• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
9 Kasım 2014 Pazar

Kadınlara dokunmak için 18 yıllık markayı değiştirdi

Sofra camında dünyanın 6’ncı büyük üreticisi Esin Güral Argat “18 yıl kurumsal altyapıyı kurduk. Şimdi marka yolculuğumuz başlıyor” dedi ve Artcraft yerine Lav markasını kullanmaya başladı.

Dün bugün reklamlarda dikkatinizi çektiyse yeni bir markadan söz ediliyor: Lav. Adı yeni de Esin Güral Argat, “Bugüne gelebilmek için 18 yıl beklemesi gerekiyordu” diyor. Kütahya’nın sanayici ailelerinden, üçüncü kuşak temsilcisi Esin Güral Argat’ın, babası Rıza Güral ve abisi Erol Güral ile çıktığı yolculukta sofra camında dünyanın 6’ncı büyük üreticisi. Gürallar ailesi her ne kadar sofra seramiği üretiminde Gürallar ve Kütahya Porselen olarak yer edinmiş olsa da Esin Güral Argat, sofra camında dünyada kozunu oynuyor.

* Artcraft’tı markanız, artık Artcraft yok mu?
Bu yılın başında Lav markasının lansmanını yaptık. Bu hafta da iletişimine geçiyoruz. 1996’da cam üretimine başlamıştık, 18 yıldır global bir oyuncu olarak üretime devam ediyoruz. Başladığımız dönemdeki şartlarımızla, stratejilerimiz doğrultusunda geldiğimiz nokta birbirinden çok farklı. Hem uluslararası pazarlarda marka bilinirliliğini daha fazla artırmak için hem de kadının dünyasına daha fazla dokunabilmek, daha fazla sıcak iletişim kurabilmek için Lav markasıyla serüvenimize devam edeceğiz. Artcraft ile bugüne geldik, artık Lav ile yolumuza devam edeceğiz.

DÜNYADA ALTINCI SIRADA

* Artcarft olarak da dünyada ilk 5 içinde olmak gibi büyük hedefleriniz vardı, nasıl vazgeçtiniz mevcut markanızdan?
Bir global üreticiyiz, dünyanın sayılı üreticilerinden birisiyiz ve halihazırda sofra camı üretiminde 6’ncı büyük üreticisiyiz. Mevcut markamızdan da birden vazgeçmedik. Bugünden yarına alınan bir karar değil bu. İşe başladığımızda 150 çalışanımız vardı ve günde 100 bin adet bardak üretiyorduk. Bugün, 2 bin çalışanımızla günde 2 milyon adet üretiyoruz. Stratejimiz gereği dağıtım kanallarının oluşmasını sağladıktan, arzu ettiğimiz kaliteye geldikten ve ürün çeşitliliğini sağladıktan sonra artık markalaşmayı etkin hale getirdik. Lav fonetik olarak uygun, akılda kalır, kısa. Hayalimiz şuydu, markamız hem üretim sürecimizi, hem ürünlerimizi ve hem de bizim kişiliğimizi yansıtabilsin. Üç yıl kadar marka üzerinde çalıştık, global deneyimi olan danışman firmalarla çalıştık. Lav markasıyla rengimizi pembe olarak seçtik, sıcak, sevgiyi ve güveni ifade ediyor. Sade logo seçtik, yalın, kolay hafızada kalacak.

YENİ HEYECAN

* Aşırı radikal bir karar değil mi bu? Sonuçta 18 yıllık bir markadan vazgeçiyorsunuz, bilinmeyen yeni marka ile yola devam ediyorsunuz?
Lav çok daha kolay akılda kalıyor, kadınlara dokunan bir marka. Artcraft ise kurumsal ve jenerik bir marka. Biz 18 yıl boyunca marka yatırımı yapmamıştık. Çünkü diğer süreçlerin tamamlanması bizim önceliğimizdi. Cam üretimi çok zordur, cam sektörü de zor bir sektördür. Az sayıda oyuncu var, istediğiniz pazarlarda doğru dağıtım kanallarını kurmak gerekiyor. Biz bu kurumsal süreçten tam emin olmak istedik. Sektör ortalamasına göre de bu süreci çok hızlı tamamladık Global olarak en genç oyuncuyuz, 18 yaşındayız ve çalışanların yaş ortalaması 32. Biz şimdi yeni bir cam, yeni bir heyecan diyoruz.

Altı ay boyunca çatlak çini ürettim

Üniversiteden mezun olduktan sonra kendi işimi kurdum, çini atölyesi kiraladım. Tek tek el işiyle yapılan işler çok kıymetli ama ben ölçek büyüklüğü olsun istedim, çini karoyu hızlı pişirim fırınında üretmek istedim. İtalyan uzmanlarla bir yıl laboratuvar çalışması yaptım, makineler alındı, her türlü yatırımı yaptım, her şey çok güzel ama benim çiniler çıkmadı. 6 ay boyunca fırından çıkan çiniler ortadan çatlaktı. Başvurmadığım uzman kalmadı. O kadar insan geldi araştırdı, sorun çözülmüyor, yerleri yıkıyorsunuz nem nedeniyle çiniler çatlak çıkıyor diyen bile oldu. Rıza Güral’ın bir lafı vardır, herkes kendi göbeğini keser. Bir gün bir kitap karıştırıyorum, fırının içindeki eğriden ve ürünün içeride ne kadar süre kalması gerektiğini anlatıyor. İndim bizim fırının eğrisiyle örtüşmüyor. Eğriyi kendim düzenledim çatlaklar gitti. Yani herkes hastalığını kendisi bilecek, nasıl tedavi edeceğini iyice sindirecek. O dönem çok güzel restorasyonlar yaptık. Kazakistan’da Yesevi Üniversitesi’nin çinilerini, Ortadoğu’da camiler yaptık. Başarısızlık olabilir, yeter ki vazgeçmeyin. Şu an kendi teknolojimizi geliştirip, makine üretmemiz de öyle. Biz kaybetmeye razıyız dedik. Rıza Güral’ın önemli bir sözü vardır: Başarısızlık benim, başarı sizin arkadaşlar dedi.

Kaybetmeyi göze almak gerekiyordu, biz aldık

* Sofra camının makinesini de üretiyorsunuz değil mi? Dünyada örneği çok mu?
Üretim tesislerimiz Kütahya’da, bir de Teknopark’ımız var. Kendi teknolojilerimizi geliştirip, kendi makinelerimizi üretiyoruz. Dünyadaki cam üreticileri bunu çok da tercih etmiyor. Biz dünyada üçüncüyüz. Biri Amerika’da, biri Fransa’da biri de Kütahya’da kendi teknolojisini geliştirip, makinesini üreten. Teknopark’taki 30 çalışanımız sürekli yeni üretim teknolojileri üzerinde çalışıyor, edindiğimiz know-how’a uygun olarak da makinalarımızı yapıyoruz. Sıfırdan anahtar teslim cam fabrikasını yapabilecek durumdayız. Makine yatırımına karar vermemiz de şöyle oldu, hangi sektöre girerseniz girin mutlaka rekabet vardır. Biz 18 yıl önce girdiğimizde, sektör yeni oyuncu kabul etmekte epey zorlandı. İşbirliği yapabileceğimiz firmalarla görüştük ama hep günün sonunda rakiplerin baskısıyla mesela kalıp üreticileri kalıp yapmaktan imtina etti. O günlerde şartları zor olan bir fırın üreticisiyle anlaşma yapmak zorunda kaldık. Şimdi o firma da dünyada çok iyi konuma geldi. Büyümek için dışarıdan teknoloji almamız lazım. Baktık ki büyümekte zorlanacağız, biz de dedik ki dışarıdaki mühendisler yapabiliyorsa bizim mühendislerimiz de yapabilir. Kaybetmeyi göze almak gerekiyordu, biz aldık. Yaptıklarımızın hepsini çöpe atabilirdir, bu riski almazsanız başarılı olamazsınız.

Hedefiniz hemen olmayabilir

* 2023 vizyonuyla birlikte Ar-Ge ve inovasyonu çok daha fazla konuşmaya başladık. Sizce üretici, sanayici inovasyonun ne olduğunu tam kavrayabiliyor mu?
Ar-ge’ ye ciromuzun yüzde 3’ünü ayırıyoruz. Makine geliştirme sürecinde çalışmayan makine da yaptık, biz vazgeçmedik. Sorunun ne olduğunu anlayacaksınız. Anlayabilecek bilgi altyapısına sahip olmak gerekiyor. Vaz geçmedik, tekrar denedik, tekrar denedik ve sonunda başardık. Sonuç-
ta şu an cam üreticisi olup da makine üreten üç üreticiden biriyiz. Gerçekleşmeyecek bir sürü projeniz de olabiliyor, üzerine doktoralar yapılıyor ama hedeflediğiniz hemen olmayabiliyor. Ben bunu hedefledim, parayı koydum, hemen aldım diye bir dünya yok. Evet, para kaybetmeyi göze alacaksınız, yatırımdan vazgeçmeyeceksiniz. Çok değerli çıktıları alıyorsunuz, eliniz hiçbir zaman boş da kalmıyor.

Anti bakteriyel bardak

Camda inovasyon sonsuz. Ar-ge çalışmalarımız devam ediyor. Kadınların en büyük sorunudur, su lekesi tutmayan cam üzerine çalışıyoruz. Anti bakteriyel bardak üzerine çalışmalarımızı yaptık, endüstriyel üretim aşamasındayız. Aslında cam en sağlıklı üründür. Ancak bunu anti bakteriyel hale getirdiğinizde hiçbir şekilde üzerinde bakteri tutmuyor. Özellikle bebeklerin, çocukların kullandığı ürünler, biberon, bardaklar, kavonozlar için önemli bu. Bir de toplu tüketim noktalarındaki bardaklar için geçerli.

Ortadoğulu kadeh sever

Ruslar altın yaldızlı ürünleri çok seviyor. Ortadoğu’ya enteresan bir şekilde çok kadeh satışı olur. Çünkü orada dondurma ve meyve suyu ikramında kullanılır, ayaklı bardak şık durur sofralarda. Türkiye’de de bölgesine göre tüketim alışkanlıklarında değişiklikler var. Mesela Güneydoğu’da çay bardağı çok satılır. Bizim yurtiçinde yılda 150 milyon adet çay bardağı satışımız var. Güneydoğu’da satılan çay bardağı sayımız İstanbul’un iki katıdır.

130 ülkeye ihraç ediyor

* İhracatınızın ne kadarını kendi markanızla, düne kadar Artcraft,artık Lav markasıyla yapıyorsunuz?
Biz hiçbir zaman fason üretici olmak istemedik ve hep kendi markamızla var olmak istedik. Açıkçası işin başında epey de zorlandık. Hele hele global pazarlarda, potansiyel fason üretici olarak algılanıyorsunuz. Üretimimizin yüzde 85’ini kendi markamızla iç ve dış pazarlara sunuyoruz. 130 ülkeye ihracat yapıyoruz.

Hazırı yiyip, içse miydik?

* Babadan zengin olunca, iş kurmak daha mı kolay oluyor?
Onun yerine yiyip içse miydik? Hayatın keyfini çıkarabilirsin, o da bir tercih ama benim tercihim değil. Tabii ki, benim gibi ikinci, üçüncü kuşak olan bizler şanslıyız. Bizden önceki nesil bir yere getirmiş. Aldığım nokta benim için sıfır noktasıdır, önemli olan bizlerin onu nereye taşıyacağımız, bir sonraki nesile nasıl devredeceğimdir.

İşimiz farklı da olsa bir aileyiz

* Gürallar ailesinin ürettiği Gürallar ve Kütahya Porselen diye iki markası var, sizin şirketinizle alakalı mı?
Güral ailesi geniş bir aile. Her aile farklı alanlarda faaliyetlerini sürdürüyor. İş alanlarının farklı olması aile olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor, biz bir aileyiz. Profesyonel olarak babam Rıza Güral, abim Erol Güral ile ben porselen işinde değiliz, cam, turizm, inşaat, makine, enerji işindeyiz.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi