• $9,2937
  • €10,837
  • 534.016
  • 1432.12
15 Aralık 2010 Çarşamba

Çalışan kadının değeri yok

Türkiye'de kadınların yüzde 62'si ev kadını. Ev kadınlarına soruluyor: Çalışmak ister misiniz? Çoğunluğun yanıtı 'Hayır.'

Şartlar uygun olsa çalışmak ister misiniz? Yanıt yine kocaman 'Hayır.'
 Kadınlar çalışmak istemiyor. Niye? En başta geleneksel değerler geliyor: Erkek, karısını çalıştırmak istemiyor. Kadınlar da kendisini çalıştırmayan kocayı daha değerli buluyor.

İş hayatının aktivist kadınlarından Nur Ger, TÜSİAD'ın bir yıldır Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu Başkanı: 'Kadınların durumunun bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum' diyor.

'İki tip kadın var' diye sürdürüyor, sözlerini. 'İş kadınları ve iş kadınlarına alternatif, kendini meslek sahibi olarak gören ev kadınları.'

Uzun yıllardır tanıdığım Nur Ger, dobradır, serttir. Ortamı şenlendirmek için espri yapıyorum:

'Evet, iki tip kadın vardır. Ancak açıklaması farklı. Hayatının başında ev kadınlığını seçenler ve yıllarca kendi ayakları üstünde durmak için mücadele verip, daha sonra ev kadınlığı hayali kuran iş kadınları' diyorum, gülüyoruz.

Çalışan kadınlar maalesef ki geleneksel ortamlarda daha az değer görüyor.
Bu yüzden TÜSİAD ocak ayında yeni bir kampanya başlatıyor. İş kadınları arasında seçtikleri simaları rol model olarak lanse edecekler.

Şunu da vurguluyor Nur Ger: 'Yasal olarak neredeyse hiçbir eksiğimiz yok. Sorun algıda. Bu toplumda çalışan kadına değer kazandırmamız lazım.'

TÜSİAD hep arı gibi çalışıyor
SİVİL toplum örgütlerine yönelik çoğu zaman aynı hayal kırıklığını yaşıyorum. Başarı, kurumsallıktan değil, tamamen bireysellikten kaynaklanıyor. Başarılı bir başkan koltuğundan kalktıktan sonra yerine gelen çoğunlukla örgütü aynı konumda tutamıyor. Son 30 yıla baktığımızda istikrarını sürdüren nadir örgütlerden biri TÜSİAD. İlle de her politikasını desteklemek gerekmiyor ama konjonktür ne olursa olsun TÜSİAD hep arı gibi çalışıyor. En ketum işadamı bile, TÜİSAD başkanlığına oturduktan sonra esip, gürleyebiliyor. TÜSİAD'ın farkı bireysel değil, kurumsal ne dersiniz?


Sani Şener'in üç tabusu

CUMARTESİ günü gazetemizden İpek Özbey'in benimle yaptığı röportajda çok şey konuşmuştuk ama en çok işadamları-iş kadınlarına ilişkin birer cümlelik yorumlarım dikkat çekti anlaşılan. Bu arada Ahmet Hakan'a da dünkü yazısındaki övgü için bir kez daha teşekkürler. Yorum yaptığım işadamlarından biri olan Akfen Grubu'nun kurucusu Hamdi Akın ile dün konuşuyorduk. 'Biliyor musun, Sani Şener için de üçleme vardır.'
Hamdi Akın'ın TAV markasını yaratırken kader ortağı Sani Şener de yanında üç konunun konuşulmasını istemezmiş. 'Boy, kilo ve saç.'


Fenerlilerin baraj yatırımı

LİMAK Şirketler Grubu'nun Siirt Alkumru Barajı'na Batman'dan karayoluyla giderken bindiğim minibüste yoğun bir Galatasaray-Fenerbahçe 'kavgası' yaşandı! Bir yanda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) Cimbomlu yöneticileri. Diğer yanda Fenerliler. Limak Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, malum Fenerbahçe'nin yöneticilerinden. Nihat Bey'in ortağı koyu Fenerli Sezai Bacaksız ile Fenerbahçe yöneticisi Mahmut Uslu canla başla takımlarını savunuyordu. Futbolculardan, yöneticilere tartıştılar da tartıştılar. Sonra Anadolu takımlarının başarısında hemfikir oldular.

Dönüş yolu suskunlardı, Fenerbahçe yine yenilmişti.
Fenerli yöneticileri gezide sevindiren tek konu vardı. Ortak barajları. Limak'ın Alkumru'nun hemen ilerisinde Kirazlık Barajı inşa ediliyor. Ortakları Limak'ın iki ortağının yanı sıra Aziz Yıldırım, kardeşi Ali Yıldırım ve Mahmut Uslu.

<p>Batı Afrika'nın küçük ama stratejik  aktörü Togo, Gine Körfezi'nde yer alıyor. Benin, Gana ve Bur

Batı Afrika'nın stratejik aktörü: Togo

Dev platform ''1915 Çanakkale Köprüsü''nün altından geçiriliyor

''Boncuklu Tarla''da 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen tapınak bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)