• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
20 Nisan 2011 Çarşamba

Durmuş Yılmaz muhasebesi

Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası Başkanlığı koltuğuna oturduğunda, evinin kapısının önünde sıra sıra dizilmiş ayakkabıların fotoğrafı, AKŞAM Gazetesi'nin manşetindeydi.  O günlerde çok şey yazıldı. Sırf o paspas üstündeki ayakkabılardan yola çıkarak, 'Liyakat değil, itikat' diyenler oldu, 'Her yeri işgal ediyorlar' yorumunu yapanlar oldu.
Bakıyorum, bu sefer o yazıları yazanların bazıları özür diliyor, kimileri de o yazıları yazanları 'ayrımcı, önyargılı, nefret dolu' olmakla suçluyor.
O zaman da aynı şeyi düşünmüştüm, şimdi de: Biz Türkler niye tek düzlem üstünden kanaate varırız?
2006 yılında çalıştığım Radikal'deki köşe yazımda ben de o fotoğrafı yorumlamıştım:
'Kimilerinin 'kent kültürüne' uymadığını söyleyeceği bu fotoğraf karesi, alıştığımız Merkez Bankası başkanlarının evinin girişine hiç de benzemiyor. Durmuş Bey'i Merkez Bankası'ndan tanıyan bir dizi mesai arkadaşına sordum. Hepsi, Yılmaz'ın mesleki tecrübesi ve vasıflarıyla başkanlığı hak ettiğini vurguluyor. Merkez Bankası'ndan bir tanıdığın cümleleri netti: 'Herkesin çok sevdiği biri. Konusuna çok hakimdir.'
Meslek hayatı Merkez Bankası'nda geçmiş bir başka tanıdık da 'Ailesinin yapısını bilirdik ama kimse görmemişti' diye konuşuyor.
Beş yıl sonra durduğum yer yine aynı. Durmuş Yılmaz'ın mesleki başarısı bir yana, yaşam kültürü öte yana.
Hala da böyle düşünüyorum.
Beş yıl boyunca koltuğunda eğilmedi, bükülmedi, talimat kabul etmedi.
Kapının önüne bırakılan ayakkabılar ise benim için 'görsel zevki' ifade eder.
Böyle düşündüğüm için de 'yüzüm kızarmıyor'.
Kapı önüne bırakılan ayakkabı veya çöp poşeti fark etmiyor.
Yanlış anlaşılmasın benim evime ayakkabı ile girilmiyor, girilemez de. Uzun yıllardır ayakkabıların konulduğu portmantom var. 20 yıl önce ayakkabılığa ayıracak param yoktu, bakkaldan aldığım üç koliyi üst üste yapıştırmış, üstüne örtü örtmüştüm.

5 milyon kişi sigarayı bırakacak, bütçeye 8 milyar dolar katkı sağlayacak
Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın'ın konuğuydum. Üniversitenin yönetim katına çıktığınız anda hafiften bir sabun kokusu burnunuza çarpıyor. Mustafa Aydın'ın odası da.
Sohbetimizin bir bölümünde Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Genel Başkanı şapkasını taktı. 1999'dan beri dernek olarak mücadele veriyorlar. 'Nereden nereye geldik' diyor.
'Meclis'ten içeri giremezdik, sigara üreticilerinin lobisinden sesimizi duyuramazdık. Cumhurbaşkanlığı'nın, Meclis'in, askerlerin sigara markası vardı. Sigaranın son molekülü bu topraktan gidene kadar da mücadeleye devam. Sigara sadece sağlığa zararlı değil, sigara eşittir ölüm.'
'Nasıl sigara düşmanı oldunuz?' diye sordum. Yıllar önce Times'ta 'sigaranın gerçek yüzü' adlı bir yazı okumuş. 'O yazıda anladım ki sigara emperyal bir güç. Ülkeleri de ekonomik, siyasi bağımlı yapıyor.'
Rakamlar çarpıcı: Sigaraya yılda 20 milyar dolar gidiyor. 15'ini tiryakilerin satın aldıkları sigara ödüyor, 5 milyar dolarlı da sigaradan kaynaklanan hastalıkların tedavisi için.'
'Ormanların yarısı sigara nedeniyle yok oluyor' dedi. İstanbul İtfaiyesi'nin rakamlarına göre de geçen yıl meydana gelen yangınların yarısı sigara yüzünden.
19 Temmuz 2009'da yürürlüğe giren kapalı mekan yasağı öncesinde Türkiye'de 26 milyon tiryaki vardı. Bu yılbaşında tiryakilerin sayısı 22 milyona düşmüş. Mustafa Aydın, bu yılın sonuna kadar 5 milyon tiryakinin daha sigarayı bırakacağını tahmin ediyor. Bu da bütçeye 8 milyar dolarlık bir katkı anlamına geliyor.

<p>Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a 67'inci doğum günü için

Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız'dan Başkan Erdoğan'a doğum gününde özel klip

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı