• $8,3427
  • €10,1873
  • 501.384
  • 1461.34
06 Mart 2011 Pazar

Denizin parlayan gözleri fenerler

Karanlıkta parlayan deniz fenerleri, bazıları için umudu bazıları için yalnızlığı temsil ediyor. Binlerce yıldır insanlara yol gösteren deniz fenerleri, teknolojiye rağmen inatla yaşıyor...
'Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında,
Bırak anılar gitsin biraz daha geri.
Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir,
Düşün nasıl durmuş sabırla yüzlerce yıl,
Hep bu benekte bu deniz feneri'
Bu dörtlük ünlü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya ait. Sadece Dağlarca değil, dünya edebiyatında birçok şaire, birçok ressama esin kaynağı oldu deniz fenerleri. Kimilerine göre karanlıkta parlayan umut ışığı, kimilerine göre yalnızlık, kimilerine göre denizin sırdaşı. Tarihi milattan öncesi dönemlere kadar gidiyor. Kritik noktalara dikilen sütunların üzerinde yakılan ateşle denizcilere yol gösteren deniz fenerleri, bugün teknoloji denizinde yüzüyor olmamıza karşın hala oldukça önemli.

EN ESKİSİ İSKENDERİYE
Dünyanın bilinen en eski deniz feneri, dünyanın yedi harikası arasında yer alan İskenderiye Feneri. M.Ö. 3. yüzyılda yapıldığı biliniyor. 116 metrelik dev bir sütun olan fenerin tepesindeki madeni kapta reçineli odunlarla madensel yağlar karıştırılarak ateş yakılıyordu. Arşimet'in yaptığı metalik çukur aynaların yardımıyla bu ateşin 50 kilometre uzaktan rahatça görüldüğü söylenir. Fener, 14.Yüzyıl'a kadar ayakta kaldığı ve bir depremle yıkıldığı biliniyor. Ancak bazı kaynaklar da bilinen en eski fenerin M.Ö. 7. yüzyılda Çanakkale'nin bugünkü adıyla Kumkale, antik ismiyle Sigeon'da olduğunu söylüyor.
Bugün dünyadaki deniz feneri sayısı 25 bini aşmış durumda. Türkiye'de  372 faal deniz feneri var. Anadolu kıyılarında, antik çağ döneminde denizcilere yol gösteren çok sayıda deniz feneri varmış ancak depremler, savaşlar ve coğrafi değişimler nedeniyle çoğu bugüne ulaşamamış. Şu anda ayakta olan en eski deniz feneri 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Fenerbahçe Feneri. Daha sonra ise Ahırkapı ile Anadolu ve Rumeli fenerleri geliyor.

FRANSIZLAR İŞLETİYORDU
1755 yılında inşa edilen ilk Ahırkapı deniz fenerinin bakımı Bostancı Ocağı neferleri tarafından üstlenilmiş, daha sonra da babadan oğula geçmiş fenerlerin imtiyaz hakkı, 1860 yılında iki Fransız'a verilmiş. Cumhuriyetin ardından fenerler de alındı ve 1938 yılında Denizbank'a devredildi. Şu anda da Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından  işletiliyor. 
Türkiye'de yüzlerce deniz fenerinin birbirinden farklı mimarisi, tarihi ve öyküsü var. Önemli bir kısmı 200 yılı aşkın zamandır denizcilere yol göstermeye devam ediyor. Hepsini tek tek anlatmak kitaplara konu olabilir. O nedenle bu hafta diğerlerinden farklı özellikleriyle ayrılan birkaç deniz fenerine yer verelim istedik. Deniz fenerinin sadece uzakta parlayan bir ışık değil, yüzyıllar öncesinden göz kırpan bir denizci olduğunu hissederek iyi seyirler dileyelim...

Akdeniz'in kırlangıcı: GELİDONYA
Akdenİz'İn kılavuz fenerlerinden biri Gelidonya, antik yıllarda deniz ticaretinin önemli noktalarından biri olan Olimpos'a komşu. Antalya'nın Kumluca İlçesi Taşlık Burnu'nda yer alıyor. Türkiye kıyılarının en yüksek feneri, 227 metre yükseklikte. Sivri kayalıklar üzerindeki fenere ulaşmak oldukça zor bu nedenle hala bölgede elektrik yok, her şey insan gücüyle yapılıyor. Antik Likya yolu, çam ağaçları, yabani çiçekler, hiçbir yerde göremeyeceğiniz kuşlar yolculuğunuza eşlik ediyor. Zaten fenerin adı da Yunanca 'Khalidonya' yani kırlangıçtan geliyor. Babadan oğula geleneği hala sürüyor bu fenerde. 1936 yılında yapılan fenerin ilk bekçisi inşaatta da çalışan Karadenizli   bir ustaymış. Usta memleketine dönünce 1945 yılında Ali Demir işe başlamış, görevi oğlu Hasan Demir üstlenmiş. Şimdi de dünyaya gözlerini bu fenerde açan Mustafa bekçilik yapıyor. Yolunuz buraya düştüğünde Mustafa'ya yardım etmek isterseniz yiyecek bir şeyler alıp iki kilometrelik patika yolu tırmanıp fenere çıkın.

En ünlüsü Şile
Geçen yıl restore edilerek turizme kazandırılan Şile Feneri, 1859 yılında Fransızlara ait Fenerler İdaresi tarafından yaptırılmış. Türkiye'nin en büyüğü. Kendi etrafında dönerek ışık saçıyor. Bu nedenle ışığı 20 deniz mili uzaktan görülüyor. Deniz seviyesinden 60 metre yüksekte olan fenerin yüksekliği de 19 metre. Rumeli ve Anadolu fenerlerinden sonra yapılan Şile Feneri, sekizgen şeklinde ve 110 cm kalınlığında taştan yapılmış bir kuleden oluşuyor. Gündüz iyi görülebilmesi için enlemesine siyah ve beyaz bantlar çizilerek boyanmış. İnşa tarihinde ışık kaynağı olarak üç fitilli gaz lambası kullanılmış ve alt kısmında gazın dinlendirilmesi, süzülmesi için sarnıç şeklinde özel depo yapılmış. Şile'ye yapacağınız bir gezide fenerin etrafındaki Kavala parkında oturup bir çay içerek dinlenirken Karadeniz'e açılan gemileri izleyin.

Kerempe'nin sis lambası da var
NazIm Hikmet'in de şiirlerinde yer verdiği Kerempe Feneri, yalnızlığın en iyi örneklerinden biri. Kastamonu'nun Cide İlçesi'nde Kerempe burnunda yer alıyor. Sadece ışığıyla değil, sis düdük lambasıyla da tanınan Kerempe Feneri'ne oldukça virajlı bir yoldan ulaşılıyor. Solunuzda Karadeniz, sağınızda yeşilin bin bir rengi size eşlik edecek bu yolculukta. 82 metre yükseklikte Kerempe, 1884 yılında inşa edilmiş. Yıllardır Karadeniz'de seyahat eden gemilere, balıkçılara, yelkencilere rehberlik ediyor.

Batıdan gelenleri karşılıyor
1866 yılından bu yana denizcilere yol gösteriyor Türkiye'nin en batısındaki İğneada Feneri. Kırklareli'ne bağlı İğneada bölgesindeki fenerin Bulgaristan'a uzaklığı 12 kilometre. Batı Karadeniz'den İstanbul Boğazı'na doğru giriş yapan gemilerin Türk karasularına girdiklerinde ilk gördükleri fener. Etrafında tarlalar, yabani incir ağaçları bulunan fener, Karadeniz'in azgın dalgalarından korunmak için 44 metre yüksekliğindeki bir tepeye konuşlanmış. Fenerin yakınına kadar araçla gelip daha sonra tepeyi tırmanmanız gerekiyor, zirveye ulaşmadan kulağınıza gelen dalga sesleri, fenerin zarif mimarisi, tertemiz hava 'iyi ki geldim' dedirtiyor insana. Her fenerin bekçisi aynı zamanda iyi bir balıkçıdır, İğneada Feneri'nin 'sorumlusu' Nihat Bey de öyle. Sıkı bir deniz ve balık muhabbeti sizi bekliyor.

Üzüm bağları arasında Hoşköy
Ganos Dağı'nı tırmanarak Marmara Denizi Tekirdağ kıyılarında yer alan Hoşköy ya da eski adıyla Hora Feneri'ne ulaşmak mümkün. Mürefte'nin üzüm bağları arasında yapılacak keyifli bir yolculuğun sonunda 1861 yılında yapılmış fener karşınıza çıkıyor. Denizi tepeden kontrol eden fenerden aşağıdaki balıkçı barınağını da izleyebilirsiniz. Bir rota feneri olan Hoşköy feneri deniz seviyesinden 50 m yükseklikte. Malzemeler özel olarak Fransa'dan getirilmiş. Önceki yıllarda gaz yağı ile çalışan fenerin görünüş mesafesi 19 deniz mili. İstanbul'dan günübirlik bir gezi yaratıp Hoşköy'de bir nefes alın, belki de bir Mürefte şarabıyla denizin tadını çıkarmak istersiniz.

<p>MGM Hava Tahmin Uzmanı Şahin Şahbaz,</p><p>'Balkanlardan gelen yağışlı ve serin bir hava cuma, cu

Meteorolojiden gök gürültülü sağanak yağış uyarısı

Ayvalık'ın kırmızı mercanları keşfedilmeyi bekliyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Mayıs 2021)

Arjantin'de ''İsrail'i kınama, Filistin ile dayanışma'' gösterisi düzenlendi