• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
12 Nisan 2015 Pazar

Yazık bu insanlara yazık

Türkiye’de son derece ciddi iddialar ve bu iddialara dayanan önemli operasyonlar var. Her gün yeni bir operasyon kararı alınıyor. Halka giderek genişliyor. Hepsinin hedefi de Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne “tehdit” olarak giren Paralel Yapı.

Ayrıca, bu operasyonlardan bazıları, iddianamelere bağlanmış ve mahkemelere intikal etmiş durumda. Yapılan suçlamalar, gerçekten tüyler ürpertici.
Bunlar madalyonun bir yüzü…
Bir de madalyonun diğer tarafı var. Onu da Zaman ve Bugün gazeteleri okuyup STV izleyerek görebilirsiniz.
Onlara göre, yapılan suçlamaların tamamı komik! Çünkü, yakalanıp gözaltına alınan, bir kısmı tutuklanıp cezaevlerine gönderilen insanların tamamı pırıl pırıl, tertemiz ve pir-ü pak!
Herkes yalan söylüyor, gazeteci yalan yazıyor, savcı yalanın kurbanı oluyor, hakim de bu yalanları gerekçe yaparak karar veriyor!
Öyle diyorlar.
* * *
Operasyonlar sürerken, şüphelilerin avukatları bir açıklama yapıyor:
-Yapılan işlemlerin tamamı hukuksuz. Ortada tutuklanmayı gerektirecek hiçbir delil yok.
Çok doğal, zaten avukatın görevi bu. Savcı suçlayacak, o müvekkilini aklamak için uğraşacak. Bunun için para alıyor. Ama öyle olmuyor; avukat aynı zamanda savcı ve hakim yerine geçiyor.
“Bakın avukat ne söylüyor” diyorlar. Şüphelileri yargı karşısına çıkmadan aklıyorlar!
Olmadı, bir profesörden görüş alınıyor. O da süslü laflar ediyor:
-Bu ne biçim iddianame? Bunu hazırlayan savcı öğrencim olsaydı, ben ona sıfır verirdim.
İşte bu kadar! O dava da bitti, geçiniz.
Haydi, o “hukuk profesörü” diyelim; bir de “hukukçu gazetecilerimiz” var ki, muhteşemler; evlere şenlik. Sürekli olarak ellerinde mikrofon operasyon bölgesindeler. Sabah sabah avazları çıktığı kadar bağırıp “gereği düşünüldü” demeden kararlarını açıklıyorlar:
-Bir algı operasyonu daha başladı…
Suçlamaların ne olduğundan habersizler, ortada bir iddianame bile yok. Ama onlar, son derece emin ki “algı operasyonundan” bahsedebiliyorlar. Sadece “hukukçu” değiller, aynı zamanda “müneccim” tarafları da var:
-Bu bir algı operasyonudur!
* * *
Eksik bırakmayalım, bir de “aileler” devreye giriyor…
Bizim “hukukçu” muhabirlerimiz, hemen onlara mikrofon uzatıyor:
-Benim yavrumun hiçbir suçu yok. Onlara kumpas kurdular.
Sonra din istismarı devreye giriyor:
-Gittim, nezarette kendisini gördüm. Sürekli Kuran-ı Kerim okuyor.
Daha ne olsun? Yetmez mi? Bu ifadeler onları aklamaz mı? Hatta “kahraman” bile yapabilir. Zaten onlar da gereğini yapıyorlar “kahraman” gibi davranıyorlar. Hatta ilahlaştırıyorlar.
Durum bu olunca, insan “savcıya ve hakime ne gerek var” diye düşünüyor! Hepsini boş yere istihdam ediyoruz. Türkiye, daha işin başında karar verebilecek cevherlerle dolu!
* * *
Asıl önemli tarafa gelince…
Türkiye bir İslam ülkesi, bu insanlar da Müslüman! Hatta bu ülkede İslam’ı onlar temsil ediyor. Görmüyor musunuz, yazıp çiziyorlar; o insanlarla uğraşanların kendi cehennemlerine odun taşıdığını bile söylüyorlar.
Onlara operasyon yapanlar, ahiretlerini yakıyor. Onlar cennet yolunda, diğerleri cehennemlik! Yazılıp çizilenlere bakılırsa, bu cezaevlerine doldurulan insanlar öyle büyük sevap içine girmişler ki, insanın kapılarını zorlayıp cezaevine giresi geliyor!
Yazık, gerçekten çok yazık… Acıyorum bu insanlara!
Sakın yanlış anlamayın, operasyonlar sonucu gözaltına alınıp tutuklananlardan bahsetmiyorum. Hala onları allayıp pullayıp ilahlaştıranlara ve bu yapıya biat edenlere acıyorum.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!