• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
12 Ekim 2014 Pazar

Arılar ölürse insanlık dört yıl içinde yok olur

Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen: Arı çiftçinin sigortası. Türkiye bunu yeni kavrıyor ama ABD’de çiftçiler, arıcılara tarlalarında yer veriyor çünkü arı tarımdaki verimliliğe yüzde 20-30 katkı sağlıyor.

Çin, yılda 450 bin ton üretimiyle açık ara birinci, Türkiye ikinci sırada. Bizde 90-100 bin ton üretiliyor. Üçüncü sırada İspanya, Ukrayna, Brezilya, hemen hemen Türkiye’ye yakın üretimleri var. Türk arıcısı balını, dünya arıcılarına göre daha pahalı satıyor daha doğrusu giderlerini karşılayabilmek için daha pahalıya satmak zorunda kalıyor. Bal, Türkiye’de pahalı. Pahalı olduğu için sahtesi ile her an karşılayabiliyoruz. Bal pazarının ikinci büyüğü Anavarza Bal’ın ikinci kuşak temsilcisi, Genel Müdürü Can Sezen bu haftaki söyleşi konuğum:

* Arıcılık bitiyor diyenler var. Bal üretiminde son yıllarda bir düşüş var mı?

BU YIL HASAT DÜŞÜK

Dönemsel rekolte düşüklükleri yaşayabiliyoruz. Bu yıl da rekolte düşüklüğü söz konusu. Ama bu arıcılık sektörünün bittiği anlamına gelmez. Geçen yıl TÜİK verilerine göre 94 bin ton bal üretimi vardı. Bu yıl, 100-110 bin ton olmasını bekliyorduk ancak gerçekleşecek olan bunun altında. Geçen yılın da altında bal üretiminin olabileceği söyleniyor. Henüz hasat tamamlanmadığı için kesin bir rakam veremiyoruz.

* Rekoltede düşüşün nedeni ne? Tamamen iklimsel nedenlerle mi?
Yaz kurak geçti. Mevsimsel değişiklikler arının bal yapmasını etkiliyor. Ancak genel olarak Türkiye’de arıcılık gelişiyor, arıcı aile sayısı da artıyor. Kovan sayımız şu an 6.5 milyon adet, 10 yıl önce 3.5 milyon adetti. Devletin kovan başına verdiği desteğin, arıcılığın gelişmesinde etkisi büyük.

* Bal olması için arı, arının yaşayabilmesi için de ekolojik sistem gerekiyor, yeşil alan gerekiyor. Ekolojik sistem arıların bal üretimi için yeterli mi?
Türkiye’nin coğrafyası çok müsait. Aslında yanlış biliniyor. Arının ekolojik sisteme olan ihtiyacından öte eko-sistemin devamı için arıya ihtiyaç var.

DOĞANIN ARIYA İHTİYACI VAR

Anavarza Çocuk Tiyatromuzda da işliyoruz. Arılar ölürse insanlık dört yıl içinde yok olur. Einstein’ın sözü bu. Bir arıcı birliğinin başkanının da güzel bir sözü var: Arı, çiftçinin sigortası. Polinasyonu sağladığı için arı, ekosistemin devamına şart. Hatta Türkiye yeni yeni bunu kavrıyor, ABD’de çiftçi arıcıya bahçesinde, tarlasında yer açıyor. Arının verimliliğe yüzde 20, yüzde 30 katkı sunduğu biliniyor. Yani arının doğaya ihtiyacı var ama daha da önemlisi doğanın arıya ihtiyacı var.

KATMA DEĞERLİ ÜRETİM

* Devletten arı sütü, arı zehiri, propolis, polen gibi katma değerli ürünlerin üretimi için arıcıya destek istiyorsunuz ama sonuçta siz de bal pazarının en büyük ikinci firmasısınız. Size bal tedarik eder arıcılara destek olmanız, taşın altına elinizi koymanız gerekmiyor mu?

Teşvikinin bal üretiminin artmasında katkısı büyük. Maalesef ki katma değerli ürünlerin üretiminde bir etkisi yok. Arı sütü, polen, propolis, arı zehiri üretimi yeteri düzeyde değil. Bu ürünleri yeterince üretmediği için de Türk arıcısının toplam geliri, ürününü pahalı satmasına rağmen dünya arıcısı ile karşılaştırıldığında çok düşük. Katma değerli ürünleri üretsek arıcı da refaha kavuşacak. Türkiye'de 60 bin kadar arıcı var. Bize ürün tedarik eden 2 bin sözleşmeli arıcımız var. Bizim sözleşmeli arıcılık sistemimiz var, kayıtlı arıcılarımız var. Tesise geldiklerinde bilgi desteği veriyoruz. Katma değerli ürünlerin üretimi konusunu onlarla da paylaşıyoruz.

BAL YURTDIŞINA GÖRE YÜZDE 20-30 PAHALI

Arjantin’de , Brezilya’da, arıcının sattığı fiyattan Türkiye’dekine göre yüzde 20, yüzde 30 altında bal alabiliyorsunuz. Yani Türk arıcısı, Brezilyalı, Arjantinli arıcılara göre balını yüzde 20, yüzde 30 daha pahalı satıyor. Ancak daha pahalı satmasına rağmen para kazanamıyor, katma değerli ürünleri üretmediği için. Daha yüksek fiyattan satmasını yanlış anlaşılmasın kar marjı yüksek olarak nitelendirmiyorum. Geliri elbette cebine kalmıyor, giderlerini ancak karşılıyor. Nakliye, bakım giderini sadece bir üründen, balda karşılıyor. Çin’deki arıcı bir kovandan 1 kilo bal alıyorsa, yarım kilo da arı sütü, propolis, polen, arı zehiri alıyor ve 100 birim gelir elde ediyor. Bunun sadece 10 birimi bal. Türk arıcısı ise balını 15 birime satıyor ama karşılığında kovandan elde ettiği gelir 100 birim etmiyor. Biz arı sütünü, poleni yurtdışından alıyoruz. Pazarı var ama Türk arıcısının eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Evet, devlet teşvik verdi çok faydalı da oldu ama teşvikin işlevsel hale gelmesi için kovan başına değil, ürün bazlı teşvik olmalı.

DAHA ÇOK BAL ORMANI KURULMALI

Türkiye’de 60 bin arıcı ailesi var. Çoğunluğu gezici. Çünkü Türkiye’de henüz bal ormanları oluşmuş değil. Belli yerlerde ormanlıklar kuruluyor, arıların bal üretebileceği ıhlamur, akasya gibi ağaçlardan oluşturuluyor. Kozan bölgesinde de 4-5 tane bal ormanı yapıldı, o ağaçlar geliştiğinde insanlar gezici olmadan kovanını koyup, bal üretecek. Türkiye’de 7 ay civarı hasat süreci var. İlk hasat Çukurova'da narenciye çiçeği balı ile başlar, Malatya'da üçgün balı, Kayseri'de yayla balı, Urfa'da pamuk balı devam eder. En son çam balı alınır.

DERE DE DOĞAL AMA SAĞLIKSIZ

İnsanlar daha doğal diye yol kenarlarında satılan balları alıyor ya da tanıdıkları vasıtasıyla memleketten getirtiyor. Bunlar doğaldır sözüm yok. Antibiyotik var mı, kalıntı var mı, naftalin var mı bilemezsiniz. Bunların da analiz edilmesi lazım. Dere suyu da doğal tüketmiyoruz sağlıklı değil, kontrollü değil. Yani markasız ürünler doğal ama sağlıklı mı şüphem var. Markalı ürünler tesislerde her türlü analizden geçiyor.

GERÇEK BALIN KAVANOZU EN AZ 20 LİRADIR

* Sık sık sahte bal gündeme geliyor. Tüketicinin gözü korktu mu bal almaya?
Tedirginlik var elbette. Tüketiciye hep şunu söylüyoruz: Bu işi kötü yapanlar var, hileli yapanlar var ama unutmayalım ki işini doğru yapanlar da var. Ayırt etmek lazım. Tavsiyemiz markalı ürünleri tercih etsinler. Sonuçta bal taklidi çok kolay, tahlili çok zor bir ürün. Tadına, rengine bakarak balın gerçek veya sahte olduğunu anlayamazsınız.

* Bir balın sahte olup olmadığını anlayabilmek için en az kaç lira olması lazım ki, şu fiyatın altındaysa kesin sahtedir diyebilsin?
Organize perakendede 850 gram kavanozu 20 lira ile 30 arasında satılır. Organize perakende için söylüyorum, gerçek balın kavanozunun 20 liranın altında satılması mümkün değil.

ER VEYA GEÇ KRİSTALİZE OLUR ŞEKERLENİR

* Bir gıda uzmanından şunu dinlemiştim: Marketteki kavanoz balın besin değeri düşük. Bu da Türk insanının bala dair yanlış bilgilerinden kaynaklanıyor. Açık renkli, kristalleşmiş balı, şekerlenmiş diye kenara itmesin diye kavanozda bal satanların, balı kaynattığı o yüzden de besin değerinin düşük olduğunu dinlemiştim. Bu doğru mu?
Balın gerçek veya sahte olduğunu, besin değerinin düşük veya yüksek olduğunu tadından, kokusundan, renginden anlayamazsınız. Gerçek bal er ya da geç kristalize olur, yani halk dilinde şekerlenir. Balın iki düşmanı vardır ısı ve ışık. Isı ve ışıktan korumanız lazım. Bizim de kaynatmamız mümkün değil, kaynatırsanız HMF dediğimiz değeri ısıl işlemden dolayı artar ve bakanlık analizinde ortaya çıkar.

* Kimileri balın şekerlenmesi demek kovana şeker konulmuş demektir, der.
Kesinlikle doğru değil. Doğal yapısında var olan bir süreçtir.

<p>Antalya'nın Manavgat ilçesinde binlerce hektarlık alanda etkili olan orman yangınında, yaşlı bir

Yaralı Alman vatandaşına ayranlı müdahale

Fransa'da 400 evsiz Vosges Meydanı'nda çadır kurdu

Nizip sabunu yurt içi ve dışından yoğun ilgi görüyor

Milas'taki yangında zarar gören 80 hektarlık ormanlık alan havadan görüntülendi