• $7,5143
  • €9,0772
  • 443.616
  • 1522.01
07 Ocak 2011 Cuma

Hilmi Baba'nın feryadı

Hilmi Öztürk'ü tanıyanınız belki bir iki kişidir. Marangoz, yeni aldığım evin ahşap işlerini yapıyor. Dün birlikte malzeme almaya giderken, bir yandan da salıverilen Hizbullahçılar'ın haberini dinliyoruz radyodan.

Hilmi usta dini bütün bir insan, ağzından Besmele'si eksik olmuyor.
Haberleri dinlerken 'ya sabır' çekiyor. Önce 'Bir Müslüman nasıl başkasını domuz bağıyla, işkenceyle öldürür?' diyor. Sonra 'Bu adamlar nasıl serbest bırakılır?' diye feryat ediyor.

İstanbul'daki Hizbullah operasyonunu yöneten dönemin Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'in feveranını dinliyoruz. 'Biz görevimizi yaptık. Adalet iflas etti' diyor.
Bizim Hilmi usta bir kez daha 'ya sabır' çekiyor.

Başlıyor anlatmaya:
'Bu ülkede fakire fukaraya adalet yok, Funda Hanım.'
Dört yıl önce kızını diş hekimine götürüyormuş, karısı, diğer kızı ve oğluyla birlikte.
'Sadece üstümüze doğru uçan arabanın farlarını görebildim' diyor. Karşı yönden son sürat gelen bir kargo arabası, bariyerleri aşıp, Hilmi ustanın arabasının üstüne düşmüş.

'Kızımın boğazı kesilmişti, ölecek diye korktuk. Meğerse 6 yaşındaki oğlumuz kafasını çarpmış, hiçbir yarası beresi yoktu, beyin kanamasından kaybettik.'
Hilmi usta dört yıldır adalet arıyor. Üç kez Adli Tıp, karşı tarafın aleyhinde rapor yazmış, üçünde de şirket itiraz etmiş. Dava şimdi Yargıtay'da.

225 bin TL'lik tazminat istiyor, Hilmi usta. Şunu söylüyor:
'Oğlumun bedeli mi? Değil elbette. İstanbul'u verseler, oğlum yerine gelmeyecek. Bari o parayla kızlarımın geleceği için bir şeyler yapabileyim. Dava bitsin de bu ülkede adalet varmış diyebileyim.

Aylarca kırılan bacakları nedeniyle çalışamamış, marangozhanesi zora girmiş. Onları önemsemiyor bile. Oğlunu öldürenlerin cezasını bulmasını istiyor, sadece.


Lap-top'larımız da birer bombaymış
SONRADAN 'bulaşan' uçuş korkuma karşı verdiğim mücadeleden olsa gerek, uçakların tekniğine dair epey meraklıyım. Kokpitte epeyce seyrüsefer halinde olan nadir şanslı yolculardan biriyim. 'Uçmanın' keyfine diyecek yok. THY'nin İstanbul Sefaköy'deki simülasyon merkezinde de Airbus 320 ve Boeing 777 uçaklarının 'pilotluğunu' yaptım. Ne zaman gerçek veya simülasyon kokpite girsem, mümkün olduğu kadar çok şey öğrenmeye çalışıyorum. Korkumu yenmeme yardım eden bilgi edindiğim zaman da iki kere mutlu oluyorum.

Cep telefonları 'icat oldu olalı' hep merak ederim, uçuş emniyetini söylendiği kadar tehdit ediyorsa niye silah gibi uçuş öncesi toplanmaz?
İşin uzmanları da 'küçük ihtimallerden' söz ediyor. O ihtimal vuku bulursa, uçuşu riske atabilir.

Yine teknik bir bilgi: Sadece kalkışta ve inişte kullanılmaması gerektiği söylenen lap-toplarımız, dizüstü bilgisayarlarımız da aslında birer bomba haline dönüşebiliyor.
Dizüstü bilgisayarlarının lityum iyon pilleri uçuş esnasında zaman zaman yangına sebebiyet verebiliyormuş. Geçmişte yaşanmış örnekler de var: Mayıs 2006'da American Airlines'a ait B-747 uçağında yolcu alımı sırasında, bir yolcunun lap-top çantası alev alır. Los Angeles uçuşu sırasında başüstü dolabında çıkan lap-top yangını nedeniyle uçak acil iniş yapar. JFK Havalimanı'ndan kalkan bir uçakta lap-top yangını nedeniyle kabini yoğun duman kaplar, uçak geri döner acil iniş yapar.

Dizüstü bilgisayarların pilleri aşırı ısınma olmadan da 'durup dururken' uçuş esnasında yangına sebebiyet verebiliyormuş.

İzlenecek yol belli: Panik yapmadan su ve söndürücü vasıtasıyla yangını söndürmek.

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı