• $8,2907
  • €10,1189
  • 488.996
  • 1444.87
03 Haziran 2013 Pazartesi

Eczacıbaşı 20 sanatsever buldu, Türkiye’nin tapusu oldu

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Bülent Eczacıbaşı, “Venedik Bienali’nde artık rica minnet yer arayışına girmeyeceğiz” diye müjde veriyor. 
Venedik Bienali, çağdaş sanatın mabedi. 100 yıllık bienale Türkiye yıllarca ilgi göstermedi, Beral Madra’nın çabasıyla yer almaya başladı. Bir önceki bienalde de Tofaş çatısı altındaki Fiat markası sponsor oldu. 
Bülent Eczacıbaşı müjdeyi veriyor ama bir yandan da Fiat’ın, Tofaş CEO’su Kamil Başaran’ın gölgede kalmasına, hakkının yenmesine dair endişe duyuyor. 
Mevcut bienal de dahil, bugüne kadar Türkiye yer peşinde koşuyordu. Kimi zaman köşe bucakta yer buluyordu, kimi zaman tuvalet kapısının hemen yanında. Bienalin iki alanından biri olan Arsenale’de bienal yönetimi binalardan birinin restorasyonuna karar veriyor. Türkiye devreye giriyor ve 2.4 milyon euro ödeyip, 510 metrekarelik alanın 20 yıllığına sahibi oluyor. 
Bülent Eczacıbaşı sanatsever işadamlarına mektup yazmış, 20 kişi imece usulü toplam 2.4 milyon euroyu ödemeyi üstlenmiş. 

Salt ekonomik kalkınma yetmez 
Malum, AK Parti hükümetinin gündeminde sanat pek yer almıyor, AVM’lerle karşılaştırıldığında ise sanatın esamesi okunmuyor. Bülent Ezacıbaşı’na “Sizin bu heyecanınızı Ankara’dakiler niye paylaşsın?” diye soruyorum. “Fırsat bu fırsat ikna edin.” 
Gülüyor: “O zaman niye müzelerimiz var, galerilerimiz var. O zaman sanat da olmasın, bilim de. Toplumsal gelişme sadece ekonomik gelişme ile olmaz. Çağdaş sanat, özgün düşüncedir. Türkiye eğer inovasyon diyorsa, araştırma-geliştirme diyorsa, yaratıcı düşüncenin başlangıcı sanattır.” 

Venedik’te de Türkler ayaklandı
Venedik’in ünlü San Marco meydanı, dünya toplanmış. Karşılarında aydınlık yüzlü Türk gençleri. Slogan atıyorlar: 
“Diren İstanbul. Gazcı Tayyip. Polis devleti istemiyoruz. Polis terörüne son. Türkiye hakları için ayağa kalktı.” 
Bir pankart: 
“Şeriata hayır. Kapitalizme hayır. Tayyip’e hayır. Türkiye’de bir ‘ağaç’a evet.” 
Gözüm uzağı pek görmüyor. İngilizce ‘tree’ (‘ağaç’ı), önce free (özgürlük) okuyorum. Gençler diyor ki, ağaçtan özgürlük çıkacak. 
Gençlerin doğal liderleri olan üç güzel genç kıza soruyorum: 
“Daha önce çok eyleme katıldınız mı?” 
Diyorlar ki: 
“Bu ilk eylemim. Venedik’te üniversitede okuyorum. İstanbul’da, Taksim’de olanları gördükçe dayanamadım artık:” 
Facebook’ta, twitter’da örgütlenmişler. 
Sanal dünyanın çarpan etkisiyle toplumsal duyarlılık yaratmasına bir kez daha şapka çıkarıyorum. 
Bizler de Venedik Bienali’ni izlemeye gelen gazeteciler olarak hem kamuoyunu bilgilendirme görevimizi ifa ediyoruz hem de San Marco’dan haykırıyoruz: 
“Kalbimiz Taksim’de.” 
Dikkatimizi de çekiyor: 
Türkler gösteri hakkını ifa ederken, çevremizde bir tek polis bile yok. 
Böyle eylem mi olur? Biber gazı yok, cop yok.

<p>Meteoroloji'nin son verilerine göre hafta ortasında hava sıcaklıkları yükselecek ve yağışlı hava

Ramazan Bayramı'nda hava durumu nasıl olacak?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı