• $8,6633
  • €10,1359
  • 492.034
  • 1407.46
24 Ekim 2013 Perşembe

Beni de ilgilendiren bir İstanbul yazısı

Fikri Akyüz
Fikri Akyüz

Takdir edersiniz ki otomobil kullanırken yazı yazılamıyor. Dolayısıyla bugünkü yazımı yazmam için ne yapmam lazım? Pek tabii ki bilgisayarımın başına geçmem lazım.. 
Peki bilgisayarın başına geçebilmem için ne yapmam lazım? Araçtan inmem lazım.. Araçtan inebilmem için ne lazım? İlerleyebilmem ve trafikten çıkmam lazım.. 
Arabamın trafiğe çıkış tarihi Eylül 2012.. Bu yazının yazıldığı gün arabamın trafiğe çıkış saati 13.10.. Trafikten çıkış saati ise 15.20.. 
İşte bana bugünkü yazıyı yazdıran sebep bu sebeptir. Arabamda yedek lastik var ama maalesef yedek yazım yok.. 
Evet İstanbul’da trafik almış başını gidiyor. Ama buna karşılık arabam gidemiyor. 
Neticede İstanbul trafiği için söylenmedik söz, edilmedik laf, kazılmadık toprak parçası, dikilmedik trafik lambası kalmadı. 
Diğer “kallavi” meseleleri zaten mümkün mertebe yazıyor, konuşuyoruz. Kaldı ki geçen hafta bir kallavi meseleyi TV’de konuşmak için davet etmişlerdi de trafikten yetişememiştim. 
Yani her yol trafiğe çıkıyor ama trafiğe çıkan herkes ne yazık ki yol alamıyor. 
Önce şu Boğaz köprülerinden başlayalım. 
Biliyorsunuz, köprülerden önceden nakit ödemeyle geçilebiliyordu. Bu arada örneğin TEM dört şerittir. Köprü de dört şerittir. 
Nakit ödemeyle geçiş döneminde 10’u aşkın gişenin olması normaldi hatta şarttı. Fakat önce nakit ödeme durumu ortadan kalktı. Önce OGS, sonra KGS ve en son HGS devreye sokuldu. Daha sonra KGS yani kartlı geçiş de kaldırıldı. Hal böyle olunca şu anda sadece OGS ve HGS sistemi olduğundan, araçlar durmaksızın geçebiliyor. 
Mademki araçlar durmaksızın geçebiliyor; o halde gişeler niye hâlâ 10’un üzerinde? 
Örneğin TEM’de bir araç Hasdal’dan Kavacık’a gidecek. 4 şerit olarak uzayan yol, köprüye yaklaşırken 10 şeride çıkıyor, gişelerden geçer geçmez tekrar 4 şeride iniyor. 
Dolayısıyla gişeleri geçer geçmez, yol “huni ağzı” ya da “ibrik lüllüğü” gibi oluyor. 
Ya da 200 kiloluk bir kadının tayt giymesi gibi bir görüntü ortaya çıkıyor! 
Bu arada bazı araçların HGS konturu bittiği, dolayısıyla kaçak geçmemesi için sürücüler araçlarını yolun kenarına park ediyor. Bu da trafiği tıkıyor. Oysa bir araç kaçak geçmişse hemen ceza yazılmıyor. 1 hafta içinde HGS alınırsa ya da kontör yüklenirse ceza kesilmiyor. Bunu da pek çok sürücü bilmiyor. 
Dolayısıyla köprüye yaklaşırken belli aralıklarla büyük bir pankarta “Kontörünüz bittiyse ya da HGS’niz yoksa 1 hafta içinde ödenme koşuluyla cezai işlem yapılmayacaktır” diye yazılması bu sorunu ortadan kaldıracaktır. Hatta bu durum HGS satışlarını artıracak, bürokrasiyi azaltacaktır. Trafikle ilgili bir diğer önerim de kilometrelerce metro yapmak yerine şehrin içinde özellikle istimlaka gerek kalmaksızın, tıpkı Kağıthane-Dolmabahçe tüneli gibi kısa tüneller yapılmasıdır. 
Örneğin Okmeydanı’ndan Piyalebaşı Bulvarı üzerinden Kasımpaşa’ya inerken sol taraf Taksim’e, Şişli’ye; direkt ise Kasımpaşa’ya çıkar. İşte o çatal ağzının olduğu yerden Kasımpaşa iskelesine 250-300 mt uzunluğunda bir tünel inşa edilmelidir. 
Eklemem gerekir ki son zamanlarda Büyükşehir Belediyesi’nin yollara “çizgilendirme” sistemini tatbik ediyor oluşu takdire şayan bir çalışma...  Yine E-5’te Merter’den Atatürk Havalimanı istikametine giderken trafik hep Şirinevler durağı civarında tıkanmakta, Çobançeşme’den sonra açılmaktadır. Sebebi ise hususi araçların Şirinevler’de yolcu indirmesi ve bindirmesi için duraklama yapması. Bu nedenle o bölgede sık aralıkla birkaç trafik polisi görev yapmalıdır.  Aslında bu konuda pek çok tespit ve önerim var ama “duble köşem” olmadığı için burada kesiyor, yakıt almam için kütüphaneme geçiyorum.   

<p>Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ankara'da Fatma Hanım Kız Öğrenci Yurdu'nda Bak

'Data bilmeden istismar'

Bodrum'un suyunu karşılayan Mumcular Barajı yüzde 10'luk seviyenin altına düştü

İETT tarihinin aynı hatta çalışan ilk şoför çifti

Van Gölü'nde binlerce yıllık mikrobiyalitler görüntülendi