• $7,3794
  • €8,977
  • 442.359
  • 1548.04
31 Ocak 2011 Pazartesi

Bodrum'da sele kurban giden kitaplar

Bodrum Belediyesi Başkanı Mehmet Kocadon, Namık Kemal Zeybek'in seçildiği kongrede, Demokrat Parti'nin genel başkanlığına adaylığını koyacaktı. Son dakikada vazgeçmiş.
Bildiğim, artık gözü Ankara'da, başkanlıkta veya milletvekilliğinde.
İki gün önce Bodrum'da yaşanan sel felaketinden sonra sokaklara çıktı mı diye merak ettim.
Bodrum'da insanlar kendi yaralarını kendileri sarmaya çalışıyor.
Allah'tan güneş çıkmış da insanlar çamur içindeki öteberilerini bahçelerde, sokaklarda kurutmaya çalışıyor.
Bodrum'da yaşananın adı, sorumluluğu üstünden atmaya çalışanlar için 'doğal felaket'.
Doğanın ve doğallığın ne suçu var?
Dere yatağına otel, konut yapılmasına göz yum. Sonra da azgın su yolunu bulamayıp, evlerin içine girsin.
Mehmet Kocadon, Bodrum'dan önce Ortakent-Yahşi Belediyesi'nin başkanıydı. Sele kapılan bölgenin eski başkanı.
Akrabam Füsun Özlen'i aradım geçmiş olsun demek için.
Füsun uzun yıllardır, Bodrum'da yaşıyor. Ekmeğini yazıdan çıkarıyor.
Gazeteciliği bıraktı, Bodrum'da çeviri yapıyor.
Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi selde kayık olmuş yüzmüş.
'Korkuyorum, bilgisayarımı açmaya. Çevirisini yaptığım kitabın çalışmaları içinde' diyor. Bir de şunu:
'Beyaz eşya sonuçta maddi zarar. Yerine koyamayacağım kitaplarım da sele gitti.'
Değerli, ciltli kitaplar çamur yığınıymış.
Füsun acı acı güldü telefonda: 'Kendimi bildim bileli yazılır, sel felaketleri. Bir kez de sen yaz.'
İkitelli faciası sonrası, günlerce, sayfalarca yazılmıştı değil mi?
Dere yatağına yapılan binaların, doğal felaketin baş müsebbibi olduğu değil mi?

ABD'nin eski Başkonsolosu iş kadını mı oluyor?
ABD'nin İstanbul'daki yeni Başkonsolosu Scott F. Kilner göreve başlayalı birkaç ay oldu. Selefi Sharon A. Wiener, 'merkeze' döndü, bildiğim kadarıyla emekliliğine gün sayıyor.
İstanbul iş dünyasında kulaktan kulağa yayılmış, o kadar çok insandan duydum ki şu cümleyi:
'Biliyor musun Sharon Wiener, emekli olduktan sonra İstanbul'a yerleşecekmiş, şirket kuracakmış.'
İstanbul sevgisinin! derecesini görev yaptığı dönemde pek de fark etmemiştim. Hatta İstanbul öncesi görev yaptığı, uzmanı olduğu Ortadoğu'da, Suriye'de aklının kaldığını da düşünmüştüm.  Konuşmalarında sık sık İslami referanslar veriyor ve Ortadoğu örneklemeleri yapıyordu.

Poşetsiz ekmek de yasak güya
CUMA günü bu köşede, 'Sigara kontrolü in, emniyet kemeri out!' diye yazmıştım. Okuyucu Yaşar Usluer elektronik posta göndermiş:
'Biliyorsunuz ekmeklerin poşette satılması için de yasa var. İlk çıktığında uygulandı. Şimdi uygulayan kaç fırın var?'
Poşette ekmek gibi, emniyet kemeri gibi, sigara yasağının da pek yakında 'gevşeyeceğini' tahmin ediyor, çoğumuz.
Yaşar Bey de şunları söylüyor:
'Sıkı denetim en fazla altı ay sürer. Sonra yine delinir. Önemli olan otokontrolü sağlamak, gerisi hikaye!
Trafik, fahri müfettişleri aktifken, kimse nerede, ne zaman ceza yiyeceğini bilmediği için temkinli ve dikkatliydi. Birkaç çokbilmiş bu cezalara itiraz edip, mahkemeye verdi. Mahkeme de haklı buldu. Hükümet de bu müfettişleri pasifize etti. Şimdi ne sinyal veren var, ne tali yoldan çıkışta duran. Kırmızı-sarı demeden geçen de telefonda konuşup yolu tıkayan da emniyet kemeri takmayan da çok. Uyardığın zaman da 'Sana ne?' diyor.     Fahri müfettişlerin sayısı artırılıp yeniden aktif hale getirilmelidir. Bu arada otokontrol olmadıkça istediğin kadar yasa çıkar, ceza kes sonuç alamazsınız. Saygılarımla. Yaşar USLUER - İZMİR'

<p>Dünyanın pek çok yerinde şehir yönetimleri marka olabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Gastrono

Taşradan Türkiye'ye açılan bir edebiyat penceresi: İkindi Yazıları...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti

Haftanın yalanları