• $7,3662
  • €8,9586
  • 437.092
  • 1536.11
13 Nisan 2012 Cuma

Başbakan, bu raporu görseydi tüpgaz değil sigara örneğini verirdi

Enerji Bakanlığı'ndan 'Nükleer enerjiyle ilgili kitabımızı okudunuz mu?' dediler.
Konumuz, bu köşede çıkmış olan Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği'nin 'nükleer enerji' ile ilgili kitaptı. Fukuşima sonrası Türkiye'de 'Nükleer karşıtı hareket keskinleşti, hükümet de kararlı olduğunu gösterdi' yorumu yapılıyordu.
Nükleer enerji konusunda hükümetin 'kriz yönetimini' bugüne kadar pek de başarılı yönettiği söylenemez. Olay 'tüpgaz' karşılaştırmasına indirgendiğinde, taraflar tutumunu daha da keskinleştirir, bu kadar basit.
Enerji Bakanlığı'nın 'nükleer' raporunu okuduğumda, nükleere sıcak bakmaya başladım mı?
Hayır.
Ben hala 'doğanın sahibi' gibi davranmaktan vazgeçme taraftarıyım. 'Tüketim hırsıyla nereye kadar' diye düşünenlerdenim. Bir de şu kayıp kaçak meselesinin çözülmesi taraftarı.
Dönelim Enerji Bakanlığı'nın kitabına.
'1980'li yılların sonuna doğru ise nükleer enerjiye olan talep artışı azalma eğilimine geçmiş ve 1990'lı yıllar boyunca durağan hale gelmiştir. Bunun nedeninin, Three Mile Island (1979, ABD) ve Çernobil (1986, Sovyetler Birliği) nükleer kazalarının olduğu söylense de, asıl etken dünya ekonomisindeki yavaşlama ve doğalgazın enerji pazarına girmesidir' deniliyor.
Şu bölümleri de not ediyorum:
'Enerjiyi ucuz, kaliteli ve sürdürülebilir olarak elde eden ülkeler, küresel ticaret ve kalkınma yarışında ön sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle, ortalama yıllık enerji talep artışı yüzde 7-8 civarında olan ve dünyada elektrik talep artışında 1,4 milyara yakın nüfusu olan Çin'den sonra 75 milyon nüfuslu bir ülke olarak ikinci sırada yer alan ülkemizin mutlak surette nükleer enerjiyi, enerji arz portföyüne katması gerekmektedir.'
Hepimizi ilgilendirecek radyasyon bölümü:
'Nükleer santral yakınında yaşayan bir kişinin alacağı radyasyon miktarı, doğadan kaynaklanan radyasyon miktarının üçyüzde biri kadardır.'
Başbakan Erdoğan şu verileri görseydi, eminim 'tüpgazı' örnek göstermez, karşıt mücadele verdiği sigaraya vurgu yapardı. Kitapta, günde 1 paket sigara içen tiryakinin aldığı radyasyonun, nükleer santral yanında yaşayan kişiye göre 4 kat radyasyon aldığını yazıyordu.

Kanser bulaşıcı hastalıklarla yarışır oldu
Sevgili Meral Okay'ın cenaze töreni sırasında, biz de kardeşimin 'kemo' seansındayız. Yeni Yüzyıl günlerinden arkadaşım Nevval Sevindi'den mesaj geliyor:
'Bu ay da kanser ayı.'
Nevval, 11 yıl arayla iki kez kansere karşı savaş verdi, çok şükür ki ikisini de alt etti. Büyükannesini ismini taşıyan 'Pembe Hanım Kanserli Hastalar ile Dayanışma Derneği' ile başkalarına el uzatıyor.
7 Şubat'tan beri tecrübe ettim bu süreçte moral çok önemli, hekim çok önemli ve bir önemli şey daha var, geçmişte damdan düşen yakınların ilgisi. Aynı yollardan geçenlerin söyledikleri hem kulağa küpe oluyor, hem insanın içini ferahlatıyor.
Nevval, 'genel sohbet' için teklifte bulunuyor önce, benim o anki psikolojimi hemen fark edip, 'İstersen, kardeşinle dertleşeyim' diyor. Bu teklif insanın gönlüne taht kuruyor.
Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği'nin 'nükleer enerji' ile ilgili hazırladığı 13 ülkenin perspektifini karşılaştırdığı kitaptan alıntı yaparken, şu yorumumu eklemiştim.
'Tavuklara antibiyotik verdiler, hekimler söylüyor 'meme kanseri' arttı. Genetiği değiştirildiği için bazı yiyeceklere 'ucube' diye bakar olduk. Parası yeten 'organik pazar'dan alışveriş yapıyor, onların da tamamının organik olduğu şüpheli.'
Meral Okay'ın vefatından sonra yapılan yorum da var: Kanser, bulaşıcı hastalıklarla yarışır oldu.'
Yanlış mı?

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı