• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
1 Ekim 2013 Salı

İkinci bahar beklentisi

BRÜKSEL 
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın dün açıkladığı “demokratikleşme paketi” Avrupa Birliği’nde “ikinci bahar beklentisi” yarattı. 
Türkiye’nin “demokratikleşmesini destekleyici ve bu yöndeki reformları hızlandırıcı bir rol oynamakta” olan AB, dün açıklanan “demokratikleşme paketini titizlikle incelemeye” başladı. 
Merhum Başbakan Bülent Ecevit’in 2001’de başlattığı “AB uyum yasaları rüzgarı” ile bir gecede onlarca yasa çıkartıldı. Özellikle, Kasım 2002 seçimlerinden sonra iktidara gelen Tayyip Erdoğan hükümeti döneminde ise AB - Türkiye ilişkileri tarihinin en hızlı dönemini yaşadı. “Demokratikleşme paketi” ile aynı şekilde AB - Türkiye ilişkilerinde yeni bir ivme kazanması bekleniyor. 
Ecevit hükümetinin 19 Mart 2001 tarihinde, geniş çaplı siyasi ve ekonomik reform gündemi ortaya koyan, Ortaklığı Belgesi ışığında Müktesebat’ın Üstlenilmesi için Ulusal Programı (UP) kabul etti. Ulusal Program’ın uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine ilişkin kararname de kabul edildi. 15-16 Haziran 2001’de Göteborg’da yapılan AB Konseyi’nde Ulusal Program “olumlu bir gelişme” olarak tanımlanmış ve Türkiye, “katılım öncesi stratejisinin mihenk noktası olan Katılım Ortaklığı’nın önceliklerini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya” teşvik edildi. 
Son 12 yıldır devam eden çalışmalar sonucunda Kopenhag Siyasi Kriterleri’ne uyum amacıyla son anayasa değişikliği de dahil olmak üzere bugüne kadar toplam 3 Anayasa Değişiklik Paketi, 8 Uyum Yasa Paketi, 1 Reform Paketi kabul edildi. 2012 Temmuz ayında kabul edilen “3. yargı reformu paketi”nden sonra “4. yargı reformu” çalışması ve “yeni anayasa” çalışmaları devam etmekte. 2001 yılından bugüne kadar AB müktesebatı uyumu kapsamında yaklaşık 2000 mevzuat yayımlandı. Son olarak “demokratikleşme paketi” açıklandı. 
AB ile Türkiye ilişkilerinde son yıllarda ilişkilerin en durgun dönemlerinden biri yaşanıyor. Bu nedenle de farklı ortam ve düzeylerde “Türkiye AB yerine koyabileceği alternatif arayışında mı?” sorusu yüksek sesle sorulmaya başlandı. 
AB içindeki Türkiye’nin tam üyeliğine muhalefet eden ülkeler yüzünden son üç yıldır tek bir müzakere başlığı açılamadı. Türkiye’de son dönemlerde AB karşıtlığı artsa da siyasi bilimciler mevcut diplomatik ortamın, Türkiye’yi 50 yıl önce başladığı AB üyelik sürecinden kolay kolay uzaklaştırmayacağı düşüncesinde birleşiyor. 

İCRAATA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İSTENECEK

Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı “demokratikleşme paketi”nde, seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 5’e çekilmesinin tartışmaya açılması, anadilde eğitim hakkı ve “x, q ve w” harflerinin kullanılmasının serbest bırakılması AB tarafından “son derece müsbet adımlar” olarak yorumlandı. 
Hem kendi içerisinde hem de aday ülkelerde demokrasinin geliştirilmesi ve insan hakları alanında atılan her adımı, yapılan her reformu destekleyen AB’nin, “demokratikleşme paketi”ne açık destek verdi. 
Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik fotoğrafının çekildiği, 16 Ekim’de açıklanması beklenen, Türkiye’nin AB karnesi “2013 Türkiye İlerleme Raporu”nda “demokratikleşme paketi”ne de geniş yer verilecek. Ve AB - Türkiye ilişkilerinde “ikinci bahar beklentisi” dile getirilecek. Başbakan Erdoğan tarafından bizzat açıklanan “demokratikleşme paketi”nde yer verilen adımların “icraata dönüştürülmesi” istenecek. 

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi