• $ 5,697
  • € 6,3104
  • 275.192
  • 100641
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Takkeler de maskeler de düştü...

Biliyorsunuz, bakanlarımızın soydaşlarımızla buluşmalarına faşizan uygulamalarla izin vermeyen, Türkiye kökenli AB vatandaşlarına polis ve köpeklerle saldıran Avrupa ülkeleri çok alıngan çıkmışlardı. Söz konusu hayır kampanyası olunca veya terör örgütleri faaliyetlerine karşı çok hoşgörülü olan Avrupalı devletler, evet kampanyası yapanlara dönük kabul edilemez davranışların Nazi zihniyetini çağrıştırdığını duyduklarında çok öfkelendiler.

Oysa yıllardır Avrupa’da sistematik olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında diktatör kampanyası yürütülüyor. Bunun için ciddi bir fon ayrılmış durumda. Hitler bıyığıyla resmedilen, türlü yalan dolan haberle hedef haline getirilen kişi 11 seçim kazanmış bir siyasi lider. Egemen, demokratik ve AB adayı bir ülkenin Cumhurbaşkanı.

Mesele Erdoğan’ın şahsı da değil. Zaten onun şahsında Yeni Türkiye karşısındaki hoşnutsuzluk sergileniyor. Terör örgütleri “diktatörlük” söylemi üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor. İçeride de “Hayır” kampanyasının öncüleri “Evet” çıkması durumunda Türkiye’de diktatörlük olduğununun tescilleneceğini, bu durumda terör örgütlerinin “özgürlük mücadelesi veren meşru yapılar” haline geleceğini, bu durumda da Türkiye’ye BM’nin müdahalesinin söz konusu olacağını ifade ederek kareyi tamamlıyorlar.

Aynı senaryoyu Mısır’da uygulamışlar ve başarılı olmuşlardı. Mursi’nin itibarsızlaştırılması süreci sonrasında elbirliğiyle Sisi’ye yaptırılan kanlı darbe meşru hale gelmiş, Sisi’nin yanına ilk koşanlar Avrupalı liderler olmuştu. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff de Gezi ve 17/25 Aralık karışımı bir süreç sonrasında görevinden alındı. Küresel sermaye ve içerideki güçlü işbirlikçileri şu anda Brezilya’nın kaderini karartmakla meşguller.

Ama Türkiye’de ne Gezi, ne 17/25 Aralık, ne koalisyon oyunları ne de 15 Temmuz işgal planı tuttu. Avrupa’nın öfkesi öncelikle bundan.

İşi iyice çığrından çıkarmış durumdalar. İsviçre’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şakağına silah dayayarak “Erdoğan’ı öldürün” pankartı asan terör örgütlerine sahip çıkıyorlar. Bulgaristan seçimlerde Türkler oy kullanmasın diye sınırlarını kapattı. AK Parti Milletvekili Aziz Babuşcu’nun ülkeye girişi yasaklandı.

Düşünsenize, İstanbul veya Ankara’da terör örgütleri miting düzenleyecek ve “Merkel’i öldürün” diye pankart açacaklar. Türkiye Avrupa vatandaşlarına sınırı kapatacak veya siyasilere yasak getirecek… Herhalde dünya birbirine girerdi.

Bu kabul edilemez bir skandaldır.

Avrupalı yetkililer olarak bu faşist Nazi uygulamaları karşısında tek bir cümle kurmayacak, buna itiraz eden Türkiye’ye “sınırı aşma” diye çıkışacaksınız.

Takke düşmüş kel görünmüş, asıl yüzler ortaya çıkmıştır.

Vesayete dönüşmüş ilişkilerin yeniden masaya yatırılmasının vakti gelmiştir. Avrupa Birliği üyelik sürecinin ucunun açık bırakılmış, bitmeyen bu nişanlılığın bir taciz ilişkisine dönüşmüş olmasının, aday bir ülkeye bu kadar açık bir tavırla saldırılmasının kabul edilecek bir tarafı yoktur.

Türkiye’nin uzaktan kontrol edilemeyecek, bağımsız bir devlet olması eğer rahatsız edici bulunmuşsa, bu yeni bir şey değildir.

Yeni olan Türkiye’nin kendi onuru ve menfaatlerine sahip çıkan tavrıdır. Bu tavra dünya alışmak zorundadır. Değişim boyun eğerek değil, haklara sahip çıkarak gerçekleşebilir.

Bu nedenle Türkiye’nin yeniden zapturapta alınmasının son şansı 16 Nisan’da “hayır” çıkması olarak görülmektedir ki, bu, yaptığımız işin ne kadar önemli olduğunun bir sağlamasıdır.

Bir yapı meşruiyetini yalan diktatörlük kampanyalarıyla değil, egemen bir ülkeye karşı terör örgütleriyle düşüp kalkarak kaybeder.

Avrupa’da bu çılgınlığı gören, fark eden birileri var mı, sesleri pek çıkmadığı için anlayamıyoruz. Ama süreç Türkiye’ye değil, Avrupa’nın kendisine zarar vermekte, yaşlı kıta marjinallere, ırkçı zihniyete teslim olmaktadır. Kimsenin kötü olmasını istiyor değiliz. Uyarılarımızı yapıyor, bize dönük tüm kabul edilemez hamleleri mütekabiliyet esasına göre cevaplıyoruz.

Gerisi herkesin kendi bileceği iştir.

<p>Sakarya Nehri´nin Karadeniz´e döküldüğü Yenimahalle mevkiinde, çuvallara konularak denize atılmış

Denizden Çuval Çuval Tavuk Ölüsü Topladılar

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Gece sesleri duyuluyor... Ormanı yediler!

İstanbul'da sahte nargile tütünü imalathanesine baskın