• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
30 Kasım 2011 Çarşamba

IMF, Dünya Bankası where are they?

MHP'li Oktay Vural, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'e soruyor: 'Bağımsız kurullara sahip çıkmalıyız deyip, duruyorsunuz. Ben iktidarımız döneminde hatırlıyorum IMF, Dünya Bankası herkes bu kurulların bağımsızlığı konusunda şahin gibi sözler söylerdi. Bugün bu kurumlar nerede, where are they?'
Konu, hükümetin son dönemdeki bağımsız kurullara, piyasa düzenleyici kurumlara yönelik müdahalesi.
MHP'li Oktay Vural'ın sorusu da anlamlı. Hükümetin IMF ile yollarını ayırmasına kadar 'AKP, IMF'nin güdümünde, ekonomiyi IMF'ye teslim etti' diye eleştiren kişinin sorusu olarak değerlendirirseniz, ortaya çelişki çıkıyor.
Tahminim Oktay Vural, bir siyasetçi, bir hatip olarak IMF'nin çelişkisini ortaya koymak istedi:
IMF evrensel kurallara göre mi hareket ediyor yoksa sırf parasının peşinde mi?
Nitekim TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner de şöyle yanıtlıyordu:
'Önceden para veriyorlardı. Şimdi öyle bir durum söz konusu olmadığı için hesap sormuyorlar.'
Şunu da göz ardı etmemeli:
Zavallı IMF, tarihinin en kötü dönemlerinden birini geçiriyor. Küresel kriz nedeniyle başını kaldırıp, Türkiye'deki bağımsız kurullara bakacak hali
kalmadı ki!

Nasıl oluyor da oluyor?
İZMİR Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli soruyor:
'Topraklarının yüzde 70'i deniz seviyesinin altında olan Hollanda, Avrupa'nın en önemli tarım ülkesi iken, nasıl oluyor da bizim kentler dere taşkınında boğuluyor?'

Ya hoşgörüyü bilmiyoruz ya da doğruyu söylemiyoruz
TÜRKİYE de dahil, 17 Avrupa ülkesinde yapılan bir araştırma.
Sorular şunlar:

l Gün içinde anlayışlı davranmanız gereken bir durumda ne sıklıkla anlayış gösterebiliyorsunuz?
l Genel olarak nazik ve duyarlı bir insan mısınız?
l İnsanların birbirlerine daha nazik ve duyarlı davranması halinde, ülkenizin daha yaşanılabilir bir yer olacağını düşünüyor musunuz?

Milka çikolatası adına yapılmış bu araştırma. Araştırmayı yapanların amacı muhtemelen, 'çikolata yiyen mutlu olur, mutlu olunca da anlayışlı, hoşgörülü olur'u kanıtlamak.
Biz Türkler, Avrupa ülkeleri kadar çikolata yemiyoruz, yiyemiyoruz zaten.
Ancak sorulara verilen yanıtlar da evlere şenlik.
Gün içinde 'Ne kadar sıklıkla hoşgörülü, anlayışlı davranırsınız?' sorusuna 'Günde birkaç kez' yanıtının Avrupa ortalaması yüzde 43 iken, Türkiye'de bu oran yüzde 56.
'Genel olarak nazik ve duyarlı bir insan mısınız?' sorusuna 'Evet, Kesinlikle' diyenler Avrupa'nın yüzde 31'ini oluşturuyor. Türkiye'de aynı yanıtın oranı yüzde 52'yi buluyor.
Bu beyanlara göre toplumun yarıdan fazlası nazik, hoşgörülü, anlayışlı.
Trafikte sırf yol vermediği için birbirini gırtlaklayanlar ve burada sayamayacağım kadar gündelik hayatta yaşadığımız kabalıklar zaten bu toplumda yaşanmıyor, öyle değil mi!
Bireysel nezaketimiz bir yana, toplumun her alanında yaşanın 'ötekileştirme', 'ayrışma' da bu topluma ait değil.

Kendimizi de ele veriyoruz
Biz, Türkler kendimizi nazik, yumuşak kalpli buluyoruz ama bir yandan da diyoruz ki, 'Gündelik hayatın getirdiği sorumluluk, meşguliyet ve stres nedeniyle hoşgörüyü de elden bırakabiliyoruz.'
Stres nedeniyle hoşgörü ve duyarlılığı elden bırakanların Avrupa'daki oranı yüzde 39, Türkiye'de bu oran yüzde 41.
Sevdiklerimize veya çevremize karşı nazik ve duyarlı davranmamamızın ikinci bir nedeni de zaman yetersizliği ve aşırı yoğunluk.

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı