• $7,3867
  • €8,984
  • 442.572
  • 1546.78
18 Nisan 2012 Çarşamba

Her üç Vanlı depremzededen biri psikolojik risk taşıyor

Konteyner, baraka veya çadırda, koca bir kışı evsiz geçirmek. Doğu'nun, Van'ın kara kışında.
Bahçeşehir Üniversitesi geçenlerde 'Van Depremi Sonrası Medyanın Toplumsal Hafıza Kaybındaki Rolü' adlı bir panel düzenledi, 'Hızlı gündem tüketen medyada ve dolayısıyla kolektif bellekte, Van önceliğini çoktan yitirdi' denilerek.
Türkiye, bizleri gündem oburu yaptı, doğru.
Türkiye'nin gündem maddeleri de bizlere izin vermiyor ki, eski defterleri açık tutmamıza.
En basit tanımıyla, bir insanın iki temel ihtiyacı: Barınma ve yemek.
Van'da, bir de insanların içinde fırtınalar yaşanıyor.
Çocuk Vakfı için Prof. Dr. Korkut Tuna'nın editörlüğünde, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Suvat Parin Psikoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Fuat Tanhan'dan oluşan ekip araştırma yapmış. 1505 geçici barınakta kalan 10 bin 515 kişiyi kapsayan araştırmanın adı 'Van depremi- Sosyoekonomik ve psikolojik durum tespiti.'
Araştırmanın sonucuna dair öz şu:
'Ağır bir tablo söz konusudur. Depremin yol açtığı can, mal kayıpları ve ortaya çıkardığı sosyoekonomik ve psikolojik sorunlarla şekillenen tablo ağır seyreden mevsim koşullarında büyüyen bir biçimde kendini göstermiştir.'
Biraz daha detay vereyim:
'Deneklerin psikolojik durumlarının değerlendirilmesi çerçevesinde sorulan 'Artçı depremler korkutuyor mu?' sorusuna yüzde 97,9 oranında 'Evet' yanıtı verilmiş. Burada çok önemli bir detay da var: Deneklerin yüzde 63,7'si çadırda yaşıyor.
Ve önemli bir tespit:
'Van depremi sonrasında katılımcıların yüzde 29,7'si kendilerini 'devamlı olarak' güçsüz ve çaresiz hissettiklerini belirtmiş. Bu oran depremzedelerin yaklaşık olarak yüzde 30'unun görece, psikolojik bağlamda, ciddi risk altında olduklarının bir göstergesi olarak okunabilir.'

Yaşama isteğini kaybetmek
Sizleri rakamlara boğmamayım, Vanlı depremzedelerle, 'sosyolojik ve psikolojik' pencereden yapılan kamuoyu araştırmasına göre insanların büyük bir bölümü uyku sorunu yaşıyor, deprem kabusu görüyor, eskiye nazaran daha sinirli, daha tahammülsüz, daha çok ağlama nöbetlerine tutuluyor.
Ve önemli birkaç veri:
'Vanlı depremzedelerin yüzde 33,4'ü, daha önce zevk veren birçok şeyin artık kendisine zevk vermediğini belirtiyor.'
'Van depremi sonrasında yaşama isteğini büyük ölçüde kaybettiğini söyleyenler yüzde 25,6. Bu yüzdeye 'yaşama isteğimi oldukça kaybettim' diyenler de eklendiğinde deprem sonrasında yaşamdan kaçmaya varacak düzeyde duygusal gerilimler yaşayanlar yüzde 49.'
Vanlı depremzedelerin yüzde 85.7'si gelecek kaygısı taşıyor.
Akademisyenler şu yorumu ekliyor:
'Gelecek kaygısı, yaşamın kontrollü sürdüğü zamanlarda rahatsız edici olmaz ancak, deprem gibi normal yaşam dengelerini bozucu afetlerin sonrasında gelecek kaygısı yoğun bir biçimde yaşanmaya başlar. Belirsizliklere bağlı olarak gelecek kaygısı artar. Bu nedenden dolayı da deprem sonrasında yetkililer bilgilendirici olmalı ve olumsuz haberleri olabildiğince önlemeye çalışmalıdır.'
Akademisyenlerden bir yorum daha:
'Geleceğe ilişkin umutların yeşertilmesi, olumlu mesajların verilmesine bağlı olduğu kadar, çalışmaların gözle görünür bir hal almasıyla da yakından ilişkilidir. Yetkililerinin tüm çalışmalara ilişkin bilgilendirici olmaları ve çalışmaları olabildiğince hızlandırmaları, bireylerin psikolojisi üzerinde oldukça olumlu etkileri olacaktır.'

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''