• $7,3071
  • €8,8404
  • 413.04
  • 1495.8
20 Ocak 2012 Cuma

'Kocaların ne zamandan beri sözü geçiyor ki!'

Bülent Eczacıbaşı'na soruyorum: 'Eşi Cem Boyner 'şafak sayıyorum' diyordu, nasıl oldu da Ümit Boyner'i bir yıl daha başkanlık için ikna ettiniz?'
Güldü: 'Kocaların ne zamandan beri sözü geçiyor ki!'
Durdu ve ekledi:
'Kocalar işine gücüne baksın.'
Cem Boyner nasıl ikna edildi?
'Bilmem, o da Ümit'in problemi.'
Dün, TÜSİAD Genel Kurul toplantısında Cem Boyner'i göremeyince Bülent Eczacıbaşı'nın sözlerini mesaj atıyordum ki, son anda fark ettim, yanına gidip telefonumdaki mesajı gösterdim. Kahkahayı bastı: 'Doğru söylemiş' dedi. 'Ben de birazdan işe gideceğim, bir toplantıya yetişeceğim.'
TÜSİAD'ın en kalabalık genel kurul toplantılarından biriydi, dünkü. 'Ümit Boyner'in TÜSİAD üyeleri arasında ratingi epey yüksek' diyordu, bir tanıdık.
Cem Boyner'e sordum:
'Hrant için yürüyüşe katılacak mısınız?'
'Toplantıya yetişmem gerekiyor, erken bitirip Agos'un önüne gitmek istiyorum.'
Ümit Boyner de yeni başkanlık görevini üstlenip, yeni yönetim kurulu toplantısından çıkıp, yürüyüşe yetişmeye çalışıyordu.
Cem Boyner 'Biz yetişemezsek bile bizim kızlar orada olacak' diye ekledi.
Ayşe, Emine, Elif Boyner'i dün kalabalıkta göremedim. Görmek de küçük bir olasılıktı, o kadar kalabalığın içinde.

Ümit Boyner: 'Boğazım düğümlendi'
DÜN TÜSİAD genel kurulunda koridorlarda Hrant için yürüyüş de konuşuluyordu. TÜSİAD üyeleri arasında da katılanların sayısı hiç azımsanacak gibi değildi.
Belki bunda TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner'in kürsüden söylediklerinin de etkisi büyük. Konuşma sonrası, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı yolcu ettikten sonra ayaküstü birkaç kelam edebildik. Hrant Dink ile ilgili sözleri için tebrik ettim:
'Biliyor musun, boğazım düğümlendi, çok zor konuştum' dedi.
Nedim Şener'e de isim vermeden, konuşmasında yer veren Ümit Boyner, kürsüden şunları söylüyordu:
'Bir vatandaş olarak bahsetmeden, konuşmamı sonlandıramayacağıma, sonlandırmamam gerektiğine inanıyorum. Bu maddelere girmezsem ülkesini seven bir vatandaş, bir işkadını olarak vicdanen rahat edemeyeceğimi de biliyorum.
Üstelik değinmek zorunda kaldığım konuların netameli olması nedeniyle, 'her gördüğün haksızlığı dile getirme', 'her aklına geleni söyleme', 'dikkatli ol başını derde sokma' uyarılarının arttığı bir ortamda bunları söylemenin daha da gerekli olduğuna inanıyorum.
Ve doğrusu, başka şekilde davranırsam da kendime olan saygımı kaybetmekten korkuyorum.
Bu toprakların ve toplumun sevdalısı bir vatansever olan Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink beş yıl önce katledildi. Geçen zaman zarfında örtbas etme çabaları ortaya çıkarılmasına, eldeki delillere ve bulunan bağlantılara rağmen bu cinayetin gerisindeki asıl sorumlulara erişmek mümkün olmadı. Açıklanan mahkeme kararları ise duyarlı kamuoyunu şoka soktu, vicdanları sızlattı. 
Hrant Dink davası bir gazetecinin öldürülmesinden daha büyük anlamlar taşıyan temsili bir olay.
Bu davanın akışında önümüze çıkan şey en somut haliyle Türkiye'de adalete olan inancın sarsılması, hukuk anlayışımızın zaaflarıdır. Dink cinayetine ve onun davasının seyrine dönüp göz ucuyla bakmamış olanlar bile, kamuoyunda dikkat çeken başka birçok davada adalet mekanizmasının işleyişini sorgulamak zorunda kaldılar.
Bir zamanlar 'olur böyle şeyler, kurunun yanında yaş da yanabilir' diye düşünenler ateş ocağa düştüğünde yargıda usulün önemini daha iyi kavramak zorunda kaldılar.
Kıssadan hisse, çok sıradan da gelse, hukukun hepimize gerekli olduğudur. Türkiye kendi büyük iddialarının altında ezilmeyecekse o zaman önündeki belki de en önemli hedef gerçek anlamıyla bir hukuk devleti olmayı başarmaktır.'

<p>İran'ın Ankara Büyükelçisi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini ihlal etmekle eleştiren ifadeler nede

Türkiye'den İran'a net mesaj!

Safranbolu'da 606 Mehmetçik kan bağışı yaptı

Dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nı ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)