• $12,4548
  • €14,0481
  • 712.407
  • 1776.41
25 Temmuz 2013 Perşembe

Mağdur isimler ve mağrur isimler listesi

Hastanın biri doktora “Doktor bey, hafızam çok zayıf, her şeyi unutuyorum” deyince doktor “Ne zamandan beri?” diye sormuş. 
Hasta cevap vermiş: “Ne, ne zamandan beri?” 
Evet, “hatırlarsanız” Osman Paksüt, Anayasa Mahkemesi üyesidir. Osman Paksüt, Emin Paksüt’ün oğludur. 
Emin Paksüt, 27 Mayıs’ın Kurucu Meclisi’nde CHP temsilcisidir. 
1967’de CHP’yi ortanın soluna kaydığı için eleştirip bu partiden ayrılanların kurduğu Güven Partisi’nin kurucularındandır. 
Güven Partisi’nin genel başkanı ise, bugün Türkiye Baralor Birliği Başkanı olan Metin Feyzioğlu’nun dedesi olan Turhan Feyzioğlu’dur. 
Güven Partisi’nin diğer kurucularından bazıları ise şu kişilerdir: 
12 Eylül anayasasının teorisyenlerinden Coşkun Kırca, 12 Mart’ın başbakanlarından Ferit Melen, Hasan Celal Güzel’in dayısı Ali İhsan Göğüş, Salih Neftçi’nin annesi Nermin Neftçi, halen CHP milletvekili olan Faik Öztrak’ın babası olan Orhan Öztrak... (Ki, Orhan Öztrak, TRT Genel Müdürlüğü yapmış olan Adnan Öztrak’ın da kardeşidir) 
Yukarıda Emin Paksüt’ün oğlu Osman Paksüt’ten bahsederek yazıya girmiştim. 
Osman Paksüt’ün dedesi ise Ali Çetinkaya… Ali Çetinkaya, İstiklal Mahkemesi Başkanlığı yapan, astığı astık kestiği kestik biridir. Diğer ünlü “Ali” ise, Altemur Kılıç’ın babası Kılıç Ali... 
Altemur Kılıç, babası Kılıç Ali’nin astırdığı Cavit Bey’in oğlu Şiar Yalçın ile sınıf arkadaşıdır. 
Emin Paksüt’ün dayısı ise Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Elmalılı Hamdi Yazır…  
Elmalılı Hamdi Yazır, aynı zamanda, Okan Bayülgen’in öz dedesidir. 
Emin Paksüt, Cumhuriyetçi Güven Partisi’nin etkili isimlerinden… Bu partinin genel başkanı Turhan Feyzioğlu, “12 Eylülcüler”in, hakkında soruşturma bile açtırmadığı tek genel başkandır. 
Kenan Evren, Bülent Ulusu’ya başbakanlık görevini tevdi etmeden önce Turhan Feyzioğlu’na teklifte bulunmuş, ancak Turgut Özal bu atamaya rest çekmişti. 
Evren bu kez Emin Paksüt’e başbakanlık teklif etmiş, yine Özal karşı çıkmıştı. 
(Evren, çok kişiyi mahkum etti ama kendisi de Özal’a mahkumdu; zira 24 Ocak kararlarının teknik boyuttaki mimarı olan Özal ekonomiden anlıyordu, dolayısıyla darbecileri rahatlatacak bir isimdi.) 
Emin Paksüt’ün, 27 Mayıs’ta etkin ve etkili bir isim olduğundan bahsetmiştim. 27 Mayıs’ta “içeri alınanlardan” biri de milli mücadelenin önde gelen kahramanlarından Ali Fuat Cebesoy… 
Ali Fuat Cebesoy, milli mücadelenin önde gelen kahramanı Mustafa Kemal Paşa döneminde hapse girip 12 yıl yatan Nazım Hikmet’in annesinin teyzesinin oğludur. 
Nazım’ın annesinin teyzesinin torunu olan Mehmet Ali Aybar’ın ise TİP genel Başkanı olarak uğramadığı zulüm kalmamıştır. 
“27 Mayısçıların” Yassıada’ya gönderdiği isimlerden biri de son yıllarda birilerinin “milli marş” haline getirdiği “ulusalcı marş” 10. Yıl Marşı’nı yazanlardan biri olan Faruk Nafız Çamlıbel’dir. (Diğeri Behçet Kemal Çağlar’dır. 27 Mayıs’ta, “söz arkadaşı” hapiste iken kendisi Danışma Meclisi’nde Cemal Gürsel’in temsilcisidir.) 
Haydi bir ekleme daha yapayım: Ali Çetinkaya, İstiklal Mahkemeleri Başkanı iken ilginç bir “esneklik”, daha doğrusu ilginç bir basiretsizlik göstermiştir. O da şudur. 
Şapka kanunundan o gün itibarıyla haberi olmayan Ali Çetinkaya, Ankara’da dolaşırken Vakit gazetesi Ankara muhabiri Mecdi Bey’e rastlar. 
Mecdi Bey’in başındaki şapkayı görünce “bu gâvur şapkasıdır” deyip muhbir ve aydınlanma muharibi vazifesini üstlenerek muhabir Mecdi Bey’i hapse attırır. 
Ama ertesi günü öğrenir ki şapka kanunu çıkmıştır, yani şapkayı giymek değil, giymemek hapsen tecziye nedenidir. 
Çetinkaya, o gün Atatürk’ü karşılamaya gider. Ali Çetinkaya’nın başında o gün şapka vardır. Ama o şapka, Mecdi Bey’in şapkasıdır! 
Peki ben bu yazıda bu kadar ismi niye sıraladım? Şunun için: 
1925 yılında çıkarılan Şapka İktisası (Giyilmesi) Hakkındaki Kanun, mevcut anayasamızda laiklik bahsi içinde gösterilen, dolayısıyla değiştirilemeyecek hükümlerden biridir. 
(Yeni anayasa yapılması konusunda “oydaşılamaması”nın sebeplerinden biri de bu tür “devrimci softalık”ların mevcudiyetidir.) 
Dolayısıyla bu kanun, herhangi bir şapkanın altında yer alan kafatasının içindeki beyne hakaret teşkil eden bir kanundur. 
Bu kanunu kaldırmak istediğinizde, hukuki denetlemeyi yapacak olan Anayasa Mahkemesi’dir değil mi? Üyelerinden biri de Osman Paksüt, değil mi? 
İşte Osman Paksüt aklıma gelince, kendimi tutamadım, klavyem su gibi aktı. Böylece Ali Çetinkaya’dan girdim, Behçet Kemal Çağlar’dan çıktım! 
“Çıktık açık alınla…” diye marşa basmaya, pardon marş söylemeye devam edecektim ama yasal zorunluluk sonucu giydiğim şapka alnımı kapatıyordu. 
Ben de kanunu çiğneme pahasına şapkayı çıkardım. 
Çünkü alnım açık dolaşmak istiyordum! 

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor