• $ 5,7735
  • € 6,5209
  • 243.507
  • 99.835
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Evet ekonomiyi sıçratacak...

Dün açıklanan TÜİK verilerine göre, Türkiye 2016 yılında yüzde 2.9 büyürken, son çeyrekte büyüme oranı yüzde 3.5 oldu…

Yani üzerimize saldıkları tüm terör örgütleri bir yana, kredi derecelendirme kuruluşları bir yana, Halk Bankası’na yapılan operasyonlar, döviz piyasasında yaptıkları kötü niyetli hareketler bir yana, Türkiye bu en zor yılında dahi teslim olmadı ve dünya ortalamasının üzerinde büyüdü.

Bu rakamlar Çin hariç tutulduğunda dünyanın pek çok ülkesini geride bırakıyor.

Bir ülke düşünün ki 15 Temmuz gibi bir işgal saldırısına uğramış, güneyinde Suriye iç savaşından kendisine yönelen tehditleri göğüslemiş, içerideki terör örgütleriyle amansız bir mücadeleye tutuşmuş, buna rağmen rekor derecede büyümeyi de başarmış.

Bu sonuçlar doğru yolda olduğumuzun ne önemli kanıtıdır.

Hatırlayalım; 2001’de Cumhurbaşkanı Necdet Sezer Ecevit’in yüzüne anayasa kitapçığını fırlattığında, piyasadan sadece dört milyar dolar çıktığı için ülke tarihinin en büyük krizine yuvarlanmıştı. Ecevit ve ortakları krizi önlemek için bazı önerilerle Sezer’in karşısına çıkmışlardı. Çünkü çift başlılık nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın bu önlemleri kabul etmesi gerekiyordu.

Ama Sezer “olmaz” derken, Anayasa’daki 104. maddeyi, yani yürütme yetkilerini vurgulamak üzere anayasayı masaya fırlatmıştı.

İşte hâlâ bu çift başlılığı içinde barındırsa da, bu açığı kapatan Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğinde Türkiye kendisini üçe katladı. AK Parti hükümetleri kamu maliyesini güçlendirdi. Bankacılık sektörünü yeniden düzenledi. Büyük yatırımlarla ülkenin önü açıldı. İhracatta hedef çeşitliliği sağlanırken, ülke dört bir yandan birbirine yollar, raylarla bağlanarak ekonomik hareketlilik her anlamda desteklendi.

Nitekim 7 Şubat 2012 MİT krizinden itibaren dalga dalga gelen darbe girişimlerinde Türkiye değil dört milyar dolar, belki yüzlerce milyar dolar zarara uğratılmasına rağmen teslim olmadı.

İşte, çift başlılık, verimsizlik, darbe illetlerinden kurtulacağımız 16 Nisan halk oylamasından sonra, Türkiye daha yolun başında olduğunu tüm dünyaya gösterecektir. Son 14 yıldır “geçici” olarak algılanan bu istikrar, yeni hükümet modeli ile sistemleşecek ve kalıcı olacaktır.

Aslında neredeyse tüm dünyanın “Hayır” kampanyası yapmasının nedeni, “Evet’in Türkiye’yi bir üst lige çıkartacağını bildiklerindendir. Kendimiz adına çok iyi bir şey yaptığımızın bal gibi farkındalar. Ama bu onlar için olumsuz algılanmaktadır. Düşünsenize, bu darbe üreten, verimsiz, ağır, köhne sistem ile Türkiye onlarca yıl yarı baygın tutulmuş, kontrol edilmiş… Son 14 yıldır şöyle bir silkelendiğinde nasıl bir potansiyeli olduğunu dünya dehşet içinde izledi.

Bunun kalıcı hale gelmesini isterler mi?

Hem domine ettiğiniz bir pazarı kaybediyorsunuz, hem de güçlü bir rakip ediniyorsunuz.

Oysa 16 Nisan’da kendi kaderimizi tam manasıyla kendi elimize alacağız.

Bu ekonomik, siyasi, askeri, kültürel güç demek... Milli ve yerli bir çizgide yeniden diriliş demek…

Yeni hükümet sistemi, bu sisteme 1986’da geçen ve muazzam bir gelişme kaydeden Güney Kore gibi, Türkiye’yi her alanda iddialı hale getirecektir. Ama Türkiye barışçı, işbirliğine açık, yapıcı bir ülke olduğu için dünya için de çok faydalı bir gelişme olacaktır.

16 Nisan’a kadar “Hayır” için ellerinden geleni yapan dış güçler, kem küm etmeyi bırakarak Yeni Türkiye ile çalışma yoluna gidecektir.

Gitmezlerse de kendileri bilir.

Türkiye doğru bir yoldadır. Yeni bir dünya kurulurken, bu dünyada yer almasını her zaman olduğu gibi yine başaracaktır.

Güçlü bir EVET’in hayati önemi işte bu kadar tarihseldir.

Beylikdüzü Yakuplu Mahallesinde 5 katlı binanın zemin katındaki mutfakta bilinmeyen bir nedenle yang

Beylikdüzü’nde can pazarı, itfaiye son anda yetişti

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Preslenmiş varil içerisinde erkek cesedi bulundu

Yeni Zelanda Başbakanı Peygamberimizin hadisi ile seslendi