• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
24 Ocak 2011 Pazartesi

Fransa'da 'kağıt kesiği' bile iş kazası, bizde mesleki hastalığın dahi k

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün ( ILO) verilerine göre Türkiye iş kazalarını önleyen nadir ülkelerden biri! Türkiye'de 100 bin kişide iş kazası geçirenlerin sayısı 850, bilemediniz 950 kişi.
Almanya'da 100 bin kişi de 2 bin 803.
Fransa'da 100 bin kişide 3 bin 943.
İspanya'da 5 bin 748 kişi.
Biz Türkler, iş kazalarını meydana elmeden önleme konusunda bilinçlenmiş miyiz?
Elbette değil.
Yazının başında iş kazası geçirenlerin sayısı 850 bilemediniz, 950 dememin
nedeni ne o.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ve bürokratlarıyla bir araya geldiğimizde doğru anlayıp, anlamadığımın teyidi için sordum:
'Batı ülkeleriyle ile bizim aramızda istatistik anlayışı mı farklı?'
Alman, Fransız, İspanyol muhtemelen 'kağıt kesiği'ni bile iş kazası olarak kayda alıyor!
Bizde ise, hayati tehlike yoksa hatta yaralanma ağır değilse istatistik tutulmuyor.
İş kazası nedeniyle ölüm oranları, nitekim yorumumu da teyit ediyor:
100 bin kişide ölümlü iş kazası oranı,
Almanya'da 2.2,
Fransa'da 3.4,
İspanya'da 3.8.
Türkiye'de ise 12.

Sadece 429 kişi meslek hastalığına yakalandı
SİgortalI çalışan sayısı 9 milyon 30 bin 202 kişi.
Türkiye'yi gelişmiş ülke olarak addedersek yılda 36 bin çalışanın meslek hastalığına yakalanacağı tahmin ediliyor.
Az gelişmiş ülke olarak sınıflandırırsak da yılda 108 bin çalışanın mesleğinden dolayı hasta olmasını beklemeliyiz.
Nedir bu meslek hastalığı beklentisi?
ILO'nun verilerini temel alarak yapılan oranlamalardan kaynaklanıyor.
Gelişmiş ülkelerde binde 4,
az gelişmiş ülkelerde binde 12.
Türkiye'de meslek hastalığına yakalananların sayısı mı?
2009 yılında toplam 429 kişi.
Biz Türkler hastalanmıyoruz diyebilir miyiz?
Öyle olsa en azından bizim meslekteki çoğunluğun omurga ağrısı çekmesini sadece tesadüfe bağlamamız gerekir, yoğun bilgisayar kullanmalarına dolayısıyla mesleki hastalığa değil.
Mesleki hastalıkların da kaydı tutulmuyor.
İnşaat işçisi bel fıtığı oluyor, gürültülü mekanlarda çalışanlar işitme kaybı yaşıyor, ağır metale maruz kalan akciğer hastalığına yakalanıyor ama kaydı tutulmuyor.
Teşhis aşamasında hekimler de hastalığı 'mesleki hastalık' olarak kayıt altına almıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 'İşçi, işveren, yargı ve tıp dünyası olarak topyekun zihniyet değişikliği lazım' diyor.
Haklı.
Her birimizin kendi sağlığını ve hayatını önemsemesi gerekiyor.
Şunu da söylüyor Bakan Dinçer:
'Üniversitelerde iş sağlığı ve güvenliği derslerinin müfredata alınması için çaba gösteriyoruz.'
Her sorunda olduğu gibi dönüp dolaşıp geliyoruz aynı cümleye:
'Eğitim şart.'

Bakanlığın maskotu
Türkİye, eylül ayında 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi-Fuarı'na ev sahipliği yapacak.
İstanbul'daki uluslararası etkinliğe 120 ülkeden kamu-özel sektör, işçi-işveren temsilcileri, iş sağlığı ve güvenliği uzmanının katılması bekleniyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile bürokratlarıyla bir araya geldiğimizde kongre-fuarın tanıtım filmini de izledik.
Başbakan Erdoğan'ın 'Torunum çok seviyor' demesiyle benim de dikkatimi çeken ve şimdilerde de yeğenim Nar'ın favori çizgi filmi olan Caillou (Kayu)'ya benziyor, bakanlığın maskotu.
İşçi maskot, 'İş Sağlığı ve Güvenliği' tabelasını duvara çakıyor, çekiç ayağına düşüyor ama koruyucu ayakkabısı sayesinde zarar görmüyor derken tabelanın bir bölümü başına düşüyor ve baret sayesinde yine korunuyor.

<p>Millet ittifakının ortağı İyi Parti'den, HDP'yi sevindirecek bir açıklama geldi. İyi Parti Genel

İyi Parti'den skandal çağrı: Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karıncaların şaşırtan gücü

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular