıkarmış.

İlk 10'da Mustafa Koç (Koç Holding), Güler Sabancı (Sabancı Holding) Ersin Özince (İş Bankası), Ali Ağaoğlu (Ağaoğlu Grubu) Temel Kotil (THY), Hüsnü Özyeğin (Fiba Holding), Bülent Eczacıbaşı (Eczacıbaşı Holding), Süreyya Ciliv (Turkcell), Mehmet Ali Aydınlar (Acıbadem Sağlık Grubu) ve Abdülkadir Konukoğlu (Sanko) yer alıyor.
İlk 10'un yedisi holding patronu. İletişim becerisine şapka çıkarılacak üç CEO var: Ersin Özince, Temel Kotil ve Süreyya Ciliv.


Namık Kemal Zeybek'in Türk ayrımı

ESKİ Radikal, yeni Posta gazetesi yazarı Namık Kemal Zeybek  15 Ocak'ta yapılacak DP 10. Olağan Büyük Kongresi'nde Genel Başkan adayı olduğunu açıklamış.
Aklıma meslektaşım, Gila Benmayor'a söyledikleri düştü. İşadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesinden hemen sonra Azerbaycan'dayız. Gila Hürriyet yazarı, ben Radikal yazarı olarak görevdeyiz. Her ne kadar aynı gazetede çalışıyor olsak da, Namık Kemal Zeybek siyaset yapmak için orada. Gila, ben ve Zeybek sohbet etmeye çalışıyoruz. Sohbet etmeye çalışıyoruz dedim çünkü Namık Kemal Zeybek 'bazılarının Türkiye'de yaşarken sınırlarını bilmesi gerektiğini' savunuyor. Biz öfkelenmemeye çalışıyoruz.
Gila'ya dönüp 'Sen Türk değilsin' diyor. Gila alışkın bu tip 'sataşmalara'. Tüm nezaketiyle atalarının 500 yıldır Türkiye'de yaşadığını anlatıyor. Soyağacı, nereden geldiği ve nerede yaşadığı, hüviyetinde yazanlar da belli. Gila 'Ben Türk'üm' dedikçe, Namık Kemal Zeybek karşı çıkıyor. Anlaşmamız ne mümkün. Konuyu kafatası ölçümüne getirince biz yine nezaketimizle 'iznini isteyip' oradan uzaklaşıyoruz.
Namık Kemal Zeybek, daha önce de hem DYP hem de ANAP'ta görev yaptığını anımsatarak, 'Bu iki parti birleşince bana hizmet düştüğü, bana görev düştüğü kanaatine vardım ve aday olmaya karar verdim' demiş.
DP'nin başına Namık Kemal Zeybek'in, Türkiye'nin yönetimine de DP'nin geldiğini farz ettim, kendimize uzaklaşacak nereyi buluruz acaba diye düşündüm.


Hayvan heykeli varken insana ne gerek

BİR sanat eserinin karşısında herkesin ille de aynı duygulara kapılması gerekmiyor. Kimi beğenir, kimi aklında, gönlünde canlandıramaz kimi eser kelimesini bile çok bulur.
Ne var ki, Mehmet Aksoy'un kaderi anlaşılan eserlerine siyasetçilerin tükürmesi, 'ucube' diye nitelendirmesi.

İnsanlık Anıtı'nın resimlerine kaç gündür bakıyorum, bakıyorum ucubelik arıyorum, bulamıyorum.
Benim için de mesela başka ucubeler var. Misal TEM'den her geçişimde Bayrampaşa Belediyesi'nin 'heykel' niyetine yaptırıp, park denilen yeşilliklere koydurduğu kuzulara, öküzlere, kağnı arabalarına baktıkça 'ya sabır' çekiyorum.
Madem köy hayatı bu kadar özleniyor, mega kent İstanbul'u niye daha fazla megalaştırıyorsunuz?
Heykelin kabul görmemesindeki dert kadın figürü mü?

<p>Peki, piyasalar güne nasıl başladı? Kur ve altında nasıl bir  seyir var? Merkez Bankası’nın

Piyasalar güne nasıl başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayatınızı kolaylaştıracak pratik bilgiler

Kar yağışı Türkiye'nin dört bir yanında sürücülere zor anlar yaşattı